Kohlberg’in Ahlak Gelişim Kuramı (Heinz İlacı Çalmalı Mı?)

Heinz ikilemi

Merhabalar, dün akşam KreatifBiri instagram sayfamızda bir tartışma konsepti ile karşınızdaydık. Konumuz Kohlberg’in ahlaki gelişim testinden bir bölümdü. Hasta eşi için kocasının ilacı çalması mı gerekiyordu çalmaması mı?

Kohlberg kim, böyle bir test neyi gösterir ve acaba doğrusu nedir? Hadi bakalım..

Lawrence Kohlberg

Lawrence Kohlberg 1927 yılında New York’ta doğmuştur. Chicago Üniversitesindeki psikoloji eğitiminin devamında ahlaki gelişim alanına yönelmiştir. Aynı üniversitede, 1958 yılında doktora derecesini almıştır.

Doktora konusu, çocuk ve ergenlerdeki ahlaki gelişim ve ahlaki yargılamanın gelişimidir. Bu amaçla, yaşları 10, 13 ve 16 arasında değişen 72 erkek çocuk ve ergen ile klinik yöntem ile derinlemesine görüşmeler yapmıştır. Görüşmelerinin sonucunda, ahlaki gelişimin üç temel düzey ve bu düzeylere dayanan altı gelişmişlik evresi ile ilerlediğini sonucuna varmıştır.

Kohlberg’e göre Ahlak Gelişimi

Kohlberg deneklerine karmaşık ve derin ahlaki çatışmalar içeren hikâyeler okumuştur. Kohlberg’in ahlak gelişimi devreleri giderek yükselen bir ahlak anlayışını içeren üç düzey ve bunların her birindeki iki devre ile belirlenir.

Kohlberg ahlak aşamalarını saptayabilmek için deneklere dokuz hikaye vermiş, her birinin ardından doğru ve yanlış davranışları nedenleriyle birlikte sormuştur. Bu hikayelerden en ünlüsü  “Heinz‘ın ikilemi” olarak bilinir.  Bu ikilem de instagramda paylaştığımız posttaki hikayedir.

Heinz İkilemi

Heinz ikilemi

Avrupa’da bir kadın özel bir kanser türüne yakalanır. Ölüme çok yaklaşmıştır. Doktorlar, şehirdeki bir eczanenin keşfettiği radium bileşimli bir ilacın yararlı olabileceğini, kadının kocası Heinz’e bildirirler. İlaç çok pahalıdır ve bir dozu için yaklaşık 200 dolara mal olmaktadır. Fakat eczacı ilacın bir dozu için yaklaşık 2000 dolar istemektedir.

Heinz bütün gayretleriyle 1000 dolar toplar ve eczacıya karısının çok hasta olduğunu, paranın kalan yarısını da sonra vereceğini söyler. Eczacı Heinz’in teklifini kabul etmez ve ilaç için paranın tamamını ister. Sizce Heinz ilacı çalmalı mı, çalmamalı mı ?

Çözümlemede önemli olan doğru yada yanlış yargılardan çok, bu yargıların dayandığı ahlaki düşünce tarzı yani ahlaki yargıdır. Kohlberg’e göre ahlak yargılarındaki tutarlılık, ancak ahlaksal düşüncesinin davranışa da yansıması halinde mümkündür. Oysa ahlaki düşünce düzeyi her zaman, her koşulda davranışa paralel yansımayabilir.

Kohlberg’in ikilemlerle ilgili hikayelerini yapan bir kişi, aynı soruya farklı bir günde farklı bir cevap verebilir. Dolayısıyla aynı denek,farklı zamanlarda aynı araştırmayı yapan farklı araştırmacılar için farklı ahlak aşamalarında çıkabilmektedir. Ancak önemli olan farklı cevap vermesi değil, cevabın arkasında yatan ahlaksal sebeplerin birbiriyle ilişkili tutarlılığıdır.

Gelişim Düzeyleri

Kohlberg ahlaksal düşüncenin gelişmesini gösteren altı aşamalı bir tablo oluşturmuştur. Bu tabloya göre birey, çocukluktaki en somut ve yüzeysel ahlak anlayışından, en somut ve derin ahlak anlayışına doğru ergenlik ve yetişkinlik evreleri yaşar. Kohlberg’e göre bu gelişim aşamaları evrenseldir ve her aşama kendinden bir önceki aşama gerçekleştikten sonra kendini gösterir.

