Son yıllarda gündeme gelen kadın erkek eşitliği konusu iş hayatında da maalesef etkisini gösteriyor. Kadınlar ya çalışamıyorlar ya da çalışma hayatlarındaki ayrımdan ve buna benzer birçok sebepten yakınıyorlar.

Türkiye’de Kadın İstihdamının Tarihsel Gelişimi

Cumhuriyet dönemi öncesinde kadınlar, kapitalizmin topluma yerleştiği döneme kadar tarım alanında aile işçisi olarak çalışma hayatında yer alıyorlardı. Tanzimat döneminde kız çocuklarına mesleki eğitim verilmesi, fabrikalarda ve dikimevlerinde gayrımüslim kadınlar haricindeki kadınların çalışması kadınların çalışma hayatına girmesini sağlamıştır. Balkan Savaşı, Kurtuluş Savaşı gibi savaşlara erkeklerin katılması sebebiyle kadınların iş hayatına katılımları daha da artmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında askere giden erkek memurlar yerine kadın memurlar işe alınmış. Fakat savaştan sonra kadın memurların çoğunun işine son verilmiştir.

Cumhuriyetin kuruluşuyla kadın hakları önemsenmiş ve çalışma hayatında yer alabilmeleri sağlanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, kadınların iş yaşamına dahil olmasını ve iş yaşamında korunmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet döneminde çalışan kadın oranı %25 olarak kayıtlara geçmiştir.

1950 yılından sonra kadınlar iş hayatında aktif olarak yer almaya başlamışlardır. 1980 yılından itibaren kadınlara sanayi sektöründe yeterli istihdam oranı sağlanamamıştır. Bu yıllarda kadınların işgücüne katılım oranları azalmıştır.

Günümüzde çalışan kadın oranı dünyadaki diğer ülkelere kıyasla epey düşüktür.

 

kadın

 

İş Hayatında Kadınların Karşılaştığı Olumsuz Durumlar

-Mesleki eğitimde eşitsizlik

-Medeni durum etkisi

-İş bulmada ve yükseltilmede eşitsizlik

-Cinsel ve psikolojik taciz

-Aynı ünvana sahip olan çalışanların birbirlerinden farklı maaşlar almaları durumu

 

Türkiye’de İstihdam Verileri

TÜİK Kasım 2017 verilerine göre çalışan nüfus sayısı 31 milyon 790 bin. Bu nüfusun 10 milyon 287 binini kadınlar ve geri kalan 21 milyon 301 binini erkekler oluşturmakta.

İstihdam edilen nüfus: 8 milyon 904 bin kadın, 19 milyon 612 bin erkek.

 

terazi

 

Cinsiyet Eşitliğine Ulaşılması İçin Stratejiler:

(Bu başlık altındaki maddelerin tamamı için Charles Zastrow-Sosyal Hizmete Giriş kitabından faydalanabilirsiniz.)

  • Gerçek cinsiyet eşitliği temelde insanların kendileri olmakta özgür olması anlamına gelir.
  • Kadınlara en uygun olanın annelik olduğunu öne süren annelik mitinden vazgeçmeliyiz.
  • Kadınlar tüm geleneksel çocuk bakımı ve ev işlerini üstlendikleri koşulda işte erkeklerle eşit biçimde rekabet edemezler.
  • Cinsiyet ayrımcılığını engelleyen yasalar uygulanmalıdır.
  • Kadınları yalnızca ev kadını ya da cinsel obje olarak betimleyen reklamcılar cinsiyetleri daha eşit betimlemeye başlamalıdır.
  • Rehber öğretmenler veya öğretmenler, öğrencilere kariyer tercihlerini cinsiyetlerine göre değil yeteneklerine göre belirlemesi için yardımcı olmalıdır.
  • Yayıncılar cinsiyet rolü kalıplarına son vermeli, kadınları ve erkekleri çeşitli rollerde betimlemeleridir, ev içi işleri yapan erkekler ve pilotluk, hekimlik yapan kadınlar gibi.
  • Hem devlette hem özelde iş kurumlarının eşit ücret ilkelerine rivayet etmesini zorunlu kılan yasalar yürürlüğe girmelidir. Kadınlar eşit ücret ya da erkeklerin geleneksel olarak yaptığı işlerde karşılaştırıldığında ücret eşitliği hakkına sahip olmalıdır.

Ben kadın erkek eşitliğinin çocukluk döneminden itibaren aşılanmasından yanayım. Çocuklar babalarının sofraya tabak taşıdığını, annelerinin mangal yaktığını görmeli ve bunu garipsememeli ki oğlan çocuklar, ileride aynı konumda olduğu kadın iş arkadaşıyla aynı maaşı aldığı için sitem etmemeli.

Kaynakça:

– Charles Zastrow-Sosyal Hizmete Giriş

-Doç. Dr. Orhan Koçak- Sosyal Sorunlar (İstanbul Üniversitesi lisans programı ders kitabı)

-www.tuik.com.tr