Bilim öyledir ki, kimi zaman harikalar yaratır, kimi zaman ise tamamen bir faciaya dönüşür. Mesela Einstein hayatımıza birçok şey kattı: kuantum fiziği, izafiyet teorisi, atomun parçalanması… Bunlar iyi yanı ama maalesef onun yarattığı atom bombası ABD tarafından Japonya’ya atılarak büyük bir felakete yol açtı.

İlaçlar da bilimin bu etkilerinden biridir aslında. Yan etkiler yapabiliyor, dozu ayarlanmadığı sürece ölüme yol açabiliyor. Ama onlarsız da hastalıklar geçmez… Şimdi sizleri tarihin tozlu sayfalarına götürerek, zamanında piyasaya sürülen bir ilacın nasıl bir felakete yol açtığını anlatacağım.

Thalidomide

Katil İlaç: Thalidomide 1

1950’lerin sonunda Chemie Grünenthal isimli Alman ilaç firması, thalidomide bileşiğini keşfetti. Bileşik üzerinde çeşitli testler yaparak talidomid kimyasal yapısını ve farmakolojik özelliklerini ortaya çıkardı. Bu ilaç bağışıklık sistemini aktive ederek ya da baskılayarak hastalığı tedavi etme özelliği barındırıyordu. Thalidomide, özellikle antiemetik (kusmayı önleyici) ve sakinleştirici etkilerinin keşfedilmesi sayesinde, 1957 yılında Contergan ticari ismiyle Batı Almanya’da piyasaya sürüldü. Reçetesiz kullanım için ruhsat alabildiği ülkelerde, özellikle hamilelikte yaşanan bulantılara iyi geldiği ve uyku problemini çözdüğü gerekçesiyle gebe kadınlar arasında kısa sürede oldukça popüler oldu. Ancak bu süre zarfında, hamilelik sürecinde ilaçların kullanımı yeterince kontrol edilmedi ve bebeğin alabileceği olası hasarlar tam olarak test edilmedi. Çok şanslıyız ki Türkiye, bu ülkeler arasında yoktu.

Zamanla, ilacı kullanan kişilerde kayda geçmeyen çeşitli yan etkiler ortaya çıkmaya başladı. Periferik nöropati (çevresel sinir sistemi hastalıkları), halsizlik, kabızlık, baş ve kas ağrıları gibi yan etkiler kısa sürede yaygın şikayetler haline gelmişti. Ancak esas yıkıcı etken, hamile kadınların doğum yapmalarıyla ortaya çıktı. Hamilelik sürecinde thalidomide kullanan kadınların bebeklerinde çeşitli anomaliler tespit edildi. Bebeklerin elleri ve ayakları gelişemiyor, kasıktan ya da omuzdan kolsuz, bacaksız deforme uzuvlar ortaya çıkıyordu. Bebeklerde körlük ve sağırlığa da rastlanıyordu. 90.000’den fazla düşük, 10.000’den fazla sakat ve ölüm vardı.

Katil İlaç: Thalidomide 2

Oysa reçetesiz satılan ilacın prospektüsünde “hamile kadınlar, anne ve çocuklar tarafından güvenle kullanılabileceği” yazıyordu. Yapılan tetkiklerde, thalidomide molekülünün teratojen etkili, yani anneden fetüse geçip çeşitli fonksiyon bozukluklarına sebep olabilecek nitelikte olduğu anlaşıldı. Firma, suçlamaları reddedip hatta üstünü kapatmaya çalışsa da 1960’ların başında ilaç piyasadan çekildi. Facia sonrasında kusurlu doğan bebekler, ilerleyen yaşlarda çeşitli kemik rahatsızlıklarına ve ciddi kalp hastalıklarına yatkınlıkla hayatlarına devam etmek zorunda kaldılar.

Günümüzde, thalidomide kimyasalının; lepra (cüzzam), AIDS (edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromu) ve bazı kanser türlerinin tedavisinde kullanılabildiği bilinmekte. Yine de teratojen etkisi tespit edildiğinden beri, thalidomide içerikli ilaçlarda, hamilelik sürecinde kullanılmaması gerektiği özenle vurgulanan uyarılara yer verilmeye başlandı.

Mağdurlar

Katil İlaç: Thalidomide 3

Bugün Almanya’da yaşları 48 ila 52 arasında değişen yaklaşık 2700  ilaç mağduru yaşıyor. Oysa birçoğunun sadece 18 yaşına kadar yaşayacağı düşünülüyordu. İlk kurbanlar, durumu aynı zamanda en trajik olanlardı. Kusurlu doğan bebeklerde sorunun ne olduğu bilinemediği için net teşhis koyulamıyor ve kimileri 5 – 6 yaşlarından sonra zihinsel engelli olabilecekleri sebebiyle akıl hastanelerine yatırılıyordu. Aslında, zihinsel olarak hiçbir problemi olmayan çocuklar hasta olan çocuklarla aynı koğuşlarda kalmak durumunda kalıyor ve onlarla benzer tedavilere maruz kalıyorlardı.

Bugün dünyanın en iyi Bach yorumcularından biri olarak gösterilen 1959 doğumlu Thomas Quasthoff, Thalidomide’in ilk mağdurları arasında. Hiçbir zihinsel sorunu olmamasına rağmen, vücuduna göre iri kafası ve kol ve bacak kemiklerinin gelişmemesi sebebiyle çocuk yaşta ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatırılmış.

Ünlü sanatçı o dönemi hayatının en büyük kabusu olarak hatırlıyor. Alman lied’leri konusunda uzman olan Thomas Quasthoff’un aynı zamanda Jazz albümleri bulunuyor. Hanns Eisler School of Music’de profesör olan ünlü sanatçı bugün halâ hastalığın verdiği rahatsızlıklardan dolayı kimi konserlerini iptal etmek zorunda kalıyor.

Süreyya Tahsin Aygün

Katil İlaç: Thalidomide 4

Bu ilacın Türkiye’de kullanılmadığını belirtmiştim. Bunun altında yatan sebep İstiklal Madalyalı bir kahraman olan Ord. Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün’dür. Thalidomide etkin maddeli ilaçlar tüm dünyada farklı isimlerle aspirin gibi satılırken, Prof. Aygün Sağlık Bakanlığı’nı ilaca karşı uyarmış ve ülkeye girişine engel olmuştur. Almanya’da adına enstitü kurulan bu değerli bilim adamımız ayrıca 1957 yılında amniyotik sıvıda ilk kök hücreyi geliştirmeyi başarmıştır.

Sanırım bu yazıdan sonra hepiniz ilaç kullanırken 40 kere düşüneceksiniz. Deneysel teslerin tamamen tamamlanmadığı ilaçlar konusunda bilinçli olmalıyız. Umarım artık böyle vakalar yaşanmaz. Sağlıkla kalın..