Kendi Dünyamızı Kurmak İçin İnanmak | KreatifBiri.com

Kendi Dünyamızı Kurmak İçin İnanmak

Kendi dünyamızı kurmak için inanmak bugün bir düşünceye gönülden bağlı bulunma anlamına gelen inanç konusunda beyin fırtınaları yapmak için güzel bir gün/akşam/gece değil mi?

İnanmak; yaşadığımıza, var olduğumuza var olarak bir iz bıraktığımıza şüphemiz olmaksızın hayatımıza büyük parçada dokunuyor. İnanma sadece dini konularda geçerli değil bunu gözlemleyebiliyoruz. Aynı zamanda inanmak bilinçsiz bir refleks değil bunu da biliyoruz. “İnanç kaybolduğunda insan da kaybolur” demiş, John Green. İnsan olabilmek şu sıralar herkesin başına gelmese de teoride solunum sistemimizin iş yapması için ortak ihtiyaçlarımız vardır. Barınmak gibi ekmek gibi yaşamak gibi bir ihtiyaçtır inanmak- ya da inanmamaya

baskı,korku,inanmak

inanmak. Ne zaman ve nerelerde inanma ihtiyacı duyarız? Film şeridinize bakın hayatınızın inanmak hangi zamanlarda başrol oldu? Her şey mükemmelken mi, en zor durumların çözümleri bittiğinde umut araken mi? İnanmak umut etmekle kardeştir, ikisinden birini tutmadan ikisini de büyütmek gerekir. İnanmak yok olduğunda güzel hayallerin adı boş umut olur. Hemen kaybetmektense umut edip kaybetmek belki de bu yüzden tek el atış değil eziyetle çığlıklarla ölmek gibi gelir. Açlık oyunundan çok ölüm oyunları tabirine uygun vahşetten bahseden Başkan Snow ” Neden sadece bir kazanan var ” sorusuna cevap olarak “Umut korkudan daha güçlü olan tek şeydir” demişti. Umut + İnanma isteği > korku + baskı

İnanırlarsa, inanırım

Kendi çevremde tanıdığım kimse geleceği göremiyor, gerçek anlamda gözleriyle. Ön sezi, plan yapmak, umut etmek bunların hepsi içimizde fazlasıyla var olabilir fakat sonraki saniyede hayatın getirdiklerini bir camdan dışarıyı seyretmek kadar net göremeyiz. O yüzden de karar alırken tahminlerimizden ve hayat tecrübelerimizden faydalanıp riskler alırız. Peki biz bu sonuçların olumlu olacağını düşünürken geleceği bilebilir miyiz? Bilemeyiz. Sadece inandığımız düşünceler ve hayallerimiz var. Meslek öğrenmeye başladıktan sonraki yıllarda o meslekten herkes iyi-kötü para kazanır. Bu nesnel olmamakla birlikte çoğu insanın inancında vardır. Meslek edinip, para kazanma fikri kendimizi bildiğimizden bu yana hep çevremizde bulunan bir inançtır, hazır inancı görünce biz de inanırız. Kısaca inanırlarsa inanırız veya inanmaya yatkın oluruz. Çevreye hayatımızın her aşamasında bağlıyız, az ya da çok.

düşünce,özgürlük

Hezarfen Ahmet Çelebi Galata Kulesi’nden uçarken(efsane değil fikrini benimsersek) başkasının inancına ihtiyaç duymayacak kadar inançlıydı. Söylemek istediğim şey de bu. Kendi inancımız azaldığında başkasının inancına ihtiyaç duyarız. Bence motive etmek- taraftarlık yapmak gibi kavramlar bu inanç aktarımından ortaya çıkmıştır. Çünkü, desteklemek- desteklenmek her konuda önemli,inançlar ise hayat kadar değerlidir.
Olaylara ve insanlara inanamadığımız geçmiş
İnanca özgüvenle yaklaşıldığında umut etmeyi de olgunlaştırırız bu şekilde elde etmeyi tadarız. Ya geçmişe dair olan inancımız? Her zaman olacakları elimizde kahveyle bekleyip onlara inanıyorum demeyiz bazen geçmişteki inançlar ve hala inanamadıklarımız bekler bizi çaya. Zaten olmuş bir şeye inanmakta zorluk çekeriz. Beklemediğimiz insanlardan

gelen bilinç sorgulatan davranış, görüş ya da beklediğimiz insanlardan gelmeyen duyarlılık.

İnanç ve düşünce özgürlüğü bağlantısı nedir?

din,inanç,bağlanış Sadece inanç özgürlüğü olan fakat düşüncenizi düzgün bir üslupla dahi söyleyemediğiniz bir ortam düşünün. O zaman yeterince özgür inanmaya sahip canlılar sınıfına girebilir miydik rahatça? İnanç özgürlüğü sağlamak zor değilmiş gibi durabilir sonuçta bu kendi içimizde günlük gibi tutabildigimiz gizli bir şey değil mi? Hayır. İnsanlar Hristiyan bir ülkede camiye gittiğinde yaşam standartlarını düşürecek baskılara maruz kalırsa ya da Müslüman bir ülkede ateistliği savunduğunda ahlaksızlıkla ( kime göre ahlak) suçlanırsa inanç özgürlüğü sağlamak o kadar da kolay değildir. Kendi içimizde bir dünya kurup yaşayabileceğimiz duygu- düşünce çeşidi değil midir inanç? İnanma ihtiyacı veya inanamama isteği. Yani umut inancın kardeşiyse özgür düşünce ve baskılara maruz kalmamak da kendi inanç dünyamızda nefes alabilmek için gereken elementlerdir diyebiliriz.

Kendi dünyanızı kurmak için inanın!
Sadece başarı için veya aileden gelen yarım bir dini his için değil, kendimiz için kendi iç dünyamız için tüm damarlarımızda kan gibi dolaştıralım inancı. İnanmak isteyelim ki olsun. Çünkü, inanmak isteyince çoğu şey olur, inanmak istemeyince hiçbir şey olmaz. İnanalım ki kendimize ait olsun çizdiğimiz her yol, kendi yanlışlarımız kendi doğrularımız ve kendimizin en derinliklerindeki keşfedilmemiş kendimiz olsun.

 

Bilgiyi Yay
Written by Hilal Özyurt
Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik öğrencisi ve gördüğünü yazmayı seven biri:)

Leave a Reply