Fakat her bireyde ahlaksal gelişim aşamalarının tümünün gerçekleşmesi beklenemez. Her birey , sosyal ve kültürel çevresine bağımlı olarak kendi koşulları içerisinde ahlak gelişmesini sürdürür. Bu nedenle bireyler arasında aşama farklılıkları gözlenebilir. Kohlberg’in yapmış olduğu bu evreler “evre” anlayışına uygun olarak hiyerarşik bir yapı gösterir. Yani birey bir evreden sonraki evreye geçer. İnsanların büyük çoğunluğu üçüncü ve dördüncü evrededir. Beşinci ve altıncı evreye geçebilen insanların sayısı çok azdır. Hatta altıncı evreye ulaşabilen çok az insan vardır.

Kohlberg’in kendi araştırmalarında yetişkin bireylerin çoğu dördüncü aşamadadır. Hatta dördüncü beşinci ve altıncı aşamaların birbirlerini izleyen aşamalar olamayıp alternatif aşamalar olabilecekleri kabul edilmiştir.

3 temel gelişim düzeyi ve bu düzeylerin evlerine bir göz atalım şimdi;

Karar vermek

 

1-Gelenek Öncesi Düzey

Bu düzeyin temel özelliği körü körüne bağlılık karşılıklı sorunlarda bireysel çıkarlara dayalı ilişkidir. “Kuvvetli olan kazanır”düşüncesi temel felsefesidir. Bu düzeyde kişi iyi-kötü, doğru-yanlış gibi kültürel kural ve değerlere açıktır. Ancak bunları, ceza ödül gibi fiziksel sonuçlarına göre ya da bu kuralları ortaya koyan kimselerin fizik gücüne göre değerlendirir. Daha iyi anlamak için alt iki evreye bakalım.

Birinci Evre: Ceza ve İtaat eğilimi

Kurallara ve otoriteye körü körüne bağlılıktır. Kurallar nasıl gerektiriyorsa,otorite nasıl istiyorsa ona uymak gerekir. Uygun davranılmadığı zaman yanlış davranılmıştır ve karşılığı cezadır. Genel olarak olayın dış görünüşüne ve meydana gelen zararın büyüklüğüne bakarak karar verilir. Olayın gerisindeki neden önemli değildir.

Örneğin bir çocuk annesine yardım ederken on tane tabağı kazara düşürüp kırmıştır. Diğeri ise annesi görmeden şeker alırken bir tek şekerliği düşürüp kırmıştır. Bu dönemdeki çocuklara hangi çocuğun daha suçlu olduğu sorulduğunda on tane tabak kıran çocuğun daha suçlu olduğunu belirtmişlerdir.

Bu durumlar ben merkezci açıdan değerlendirilir. Başkalarının ilgisini,tercih ve düşüncelerini dikkate almaz. Diğer insanların tercih ve düşüncelerinin farklı olabileceğini düşünmez. “Ben sütü seviyorsam herkes sütü sever”yargısı durumu özetler. Olaylar psikolojik açıdan değil,fiziki sonuçlarına göre değerlendirilir.

İkinci Evre: Bireysellik, Karşılıklı Çıkara Dayanan Alışveriş 

Bu dönemde doğru olan şey, diğer insanların ihtiyaçlarını da dikkate alan, somut ve adil karşılıklı alış veriştir. Kurallara, kurallar kişinin ihtiyacını karşıladığı sürece uyarlar.

Alışverişin adil olması gerekir. Birisi diğerinden fazla veriyorsa yada alıyorsa bu yanlış bir durumdur. Pragmatik alış veriş kavramı sevgi, bağlılık ve adalet kavramı yerine geçerlidir. Çocuk, ödüllendirilen davranışları yapar, cezalandırılanlardan çekinir.

Heinz ikilemi

2-Geleneksel Düzey

Bu düzeyde aile,grup yada ulusun beklentisi kendi başına değer taşır. Buradaki tutum sadece sosyal düzen ve beklentilere uymak değil, aynı zamanda onlara gösterilen sadakatte önemlidir.

