Kırık Cam Sendromu Nedir?

Kırık cam sendromu, aslında hiç de yabancı olmadığımız bir şey. Bir çoğunuzun adını duyunca ne olduğunu bilemeyeceği, içeriğini kavrayınca Türkiye bu sendromdan muzdaripmiş diyeceği sendrom karşınızda. Kırık cam sendromu…

Amerika’da bir suç psikoloğu olan Zimbardo’nun yaptığı deneyden esinlenilerek geliştirilmiştir. Suç oranının yüksek olduğu bilinen yoksul Bronx’a ve yaşam standartları daha yüksek olan Palo Alto bölgeleri deney için seçildi. Plakası olmayan 1959 model birer otomobil bu iki bölgeye terk edilmiş vaziyette bırakıldı.

kırık cam

Bronx’ta Terk Edilmiş Bir Araba

İlk deney yerimiz olan Bronx’taki araba birkaç saat sonra saldırıya uğradı. Bir baba, anne ve genç oğlundan  oluşan aile ilk yağmacılardı. Öncelikle arabanın radyatör ve aküsünü çaldılar. 24 saat içinde araç değerini kaybetmiş ve adeta savaştan çıkmış bir hale getirilmişti. Aracın pencereleri parçalanmış ve döşemeleri yırtılmıştır. Tüm bu durumlar psikolog Zimbardo tarafında kaydedildi.

Palo Alto’da Terk Edilmiş Bir Araba

Yaklaşık bir haftadır Palo Alto’da bulunan terk edilmiş arabaya henüz kimse dokunmamıştı. Bu yüzden psikolog Zimbardo arabanın yanına balyoz ile gitti ve kasıtlı olarak kaportasına vurarak çökertti. Birkaç da camını kırdı.  Kısa bir süre sonra bu barbarlığa bölgede yaşayan “Düzgün ve saygın görünümlü” olarak bilinen insanlar da katıldı…

Toplumda, Bronx gibi bir bölgede terk edilmiş mülkiyetin daha hızlı parçalanacağı veya çalınacağı inancı yaygındır. Karşılıklı nezaket ve saygının hakim olduğu yerlerdeyse terk edilmiş mülkiyetin daha korunaklı olacağı düşünülür.

Zamanında New York’un BelediyeBaşkanı Giuliani “Suçlarla mücadeleyi nasıl başardınız?” sorusuna şöyle cevap verdi;

“Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırılsa ve siz o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede oradan geçen herkes bir taş atıp binanın diğer tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine veya bir binanın köşesine birileri bir çöp bıraktığında o çöpü hemen oradan kaldırmazsanız herkes çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk atılan çöpü kaldırttım.”

Yani her şey önce tek bir pencerenin camının kırılmasıyla başlar. Çevreden tepki gelmezse veya cam hemen tamir edilmezse, insanlar o bölgede düzeni sağlayan bir otoritenin eksikliğini düşünür ve diğer camlar da kırılır. Ardından daha büyük suçlar gelir.

İnsanlık var olduğundan beri topluluğu yönetecek bir lider arar. Aslında herkes içinde otokontrol barındırır. Fakat kitle psikolojisi, kötü bir eylemi herkesin yapmasını meşrulaştırabiliyor. Belediye başkanının verdiği çöp örneğini kendi mahallemiz için düşündüğümüzde ne kadar doğru olduğunu anlıyoruz.

Rhythm O’Da Kırık Cam

marina abramovic

Ünlü Sırp performans sanatçısı Marina Abramovic 1979 yılında yaptığı bir gösteride kırık cam sendromunu canlı olarak gözler önüne sermiş oldu. Marina’nın tek yaptığı olduğu yerde sabit durmaktı. Ziyaretçilere iyiyle kötü arasında seçim yapma şansı verdi. Masada çiçekten çikolatalı keke, zincirden bıçağa kadar her türlü rastgele eşya bulunuyordu. Hatta masada bir mermi ve silah bile mevcuttu. Bu objeleri tüm ziyaretçiler istedikleri gibi kullanabileceklerdi.

İlk başlarda izleyiciler oldukça nazik ve iyi niyetliydi. Ancak aradan zaman geçtikçe ve performans uzadıkça her şey değişmeye başladı. İlk olarak izleyicilerden biri kadına hafif bir tokat attı. Karşılarında gerçekten savunmasız birinin olduğunu anladıklarında şiddet eğilimi göstermeye başladılar. Kalabalıktan bir kişi silahı alıp kadının alnına dayadı. Daha sonra silahı kadının boynuna dayamasını sağlayacak bir biçimde yerleştirdi.Bunların ardından cinsel tacizler başladı. Ancak bununla da yetinmediler. Kalabalıktan biri kadının karnını bıçakla çizdi ve diğerleri de bundan cesaret alarak onu takip etti. Elbiselerini parçaladıktan sonra, kadının her tarafını bıçaklarla çizmeye ve kadını belli belirsiz bıçaklamaya başladılar.  Bu esnada kadın gözyaşları içindeydi ancak kalabalık onu bir obje olarak değerlendirme konusunda ısrarcıydı. Ta ki kalabalıktan çıkan bir kadın, Abramovic’in gözyaşlarını silip ona sarılana kadar… Kadının peşi sıra, sanatçıya yapılanlardan rahatsız olan azınlık grup, onu adeta bir koruma çemberine alarak, kıyafetlerini geri giydirdi, boynundaki yarayı kapattı, vücudundaki diğer kanayan kısımları bantla kapattı.

Eğer bir toplumda umutsuzluk işaretleri görülüyor ve kimse umursamıyorsa, bu o toplumda daha fazla suç işlenmesinin yolunu açabilir. Toplum birbirine sağ duyulu ve anlayışlı olmayı öğretmeli. Empatiden yoksun bir dünyada yaşamayı hiç kimse istemez.

Bilgiyi Yay!