Jung, Analitik Psikoloji’nin kurucusu ve modern psikolojinin önemli temsilcilerindendir. Kendisiyle sınırlı bireyin kendi dışına çıkmasını, kendiliğin keşfedilmesini ve insanın aşkınlığını hedef alırken; mitolojiden, doğu dinlerinden, efsanelerden, insanlığın tüm ortak değerlerinden yararlanır. Bu nedenle Jung’un çalışmaları, farklı bilgi alanları ile bilimsel bilgiyi buluşturan niteliktedir.

Jung varoluşçu arayış anlayışı içindedir. Görüş açısı fenomenolojiktir. Olay, yaşantı, olgularla ilgilenirken; “Var olduğuna göre psikolojik açıdan gerçektir” fikrini benimser. Jung’a göre bireyi tanımlayan şey, eşsiz olma niteliğidir. Bu nedenle sadece teorik varsayımlara dayanan hiçbir benlik bilgisini kabul etmez.  

insan

Psişe Nedir?

Analitik Psikoloji’de psişe kavramı, kişiliğin tamamını kapsar. Psişe bir bütündür ancak statik değildir, dinamik özelliktedir enerji aktarımı hep vardır. Bilinç ve bilinçaltı da psişeye aittir, bu nedenle gerçekliği tek başına ifade eder. Latincede ruh anlamına gelmektedir.

Jung Ve Bilinç, Ego, Bilinçaltı Kavramları

Analitik Psikoloji’de bilinç, hem algılanana hem algılanmayana yönelik bir tanımı içerir. Dış dünya bilgisinin, psişe içeriği ve ego ile bir araya gelmesi bilinci oluşturur. Bilinç; düşünme, hissetme, duyumsama, sezme özelliklerini içerir. Dışadönüklük ve içedönüklük ise psişik kavramlardır. Bu bağlamda farklı kombinasyonlar oluşturularak analitik psikolojide 8 psikolojik tip tanımlanmıştır. Bu konuya başka bir yazımızda ayrıntılı olarak değineceğiz.

Ego, bilinçli zihnin düzenini ifade eder. Jung, birçok çalışmasında ego ile bilinci birlikte kullanmıştır. Bu noktada ego bilinçli algıların, yaşanmışlıkların, zihinsel süreçlerin tümünü ifade eder. Aynı zamanda, insan kişiliğinin sürekliliğini sağlar.

Ego, bilinçaltı ile psişe arasında bir kapı görevi görür. Ego izin vermezse bilinçaltındaki hiçbir bilgi bilince ulaşmaz; bireyleşme yani kendini gerçekleştirme süreci tamamlanamaz.

“İnsan'a” İnsancıl Bakış-2: Carl Gustav Jung 1

Bilinçaltı ise her şeyin kaynağıdır. Bilincin oluşmasını sağlayan da bilinçaltıdır. Bilinçaltı, yaratıcı ve yok edici ruhun (psişenin) ortaya çıktığı temel kaynaktır. Bu nedenle bilinçaltı, ruhsal öz düzenleme işlevi de görür. Yaratıcı görüşlerin ve esin kaynaklarının temelinde de bilinçaltı vardır. Çünkü Jung der ki; “Bilinçaltı sadece karanlık değil aynı zaman da aydınlıktır da.. İnsanın yaradılışından (özünden) gelen en yüce özelliklerin kaynağıdır da..” işte Jung’u bu yüzden seviyoruz 🙂

Yazımızın devamında bilinçaltı kavramı yerine, bilinçdışı kavramını kullanacağız.

Kişisel Bilinçdışı Ve Kolektif Bilinçdışı

Kişisel bilinçdışının içeriği, bireyin yaşayarak deneyimlediği her şeydir. Bilince ulaşmamış yaşantılar dahil hiçbir şeyin psişede yok olmamasını sağlar. Bilinçdışı, ego ile yan yanadır. Bireyleşme sürecinde, bilinçdışının kolektif düşünmeyi sağlaması gibi çok önemli bir görevi vardır. Çünkü kişisel bilinçdışının çok daha derininde, kolektif bilinçdışı bulunmaktadır.

Kolektif bilinçdışı, insanlık evrimi ile ilgilidir ve tam anlamıyla insanlığa aittir. İnsan zihni, evrim tarafından biçimlendirilmiştir bu nedenle de geçmişle bağlantılıdır. Ortak bilinçdışında var olan eğilimlerimiz, birçok davranışımızın da nedeni sayılabilecek niteliktedir.