Üçüncü Evre:Kişiler Arası Uyum Eğilimi

Doğru,iyi insan olmaktır. Doğru diğer insanların duygularıyla ilgilenmek,onların beklentilerine cevap vermek ve kurallar doğrultusunda davranmaktır.

Davranış niyete göre değerlendirilir. ‘İyi niyetli olmak’ önem kazanır. Güven, sadakat, saygı, karşılıklı ilişkilerin devamlılığı ve minnettarlık önemlidir. Karşısındakinin beklentilerine uygun davranmalıdır. İyi bir çocuk,annesinin babasının koyduğu kurallara uyar ve onların istediği gibi davranır.

Dördüncü Evre: Kanun ve Düzen Eğilimi

Kanunlar, sosyal düzenin sürekliliğini sağladığı,bireylerin sosyal çıkarlarıyla çelişmediği sürece korunur. Kurallara uymanın nedeni,toplumsal sistemin korunmasıdır. “Ya herkes aynı şeyi yaparsa” kaygısı toplumsal düzenin bozulması korkusunu yansıtır. “Ya kimse askere gitmezse, ya kimse faturalarını ödemezse ne olur?” düşüncesi davranışın temelini oluşturur.

Heinz ikilemi

3-Gelenek Ötesi Düzey

Bireyin,başkaları ve otoriteden bağımsız olarak izlemek istediği ahlak ilkelerini seçtiği ve kendine özgü değerler sistemini örgütlediği düzeydir. İlk düzeyde otorite kişinin tamamen dışındadır. İkinci düzeyde kişi otoriteyi içselleştirmiştir, ancak sorgulamaz. Bu üçüncü düzeyde ise kişisel otorite oluşur.

Beşinci Evre: Sosyal Sözleşme Eğilimi

Her birey kendi tercihini yapma hakkına sahiptir. Bireysel farklılıklar önem kazanır. Doğru,toplumun temel hak ve değerlerini,temel hukuk kurallarını grubun kanunlarıyla çelişse bile korumaktır. Farklı düşünceler ve değerleri korumak önemlidir.

Bu düzeydeki ahlak gelişimine göre çoğunluk anlaşarak ,azınlıkta kalanların temel haklarına zarar verecek kanunlar yapamazlar. Bu dönemdeki ahlak gelişimine ulaşmış bir kişi,toplumun üstünde bir bakış açısına sahiptir.toplumsal anlaşmanın sonucu,belirlenen kanunlara akılcı bir yaklaşımla saygı duyulur.

Ancak evrensel ahlaki bakış açısı ile hukuki bakış arasındaki çelişkiler çözümlenemez. Örneğin hiçbir yasa bir insanın ölümüne sebebe olabilecek bir davranışı meşru göstermez. Ancak kendisini öldürmeye gelen birini öldüren birini cezalandıramaz.çünkü bu durumda insan yasalara karşı gelmekle kendi yaşamını kurtarma arasında bir seçim yapmak durumunda bulunmaktadır. Böyle bir durumda kendi yaşamının devam etmesi her şeyin üzerinde olmalıdır.

Altıncı Evre : Evrensel Ahlak İlkeleri Eğilimi

Kohlberg ‘in ahlaki gelişime ilişkin düşüncelerinden en çok tartışılan evredir. Bu düzeyin kurumsal olduğunu ileri sürenler vardır.

Kohlberg ‘e göre bu evreye ulaşmış kişi,evrensel ahlaki prensipleri kendine rehber edinmiştir. Yazılmış kural ve yasalardan bağımsızdır. Bunun anlamı “birey hali hazırdaki tüm yasalara karşıdır” demek değildir. Aksine kanunlar evrensel prensiplere uygun olduğu için desteklenir. Kanunların bu prensiplerle çelişmesi halinde bu prensiplerin korunması gerekmektedir. Çünkü prensipler insan haklarına, insan onuruna saygılı davranmayı gerektirir.

Evrensel ahlaki prensipler sadece bir grubun geliştirdiği yada düzenlediği prensipler değildir. Tüm insanların eşitliğini temel felsefe olarak benimseyen yaşama haklarını, eğitim görme hakkı, özgür tercihte bulunma,düşünme ve açıklama hakkından kimse yoksun bırakılmamalıdır. Halihazırdaki yasalar bu prensiplerle çeliştiği zaman birey kendi vicdanına uygun davranışta bulunur. Dolayısıyla kendi ilkelerine aykırı durumlarda yasalara karşı çıkmaktan kaçınmaz.

