Koronavirüsle boğuştuğumuz bu günlerde hepimizin ağzından düşmeyen bir kelime var: “Sosyal mesafe“. Tabii bu dönemde kıyafet modamız da artık maskeler ve eldivenler oldu. Bu noktada aklıma 19. yüzyılda kadınlar arasında moda haline gelen krinolinler geldi. Hani şu eski dizi, filmlerde gördüğümüz kabarık elbiselerin etekleri. Kimisi öyle kocaman oluyordu ki o etekler sayesinde sosyal mesafenin en şık halini yaşıyorlardı ama maalesef bu moda akımı binlerce kadının ölümüne yol açtı. Hadi gelin birlikte bu moda katliamına bir göz atalım..

Krinolinlerin Tarihi

krinolin

Viktorya dönemi moda olan bu büyük, hacimli etekler, sosyal ortamlarda cinsiyetler arasında bir bariyer oluşturmak için kullanılırdı. Bu eğilimin kökenleri 15. yüzyıl İspanyol mahkemelerine kadar takip edilebilirken, bu hacimli etekler 18. yüzyılda sınıf göstergesi haline geldi. Sadece ev işlerine ellerini sürmeyecek kadar ayrıcalıklı olanlar onları giyebilirdi; bu eteklerle odadan odaya rahatça hareket edebilmek için yeterli alana sahip bir eve ve onu giymenize yardımcı olacak bir hizmetçiye ihtiyacınız vardı. Etek ne kadar büyükse, statünüz de o kadar yüksekti. 1850’lerde ve 1860’larda, daha orta sınıf kadınlar, kasnaklı yuvarlak etekler seri üretilmeye başlayınca, “krinolin” giymeye başladılar. Çok kısa bir sürede, “crinolinemania” (krinolin çılgınlığı) moda dünyasını kasıp kavurdu.

Bu eteği, kadınların hareketini ve özgürlüğünü kısıtlamak için başka bir araç olarak gören kılık kıyafet reformcularının eleştirilerine rağmen büyük çember etek, kadınların sosyal güvenliğini korumanın sofistike bir yoluydu. Kabarık etek, potansiyel bir talibin veya daha da kötüsü, bir yabancının bir kadının vücudundan güvenli bir mesafenin ötesinde kalmasını zorunlu kıldı.

Bu çemberlerin temel amacı, günlük faaliyetlerde eteğin açılmasını önlemek ve serinlemeyi sağlamaktı. Aynı zamanda at kılından dokunmuş kumaşa sahip ve tel veya çelikten yapılan bu devasa aparatın diğer amacı ise, kalçayı büyük, beli ince göstermekti. Çemberli etek giyen kadınların sayısı hızla artarken, bu moda akımına bağlı ölümlerin sayısı da aynı orantıda artış gösteriyordu.

Krinolin Ölümleri

Krinolin, aynı zamanda çok yanıcı bir kumaştı ve Viktoryan Dönemi’nde yaklaşık 3000 kadının tutuşarak ölmesine sebep oldu. Orijinal olarak at kılından üretilen etekler, daha sonra pamuk kullanılarak üretilmeye başlandı. Ancak kadınların moda diye giydiği krinolinler, özellikle de mutfak işlerinde çok tehlikeli oluyordu. Etekleri tutuştuğu için hayatını kaybeden kadınların sayısı artarken, New York Times gazetesinin 1864’deki manşeti insanların dikkatini çekti. Habere göre dünya çapında 40 bini aşkın kadın etekleri tutuştuğu için yanarak hayatını kaybetti.

Krinolin Çılgınlığı(Ölümcül Etek Modası) 1

Çelik krinolin ise o kadar ölümcüldü ki bu giysi, tasarımından dolayı sert rüzgarlara karşı dayanıksızdı. Bazı hikayeler, krinolin giymiş olan kimi kadınların iskeleden denize savrularak, kimisinin ise bellerinin etrafındaki çelik kafes nedeniyle boğulduklarını söylüyor. Bir başka durum ise krinolinleri yüzünden, uçurum ve yüksek binalarda takılıp düşen kadınlar. Aynı zamanda bu etek, at arabalarının tekerlek tellerine takılır, kadınların sokakta sürüklenmesine sebep olurdu. Şair Henry Wadsworth Longfellow’un ikinci eşi bu etek içindeyken birkaç şamdan devirmiş ve alevler içinde kalmıştı.

Durum bununla da bitmiyor. 1863 yılında Santiago, Şili’de bir kilisede çıkan yangında 2000’den fazla insan hayatını kaybetti. Bir gaz lambasının duvardaki tülleri tutuşturmasıyla çıkan yangın sırasında insanlar dışarı kaçmaya çabaladı; ancak krinolin giymiş kadınların etekleri kapıya sıkışmış, çıkışı tamamen kapatmıştı.

Sonuçta; halka etek trendi 1800’lü yılların sonunda popülerliğini kaybetti ve ölüm nedeni krinolinler raflara kaldırıldı. Tabi günümüzde tarlatan olarak adlandırdığımız aksesuarları hala gelinliklerde ve bazı elbiselerde görüyoruz. Bu etekler, kalçayı büyük ve beli ince gösterdiği için, korse giymeye gerek kalmıyordu. Peki sırf korseden kaçmak için bunca ölümü göze almak ne kadar mantıklı?

Kaynakça ve İleri Okuma: 1 , 2

Editör: Sena Bakı