Kolektif bilinçdışında, hem evrensel kökenli dinamikler hem de yaşanılan hayatın dinamikleri söz konusudur. Bireyleşme sürecinin başarıya ulaşması için bu iki dinamiğin mutlaka birleştirilmesi gereklidir.

“İnsan'a” İnsancıl Bakış-2: Carl Gustav Jung 2

Önemli olan kişisel bilinçdışı değil, kolektif bilinçdışıdır. Jung’un Analitik Psikoloji’sini diğerlerinden farklı ve hatta ilginç kılan da bu kavramdır. İnsanlığa bütüncül bir bakış açısıyla bakmamızı sağladığı için de ayrı bir değeri vardır.

Kolektif bilindışı; bireyin asıl önemli olanı yüzyıllar öncesindeki bir imgede bulması, kendilik için yeniden doğuşunu da insanlığın ortak değerleri üzerine inşa edebilmesi açısından gerçekten hayret uyandırıcıdır.

“İnsan'a” İnsancıl Bakış-2: Carl Gustav Jung 3

Arketip Nedir?

Kolektif bilinçdışı, bireyleşmeye yani kendini gerçekleştirmeye yönelik bir çaba gösterir. Bu çabanın amacına ulaşması için önemli olan şey, ilgili otantik imgenin bulunmasıdır. Analitik Psikoloji’de bu imgeler arketip olarak adlandırılır. Arketipler sınırsız sayıdadır. Yaşamdaki olay, nesne, olgular kadar çoktur.  

Arketipler, bilinçten önce var olan sezgi ve kavrayış biçimleridir. Kişiliğin ve kendiliğin ilk örnekleri de, arketiplerdir. Arketipler, bireyin içsel yaşantısındaki zenginliği oranıyla kendini belli eder.

Arketipler sınıf, dil, din, ırk, coğrafi konum ayrımı gözetmez. İnsanlığın binlerce yıldır oluşturduğu duygu ve düşünce bakımından benzer psikolojik kalıplardır. Arketiplerin geçmiş ve şimdi ile canlı bir ilişkisi vardır. Mitolojiler, masallar, destanlar, hatta modern roman ve hikayeler arketipsel bir alan oluştururlar.

“İnsan'a” İnsancıl Bakış-2: Carl Gustav Jung 4

Kendilik Arketipi

Kendilik arketipi; bireyleşme sürecini başlatan, geliştiren ve sonuçlandıran arketiptir. Bireyin kendisini gerçekleştirmesi için vardır, bu nedenle de tüm arketiplerin merkezindedir. Psişeyi tamamen kapsar.

Bireyleşme Süreci Ve Yaşam Aşamaları

●Yaşamın İlk Aşaması: Bireyin iç gerçekliğini görmediği, sadece dış gerçeklikte oyalandığı yaşamıdır. Bilinçaltı potansiyelleri kendini göstermez. Bireyin kendisini gerçekleştirme isteği yoktur. Aslında yaşamın ilk aşaması, ikinci aşamasının varlığının nedenlerini oluşturur.

Yaşamın 2. Aşaması: Yaşam boyu sürecek olan, içsel gerçekliğe yolculuk aşamasıdır. Birey kendini gerçekleştirmeye yönelik, kişiliğinde yavaş ama kesin bir değişim yaşar. Zorlu bir süreçtir, varoluşsal arayış içinde gerçekleşir.

“İnsan'a” İnsancıl Bakış-2: Carl Gustav Jung 5

Bireyleşme Sürecinde Kendiliğin Keşfi

Bireyleşme süreci, kendiliğin kendini gerçekleştirme sürecidir. Bu potansiyel her insanda vardır.

Kişilik sahasının genişletilmesi için, kişisel bilinçdışında bulunan her şeyin bilinç seviyesine çıkarılması zorunludur. Bu durumu, bireyleşme sürecinin ilk aşaması olarak tanımlayabiliriz.

Egonun bilinçdışı ile bilinç arasında bir kapı işlevi gördüğünden bahsetmiştik. Ego aynı zamanda bilincin merkezidir. Kendilik ise bilinçaltını ve egoyu da içine alan bir merkezdir.

Kendilik bir bakıma bütünlüğün merkezidir, gerçekliktir. Zaten asıl amacı da bütünselliktir. Bireyleşme sürecinin sonuç noktası ise kendiliğin keşfidir.