8 Mart 1857.. Bir pazar sabahı ABD’nin New York kentinde bir tekstil fabrikasında, içinde kadınların da bulunduğu 40.000 işçi çalışma şartlarını düzeltmeyen patronlarına karşı grev kararı alır. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi bu yangında can verir. Önce onlara ithaf edilen gün, daha sonra tüm emekçi kadınlara ithaf edilir. Bende sizlere kadın isterse neler yapabileceğinin canlı örneklerini bir araya topladım. Hepimize ilham olması dileğiyle. 🙂

Zümran Ömür

Kadın İsterse Her Şeyi Yapabilir 1

Zümran Abla hepimize örnek olması gereken güçlü Anadolu kadınından sadece biri. Yaptığı proje ile köyündeki diğer kadınların da kendi ayakları üzerinde durabilmesini sağladı. Zümran Ömür, köyündeki bitki çeşitliliği üzerine harekete geçti. Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği’ni kurdu. Literatürü öğrenebilmek için önce Fransızca öğrendi, sonra Hindistan’dan gelen Vinot Kumar isimli bitki doktoru ile birlikte bitkiler üzerinde çalıştı. Kars’ın 32 peynirini tüm dünyaya tanıtan bir peynir müzesi kurdu. Zümran Abla, Anadolu kadınının gücünü tüm dünyaya gösterdi.

Canan Dağdeviren

Kadın İsterse Her Şeyi Yapabilir 2

İlk sindirilebilir sensörü bulan ve Harvard Genç Akademi Üyeliği’ne seçilen ilk Türk bilim kadını Dr. Canan Dağdeviren, yaptığı çalışmalarla ülkemizi Amerika’da en iyi şekilde temsil ediyor. Fizik aşkı ve insanlığa yararlı olma hissi bir çok buluşa imza atmasını sağlıyor. Cilt kanserini, cilde yapışarak 10 saniyede tespit etmeye yarayan cihaz, insan vücudunun kendi hareketinden kazandığı enerjiyi kullanan giyilebilir kalp pili, parkinson hastalarının hayatını kolaylaştıracak beyin iğnesi bunlardan sadece bir kaçı.

Ümmiye Koçak

Ümmiye Koçak

Ümmiye Koçak kadınlar için farkındalık yaratan bir Anadolu kadını. Okumayı çok istemesine rağmen 10 kardeş oldukları için ilkokuldan sonra okula gönderilemedi. Fakat Ümmiye Koçak, okuma aşkını hiç yitirmedi. İlkokulu bitirdikten sonra okuduğu kitaplarla kendisini geliştirdi. Mersin’in Arslanköy‘üne gelin giden Ümmiye Koçak, köy kadınlarının yaşadıkları sorunları göstermek için, 2001 yılında “Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu”nu kurdu. Türkiye’nin dört bir yanında topluluğuyla birlikte sahneye çıktı. Tarlada çalıştığı paraları biriktirerek, kadına şiddeti konu alan “Yün Bebek” filminin senaryosunu yazdı ve aynı zamanda yönetti. Bu film ile  New York Avrasya Film Festivali’nde “Sinemada En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülünü kazandı. Sesini başta sadece Mersin’e duyurmayı amaçlayan Ümmiye Koçak tam da kalbinden geçeni gerçekleştirdi ve sesini tüm dünyaya duyurdu.

Karsu Dönmez

Karsu Dönmez

Kameraları gördüğünde şarkı söylemeyen bayılan küçük bir kızın, tüm dünyaya müziğini duyurma hikayesiydi bu. Hollanda’ya göç etmiş bir anne babanın kızı olan Karsu, kendi restaurantlarında hem garsonluk yapıp hem liseyi okudu. Piyanoya aşırı ilgisi vardı. Kendi kendine piyano öğrendi. Bir gün bir müşteriye piyano çalması onun hayatını değiştirdi. Konserler vermeye başladı. Kendini geliştirmek için konservatuara başvurdu fakat kabul alamadı. Yine de pes etmedi ve çalışmaya devam etti. Verdiği konserlerden birinde onu red eden hocalarının onu ayakta alkışladığını görünce doğru yolda olduğunu bir kez daha anladı. Türk ezgilerini caz müziği ile birleştiren Karsu, tüm dünyaya Türk ezgilerini tanıtmaya devam ediyor.

Fatma İpek Alcı

Fatma İpek Alcı

Fatma İpek Alcı, 30 Yıl önce Konya’dan İsveç’e göç etti. 30 yılın sonunda İsveç’de fark yaratan bir isim oldu ve “2017 İsveçli Kahramanlar” ödül töreninde “Yol Gösterici” dalında ödül kazandı. Fatma İpek Alcı, İsveç’de 2015 yılında bir güvenlik derneği kurdu. Güvenlik derneğinde orta yaş üzeri Türk kadınlarıyla birlikte mahallelerindeki güvenliği sağlamak adına bir takım çalışmalar yürüttüler ve başarılı da oldular. Bu çalışmayla, Türk kadınının sosyal hayata olan katkısına dikkatleri çektiler.

Reyhan İşcan

Reyhan İşcan

Kadın isterse her şeyi yapabilir. Sadece hayal etsin yeter. Reyhan İşcan 2013 yılında ““İstiridye Mantarı Üretme” projesiyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından düzenlenen “Kadın Çiftçiler Yarışıyor Bilgi ve Proje Yarışması”nda birinci oluyor. Yarışmadan kazandığı 50 bin TL ile 200 metrekarelik bir alanda istiridye mantarı üretmeye başlıyor. 2014 yılında aynı yarışmanın “Şampiyonlar Şampiyonu” versiyonuna “Meşe Kütüğünde Reishi Yetiştirme ve Pazarlama” projesi ile katılıp tekrar şampiyon oluyor. Eskişehir’de kurduğu 115 metrekarelik tesiste ölümsüzlük mantarı olarak da bilinen Reishi mantarı üretimine başlıyor. Üretimi oldukça zahmetli olan Reishi mantarını Reyhan İşcan yılda 200 kilogram üretiyor.

Kadın isterse anne, eş, kariyer sahibi, girişimci, müzisyen, bilim insanı, doktor, sanatçı hepsini olabilir. Hepsini bir anda da yürütebilir. Yeter ki istesin yeter ki gücünün farkında olsun. Gücünüzün farkında olun. 🙂