Şimdi meşhur sorumuzun cevaplarını bu gelişim düzeylerine göre incelemeye ne dersiniz?

Heinz ikilemi

İlacı Çalmalı mı, Çalmamalı mı?

1.Evre Cevapları

Hatırlayalım: Güdülenmeler ve gereksinme sonuçları göz önüne alınmaksızın, davranış fiziksel zararla ölçülür.

  • Evet çalmalı: İlacı çalmak aslında kötü bir şey değil. İlaç için baştan para vermeyi de denedi, zaten aslında çaldığı ilaç 2,000 dolarlık değil. 200 dolarlık.
  • Hayır çalmamalı: Büyük bir suç. İzin almadı, zorla eczaneye girdi. Çok pahalı bir ilacı çaldı ve kapıyı vs. kırıp eczaneye zarar verdi.

3.Evre Cevapları

Hatırlayalım: Davranış güdüye ve davranışı yapan kişiye göre değerlendiriliyor. Bir davranış eğer iyi bir güdüye dayanıyor ya da böyle bir kişi tarafından yapılıyorsa, iyidir, bunun tersi ise kötüdür.

  • Evet çalmalı: İyi bir kocanın yapması doğal olan bir şeyi yaptı. Karısını sevdiği için yaptığı bir şeyden dolayı onu suçlayamazsınız. Eğer karısını kurtaracak kadar sevmeseydi o zaman suçlanırdı.
  • Hayır çalmamalı: Karısı ölürse, Heinz suçlanamaz. Yasal yollarla yapabileceği her şeyi karısını sevmediği ya da kalpsiz olduğu için yapmamış değil. Bencil ve kalpsiz olan eczacıdır.

6.Evre Cevapları

Hatırlayalım: İyi niyet, bir davranışı doğru ya da yanlış yapmaz. Ancak bir davranış, kişisel olarak seçilmiş ilkelere dayanıyorsa yanlış olamaz. Kurallara uymamak aslında doğru bir davranış olabilir, fakat bu sadece kuraldan sapma ile bir ahlak ilkesine kesinlikle ters düşme arasındaki bir tercih durumunda söz konusudur. Ahlak ilkelerinin de yasal kurallar kadar, hatta daha fazla önemi olduğuna inanılır.

  • Evet çalmalı: Bu durum Heinz’ı çalmakla karısını ölüme terketmek arasında bir tercihe zorlamaktadır. Bir tercih yapılması zorunlu olduğu zaman çalmak ahlaken doğrudur. İnsan hayatını koruma ve ona saygı gösterme ilkesine dayanarak hareket etmesi gerekir.
  • Hayır çalmamalı: Heinz, karısı kadar ilaca ihtiyaç duyan başka insanlarda olup olmadığı konusunda bir karar verme durumundadır. Heinz karısına karşı duyduğu kendi hislerine göre değil, söz konusu olabilecek bütün insanların hayatının değerini göz önüne alarak hareket etmelidir.

Bu cevap örneklerinden de görüldüğü gibi, Kohlberg’in kullandığı ahlak problemleri kesin doğru ya da yanlış davranışı kolayca saptamaya uygun değildir. Burada dikkat edilen, doğru ya da yanlış yargısına ulaşmak için gereken bir önermeden başka önermeler çıkarabilmektir. Kişinin hangi ahlak devresinde bulunduğunu bu usavuruş gösterir.

Kaynak ve İleri Okuma:

  1. https://mgurgan.wordpress.com/tag/lawrence-kohlberg/
Bilgiyi Yay
Merhabaa :) Ben Meysa Kardelen Akan. Moleküler biyoloji ve genetik lisans öğrencisiyim. Bilime her zaman ilgili ve meraklı oldum. Sorgulayıcı ve araştırmacı olmak beni her zaman bir adım öne taşımıştır. KreatifBiri'de hem yazarlık hem de sosyal medya yöneticiliği yapmaktayım. Sizlerin eleştiri ve yorumları kendimi geliştirmekte en büyük katkı, o yüzden yazılarım hakkında merak ettiklerinizi yorumlara ya da [email protected]'a yazabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın