Kendi kendine konuşmak, aslında herkesin sık yaptığı bir eylem olsa da çoğu kişi yaptığını inkar eder. Kendi kendine konuştuğunu karşısındaki insan gördüğünde “Deli misin ya?” diyerek verdiği tepki, bu davranışın bir delilik göstergesi olduğunun sanılmasına sebep olur. Peki gerçekten de böyle mi? Deli miyiz yoksa sanılanın aksine gayet zeki ve sağlıklı mıyız? Hangisi doğru?

Çoğu zaman kendimize öfkelendiğimiz, kendimizi avuttuğumuz, başkasına söyleyeceğimiz şeyleri aynada kendimizle konuştuğumuz durumlar olmuştur. Bunları tuhaf bulan ve yapmadığını iddia eden çoğu insanın yanında kabul eden ve bundan hoşnutluk duyan insanlarda mevcut. Bilim dünyası ise bu durumun oldukça normal hatta bir zeka belirtisi olduğunu yapılan çalışmalarla gösteriyor. Aynı zamanda işin evrimsel ve psikolojik yanını da incelediğimizde bu duruma ne kadar yatkın olduğumuz belli oluyor.

Bilimsel Yönü

kendi kendine konuşmak

Bilim dünyası, kendi kendine konuşmanın zihin üzerindeki etkileri ile ilgili çalışmalar yapmış ve gerçekten bir zekilik göstergesi olup olmadığını test etmeye çalışmıştır. Yapılan çalışmalarda kendi kendine konuşmak, insanların odaklanma ve hatırlama kabiliyetlerini arttırıyor. Bunun nedeni ise odaklandığımız konuları düşünmenin yanı sıra hem konuşma hem de işitme eylemlerini gerçekleştirmemiz. Böylece konuya olan odak artıyor ve daha çok bilgi hafızaya geliyor. Ayrıca bir başkasıyla konuşurken fikir savunma içgüdümüz ortaya çıkarken kendi kendimizle konuşurken bu durum gerçekleşmez. Böylece daha temiz ve objektif bir açıyla düşünebiliriz ve konuşabiliriz.

Uzmanlar kendi kendine konuşan insanların duygusal anlamda da dengeli insanlar olduğunu düşünüyor. Duyguları yerine mantığını devreye sokan ve böylece hem kendi hayatları hem de diğer insanların hayatları üzerinde etki sahibi olan insanların akılcı şekilde düşünmelerini ve konuşmalarını sağlıyor. Ayrıca işin bir de evrimsel tarafı var.

Evrimsel Bakış

Kendi Kendine Konuşmak Delilik Mi? 1

İşin evrimsel tarafı da oldukça sağlıklı. Dilin evrimini düşündüğümüzde konuşma becerimiz de beraberinde gelişme göstermiş ve karmaşık bir iletişim sisteminin temelini oluşturmuştur. Her birimizde ayrı şekilde gelişen bizi biz yapan bu bölgeler de zamanla daha fazla karmaşıklaştı ve şimdiki düşünce yapımız oluştu. Ne kadar dış yönlü iletişim yaygın olsa da içe dönük düşünceler ve konuşmalar da geliştirdik ve böylece kendi kendimize konuşma süreci başlamış oldu.

İnsan harici maymun türlerinde yapılan araştırmalarda, sadece başarmaları gereken duruma uygun bölgelerin çalıştığı gözlemlenmiş. İnsanlarda ise görevden bağımsız olarak beynin bölgeleri aktif hale geliyor. Ancak araştırmacılar insanlar üzerinde farklı bir deney uygulamışlar ve odaklanmaları gereken bir durumda etraflarında rahatsız edici sesler çıkarmaya başlamışlar. Deney yapılan insanlar ise kendi kendine konuşma eylemini bırakıp sadece başarmaları gereken duruma uygun beyin bölgesini çalıştırmışlar. Bu da demek oluyor ki böyle bir durumda maymunla benzer tepkiler veriyoruz ve kendi kendimize konuştuğumuzda olan odağı kaybediyoruz. Sonuç olarak evrimsel olarak da kendi kendine konuşma var olan bir durum ve gayet sağlıklı.

Psikolojik Yönü

Kendi Kendine Konuşmak Delilik Mi? 2

Etrafımız ne kadar kalabalık ve gürültülü olsa da her insanın kendi içinde büyük bir yalnızlığı vardır. Bazı insanlar konuşmamayı, fikirlerini kendine saklamayı tercih edebilir ya da gerçekten yalnız, kimsesi olmayan bir insan da olabilir. Teknoloji çağının en aktif zamanlarında yaşasak da biriyle sohbet etmek iyi gelebilir diye de düşünebiliriz. İşte bu gibi durumlarda kendimizle konuşmak, fikirlerimizi kendi benliğimizle paylaşmak bir nebze olsun yaşadığımız yalnızlığa iyi gelebilir. Buradaki neden ise biriyle konuşma, fikirlerini paylaşma arayışında olmaktır. Bu durumda en güçlü duygularımız ön plana çıkar. Örneğin; gerçekten heyecanlandığımız durumda kendimizle bu heyecanımızı paylaşarak yalnızlığın üstesinden gelebiliriz ya da öfkelendiğimizde kendimize kızarak duygu paylaşımında bulunabiliriz. Bilimde bu duruma “gizli konuşma” deniyor ve delilik olarak değil, özel bir konuşma olarak devreye giriyor.

Ancak her davranış sağlıklı denilemeyebilir. Bir insan kendi kendine konuşurken herhangi bir halüsinasyon görme ya da konuştuklarının farkında olmama gibi durumlardan muzdarip ise psikiyatrist yardımı gerekebilir. Ayrıca çocuklar üzerinde de sık sık araştırmalar yapılıyor. Sebebi ise bebeklikten bu yana kendi kendimize konuşma davranışını geliştirmemiz. Bazen çocuklar kendilerini yalnız hissettiklerinde hayali arkadaş edinmeye çalışabilir ve bu durum sağlık için tehlikeli bir davranış olarak gözlenebilir. Böyle bir durumda da geç olmadan bir psikiyatriste görünmek faydalı olabilir.

Özet olarak deli değiliz, size deli diyenlere inat kendi kendine konuşmaya devam!

Kaynakça: 1, 2

Editör: Sena Baki