Son yıllarda meydana gelen olaylar (fırtınalar, hortumlar, geç gelen kış, yazın yaşanan su baskınları, aylarca süren yangınlar) hepimizi bir nebze korkuttu diye düşünüyorum. Küresel ısınma, iklim değişikliği adına her ne derseniz biz insanların, dünyanın etinden sütünden faydalanırken pek masum olmadığımızın ve kendi lüksümüz için doğaya yaşam şansı tanımadığımızın bir kanıtı olarak karşımıza çıkıyor.

Aslında bugünkü konumuz küresel ısınma ya da iklim değişikliği nediri konuşmak değil. Bundan çok değil 10 – 15 yıl önce bilmiyor olabilirdiniz ama şimdi teknolojinin gelişmesi, herkesin bilgiye hızlıca ulaşabilmesi ile küresel ısınma ve iklim değişikliği hakkında fikriniz olduğunu düşünüyorum.

Yine beyin yakan sorularla karşınızdayım.

  1. Dünya iklimi hep günümüzdeki gibi miydi?
  2. Dünya daha fazla ısınırsa ne tür sonuçlarla yüz yüze kalırız?

Gezegenimizin İklim Tarihi

Öncelikle uyarmak isterim. Burada bahsedeceğim iklim kuşaklarının günümüzdeki iklim değişikliği ve küresel ısınma ile pek bir ilişkisi yok.

Hazırsanız kemerleri bağlayın. Sizi taa “Dünya bir toz bulutuydu.”ya götüreceğim. Dünya oluştuğunda ki yaklaşık 4,5 – 5 milyar yıl öncesinden söz ediyorum. Kozmik tozların bir araya gelmesi ile oluşan Dünya’nın oldukça soğuk olduğu tahminler arasında. Zamanla sürtünmeler ve yerleşmeler dolayısıyla da ısı seviyesi artmış, yüzeyde sıcaklık 1000 santigrat dereceleri bulmuş. Bu iki oluşum sürecinde elbette Dünya üzerinde yaşam olmadığından bir tanık da yok.

İlk yer kabuklarının ise yaklaşık 3,5 – 4 milyar yıl önce oluştuğu öngörülmektedir. Daha sonra ilk yağışlar gerçekleşmiş ve aşınmalar meydana gelmiştir. Buraya kadar anlattıklarım ile ilgili tüm veriler bilim insanlarının araştırmaları ve öngörülerine dayanmaktadır ve Dünya üzerinde iklim olarak adlandırılacak bir süreç olarak tarihte geçmemektedir.

küresel

İklimsel ilk mevcudiyete yani buzlaşma devrinin izlerine (Huronian buzul çağı) günümüzden yaklaşık 2,6 milyar yıl önce rastlanmıştır. Bu dönem, Kuzey Amerika ile Avustralya’nın bazı kesimlerinde gözlenen ve tillit olarak bilinen taşlaşmış ve çok kalın buzul çökelleri ile temsil edilmiştir.

Bu devrin bitimiyle birlikte Üst Algonkien (Prekambrien) iklimi devreye girmiştir. İlgili döneme ait veriler bu iklimin oldukça sıcak geçtiğini göstermektedir. Bazı araştırmalara göre kuzeyde çölümsü iklim görülürken güneyde ve özellikle Güney Afrika’da kısmen tekrar buzullaşmaya rastlandığı belirtilmiştir. Bu buzullaşma Afrika’nın merkezde olduğu ve Gondwana olarak bilinen süper kıtada, günümüzden yaklaşık 440 – 460 milyon yıl önce, Geç Ordovisiyen Dönemi buzullaşmasıdır. Bu buzullaşmanın kanıtları ülkemizde Akdeniz Bölgesinde de görülmüştür. Güney Afrika’daki Karoo bölgesinde bulunan buzul çökelleri nedeniyle bu dönem Karoo Buzullaşması olarak adlandırılmıştır.

küresel ısınma

Yavaş yavaş günümüze yaklaşırken yeryüzünde dengeli ve bugünkünden daha sıcak bir iklimin hakim olduğuna dair bulgular vardır. Bilim insanlarına göre bu süreçte iklimsel değişimler devam etmiştir. Bu değişmeler hiçbir zaman bir buzul devri ölçüsünde olmamıştır. Kretase devri boyunca, mevsime bağlı iklim şartları da yani yaz ve kış iklimlerinin varlığına dair işaretler bulunmuştur.

Erken Mesozoik’de (Trian Dönemi) günümüze kıyasla ortalama 10°C kadar daha yüksek olan sıcaklıklara rağmen kıtaların bir arada bulunmasından dolayı küresel deniz seviyesi düşük kalmıştır. Orta Mesozoik’te (Jura Dönemi) Pangea parçalanmaya başlamış, bağıl deniz seviyesi yükselmiştir. Bu dönemde artmaya devam eden sıcaklıklara rağmen denizlerin, kıtaların sığ bölümlerini basması sonucu iklim daha nemli hale gelmiştir. Jura-Kretase geçişinde yaşanan soğumaya rağmen tam bir buzullaşma dönemi yaşanmadığı öngörülmektedir. Bu süreçte okyanuslardan yükselen CO2 miktarı sebebiyle atmosferdeki karbon miktarı da bugünkü seviyelerinin oldukça üstüne çıkmıştır. Atmosferdeki karbon miktarı arttıkça yeryüzündeki sıcaklıklar 27 – 28 santigrad dereceyi bulmuştur. Bu da geçmişte dünyanın küresel bir ısınma yaşadığının göstergesidir. Bu dönem günümüzden 250 milyon yıl önce başlamış ve 2,5 milyon yıl önce bitmiştir.

iklim

Miyosen dönemi sonunda Güney ve Kuzey Amerika birleşmiş ve tek bir kıta halini almıştır. Atlas Okyanusu ve Büyük Okyanus birbirinden ayrılmıştır. Bunun sonucu olarak da Gulf Stream deniz akıntısı güçlenmiş ve kuzey yarımküre hızlı bir şekilde soğuyarak Pleistosen Buzul Dönemine geçilmiştir. Pleistosen buzul dönemi, günümüzden yaklaşık 2.5 milyon yıl önce başlamış ve bundan yaklaşık 10.000 veya 14.000 yıl önce sona ermiştir. Yaklaşık 12 bin yıl önce son buzul çağının sona ermesindeki en önemli faktörün volkanik aktivitelerdeki artış olduğu öne sürülmüştür. Volkanların, atmosferdeki CO2 miktarını arttırması ile yerküre ısınmasına sebebiyet verdiği belirtilmiştir.

Veee son olarak içinde bulunduğumuz Halosen çağı başlamıştır.

Şöyle ki dünyanın varoluşundan beri ortalama her 100.000 yılda bir buzul devri yaşanmıştır. Yani sanıldığının aksine iklim, Dünya’nın varoluşundan beri hep günümüzdeki gibi denge halinde değildi. Buzul çağlarının ve kavurucu sıcakların birbirini takip ettiği birçok devir yaşamış ve yorgun düşmüş gezegenimize bir de sanayi devrimi ile yapay bir etken vermiş olduk.

Dünya’mız Daha Fazla Isınırsa Neler Olur? Küresel Isınma İle Bizi Neler Bekliyor?

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün açıklamasına göre 2010 – 2020 yılları arasında Dünya’nın ortalama sıcaklığı 14,7 santigrad derecedir. Bu sıcaklık değeri, son buzul devrinde olduğu gibi 3 – 6 derece düşerse kutuplardaki buz kaplı alanlar genişler ve yeryüzünün büyük bir bölümü geçmişte olduğu gibi insanlar, hayvanlar ve bitki çeşitleri için yaşam alanı olmaktan çıkar. Ya tam tersi olursa? Yani sıcaklıklar aynı oranda yükselirse? Tersiyer öncesi veya Kretase dönemindeki gibi 27 – 28 derecelere ulaşırsa olacak şey nedir?

ısı

Bu demek oluyor ki bugün Antartika, Sibirya ve Görland’daki buzul alanlar tamamen eriyerek okyanusa kıyısı olan tüm karasal alanları yutacak. Tahminen deniz seviyesi 20 – 30 metre yükselecek ve başka akıl almaz sonuçlar da ortaya çıkacak.

Birkaç örnek verecek olursam: Yüzey suyu kaynaklarına okyanus suyunun karışması sonucu bir tür su kıtlığı başlamış olur. Sıcaklıklar arttıkça tuzlu su buharlaşmaya devam eder, verimli topraklar tuz çölüne dönme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve daha nice tehlike beraberinde gelir.

Dünya’mız geçmişte küresel ısınma felaketini yaşadı ve en büyük örneği olan Nuh Tufanı, gözlerimizin önünde. Bugün Nuh’un Gemisi’nin denize hiç kıyısı olmayan, okyanusa oldukça uzak Ağrı’da olduğu yönünde rivayetler olduğu düşünüldüğünde Türkiye’nin de sular altında kalmayacağını kimse garanti edemez.

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4

Editör: Berfincan Doğan