Kedilerden Depresyon Kapmak: Bartonella Henselae Bakterisi | KreatifBiri

Kedilerden Depresyon Kapmak: Bartonella Henselae Bakterisi

Kediler, yapılan son DNA çalışmalarıyla bilinenin aksine Mısır’dan değil 10.000 yıl önce bugünün Türkiye’sinde evcilleştirilmişti. Başlangıçta kemirgen kontrolünde kullanılsa da günümüzde ben de dahil çoğumuzun çok sevdiği huysuz birer yol arkadaşına dönüştüler. Bunun yanında son vaka çalışmaları kedilerin bizi parmaklarında oynatıp ellerimizi kollarımızı tırmalayıp, üstüne bartonella bakterisiyle bize depresyon ve diğer psikiyatrik bozuklukları hediye ettiğini gösteriyor.

Enfeksiyonla birlikte lenf nodüllerinde bu şekilde şişkinlikler gözleniyor.

Bartonella henselae nedir?

Bartonella henselae, Bartonella cinsi bakterilerin bir üyesidir. Halk arasında ”kedi tırmığı” (geçiş yolu bu bakteriyle enfekte olmuş kediler tarafından tırmıklanma ya da ısırılma olan hastalık) hastalığı da dahil olmak üzere enfekte olunduğunda birçok hastalığa yol açan gram negatif bir proteobakteridir. Kedilere de bu hastalık keneler yoluyla bulaşır, bu nedenle semptomları Lyme hastalığının semptomlarıyla birlikte görülür. Kediden kediye ya da insandan insana geçmez. Araştırmacılar daha önce kene ısırığının depresyona ve tedavi edilmediği sürece diğer sinir sistemi bozukluklarına neden olduğunu tespit etmişti.

1.3 milyon hasta üzerinde yapılan bir çalışmada, bir kedi tarafından ısırılma ile depresyon tanısı konma (depresyon belirtilerine sahip olma) olasılığı arasında güçlü bir ilişki olduğu gösterilmişti. North Caroline State Üniversitesinde yapılan son vaka çalışmasında araştırmacılar, Bartonella henselae enfeksiyonu geçirmiş olan hızlı başlangıçlı şizofreni tanısı alan ergen bir hastayı mercek altına aldı. Bu çalışma, Bartonella enfeksiyonunun, zihinsel hastalıklar da dahil olmak üzere bir dizi kronik hastalığı taklit edebileceğini gösterdi.

Journal of Central Nervous System Disease ‘de 18 aylık bir süre içinde sayısız uzman ve terapist tarafından ani başlangıçlı psikotik davranışları olan – şizofreni tanısı alıp tedavi edilen bir vaka paylaşıldı. Hem psikoz hem de otoimmün bozukluklara dair belirtilere sahipti ve bunlara yönelik yapılan hiçbir tedavi başarılı olmamıştı . Son olarak, bir doktor hastanın cildindeki sıklıkla Bartonella ile ilişkilendirilen lezyonları tanıdı ve hastayı enfeksiyon açısından test etti ve sonuç pozitifti. Kombinasyon antimikrobiyal kemoterapi tam iyileşmeye yol açtı. Vakanın yazarlarından Dr. Ed Breitschwerdt, Bartonella enfeksiyonunun şizofreni gibi ilerleyici nöropsikiyatrik bozukluklara katkıda bulunabilmesi, enfeksiyonların genel olarak psikiyatrik bozukluklarla ne sıklıkta yer alabileceği sorusunu gündeme getirdiğini söylüyor.

Bir başka klinik olmayan 5,535 denek ile internet ortamında yapılan çalışmada bir köpek veya bir kedi tarafından ısırıldığı veya bir kedi tarafından tırmalandığını bildiren denekler, daha yüksek Beck depresyon skoruna sahipti. Daha önce depresyon tanısı almaları ve önceki son iki yıl içinde psikiyatrları, psikoterapistleri ve nörologları ziyaret etmiş olmaları daha yüksek olasılıklıydı.

Kedi ısırması, kedi tırmalaması, toxoplazmozis, evde bulunan kedi sayısı, deneklerin yaşı gibi bağımsız değişkenlerle yapılan çok değişkenli analiz modelleri, yalnızca kedi tırmalamasının depresyon üzerinde pozitif etkisi olduğunu gösterdi. Kedi ısırması, evdeki kedi sayısı ya da toxoplazmozisin etkisinin olmadığı bulundu. Bir başka çalışmada kedi tırmalamasının kadınlara nazaran erkeklerde depresyonla daha fazla ilişkili olduğu görüldü ki sonuçlar genellikle vakaları erkek çocuklarının oluşturmasıyla uyum gösterdi.

B. koehlerae bakterisi de kedilerle ilişkili olup insanı enfekte ettiğinde benzer semptomlara yol açar. Journal of Clinic Microbiology’de yayınlanan bir vaka sunumunda depresyon, anksiyete, duygudurum dalgalanmaları, şiddetli baş ağrıları, kas spazmları, interfalangeal eklem sertliği, azalmış periferik vizyon, azalmış dokunma hissi ve halüsinasyonlar yaşayan genç bir kadının Bartonella koehlerae ile enfekte olduğu paylaşıldı. Antibiyotik tedavisinin ardından tüm semptomların kaybolduğu gözlendi.

Bu tür olaylarla karşılaşmamak için şeklinde yazımı olağan akışı içerisinde devam ettiremeyeceğim. Yazılarımı paylaşırken birincil amacım günlük olarak ”Yağmur yağarken salyangozlara basmamak için dikkatli yürümeliyiz” gibi bildiğimiz fakat göz ardı ettiğimiz şeyleri hatırlatmak ya da bazen ”Dünya üzerinde bu kadar harika bir hayvan olduğunu bilmiyordum.” dedirtip doğanın farkına vardırmak ve doğayı koruma bilinci kazandırmak ya da bazı hastalıklara karşı daha duyarlı olmayı sağlamak, bilimsel olarak neden sonuç ilişkisi kurabilmek.

Fakat, bu yazı ve bu yazıyla ilgili araştırmam sırasında kedileri bağrıma basma isteğimin hiçbir şekilde azalmadığı bilakis bir kediye sarılıp uyumayı ne kadar özlediğimi hatırlattığını ve bunu ne kadar isteğimi sizlerle paylaşmak isterim. Özellikle sokakta rastlanılmış bir kediyi mıncıklayıp yara bere içinde eve dönme isteği… Siz yine de lenflerinizde nodül fark ettiğinizde doktorunuza bir kediyle yaşadığınız bilgisiyle gitmeyi unutmayınız 🙂

Çorap, İstanbul

Kaynaklar 1,2, 3, 4, 5

Bilgiyi Yay
Written by Hande Betül Özsoy
Doğa ve bilim aşığı; moleküler psikiyatri ve zooloji meraklısı, bir elinden kalemi diğer elinden paleti düşmeyen bir biyolog adayı

Leave a Reply