Eski Roma’da taht sevdaları yüzünden oluşan ölümler çok meşhurdur. İmparatorlara suikast düzenleyen kişiler genellikle imparatorun yerine geçebilecek en yakın kişiler olmaktadır. Roma imparatorlarının yaşamlarına ve egemenliklerine zehirle son verilmesinin birçok örneği
vardır. Kanlı ve korkunç ölümlere yol açan kılıç, mızrak ya da hançerin tersine zehir, kurbanının hayatını ölüm sessizliğiyle bitiren bir silahtır. Ben de bu yazımda sizlere, tarihe geçmiş ilk profesyonel zehirci Locusta’dan bahsetmek istedim. İyi okumalar 🙂

Locusta

Locusta, Roma İmparatorluğu’na bağlı Gaul kasabasında dünyaya gelmiştir. Bitkiler üzerine uzmanlaşan Locusta, kısa süre sonra şifacı ve büyücü olarak üne kavuşmuştu. O dönemler Roma’da statü ve güç uğruna kıyasıya bir rekabet söz konusuydu. Rakiplerini kendi gücüyle yenemeyenler ise kurbanlarını doğal yollarla ölmüş gibi gösteren zehirleri kullanmaya başladılar. Zehir konusunda da akla ilk gelen isim ünlü şifacı Locusta olmuştu. Bunun karşılığında ona para ve sosyal statü sunuyorlardı. Eğer tutuklanacak gibi olursa da patronları onu ne yapıp edip bu durumdan kurtarıyorlardı. Locusta, öldürme sanatını görev icabı değil, aynı zamanda zevk için de yapıyordu.

Locusta: İlk Profesyonel Zehirci

“…Derken, koşup geliyor kudretli bir hanımefendi, kocası susadığında,
Karakurbağayla karıştırıp sunmak üzere yıllanmış Cales şarabını, Konunun uzmanı Locusta öğretmişti yeteneksiz komşularına, Dedikodulara rağmen, herkesin gözü önünde, Kocalarının kararmış bedenlerini odun yığınına taşımalarını…”

Saturae’ın Romalı şairi Iuvenalis

İmparator Nero Tahta Nasıl Geçti?

İmparator Claudius’un dördüncü eşi ve aynı zamanda öz yeğeni olan Agrippina’nın, önceki evliliğinden Nero isimli bir oğlu vardı. Agrippina’ya göre Claudius’tan sonraki imparator Nero olmalıydı. Ancak önlerinde bir engel vardı. Çünkü Claudius’un diğer oğlu Britannicus yeni hükümdar olmanın en güçlü adayıydı. Ayrıca Claudius, önceki hükümdar Caligulan’ın suikast sonucu ölümünün ardından tam 13 yıldır tek hükümdar olarak imparatorluğu yönetiyordu. Hükümdarlığı da bırakmak gibi bir niyeti yoktu. Ancak Agrippina gibi bir kadının da beklemeye niyeti yoktu. Oğlunu tahtın sahibi olarak görmek istiyordu.

M.Ö 4. yüzyıldan beri zehir en etkili silahlardan bir tanesiydi. Roma İmparatorluğu’nda yemeklere zehir katmak ise en sık uygulanan yöntemlerden biriydi. Agrippina eşi Claudius’un mantar sevdiğini biliyordu. Mantar ise doğal yoldan zehirlenme için birebirdi. Kimse mantar yemeğinin içine katılmış zehirden şüphelenmezdi. Fakat o zamanlar imparatorlar kendilerini zehirli yemeklerden korumak için tedbir alırdı. Mutlaka o yemekleri onlardan önce tadan çeşniciler olurdu. Tabi sadece şüpheden dolayı değil aynı zamanda yemeğin veya şarabın kalitesinin de onaylanması gerekirdi.

Locusta: İlk Profesyonel Zehirci

Claudis’in zehirlenmesi için bir başka engel de onun kusma adetiydi. Sofrada daha uzun oturabilmek, yiyip içtiklerinden daha fazla tat alabilmek için, doydukça gırtlağını bir kuş tüyüyle gıdıklar, kusar, midesinde yer açar, tekrar yiyip içmeye başlardı. Hal böyle olunca, Claudius’u zehirlemek hiç de kolay değildi. Agrippina da bu konu için Locusta’dan yardım istedi. Locusta işinde usta olduğu gibi, çok da zekiydi ayrıca daha önceden katıldığı yemek davetlerinde Claudius’u dikkatlice takip etmişti.

Claudius’un mantar yemeğine Amanita Phalloides isimli son derece zehirli bir mantar türünü ekledi. Ama yine de işini sağlama almak istedi. Kusmak için kullanacağı tüye de zehirli bir madde sürmeyi ihmal etmedi. Mutlaka ikisinden birisi kana karışacak ve onu öldürecekti. Agrippina yemek tadıcıyı bir şekilde kandırmayı bildi ve zehirli mantar yemeğini kendi elleriyle eşine sundu. Zehirli mantar yemeğini yedikten kısa bir sonra zehir etkisini gösterdi ve Claudius, tüy vasıtasıyla kusmak için çabalamaya başladı. Tüy de yüksek derecede zehirliydi. Ciddi derecede rahatsızlanınca, özel doktoru Xenophon’u yanına çağırdı. Ne var ki Xenophon da Agrippina için çalışıyordu. O da imparatorunun damarlarına zehirli colocynth maddesini enjekte etti. Claudius o gece herkes tarafından ihanete uğramıştı. O sabah Claudius hayata gözlerini yumdu.

İmparator Nero ve Locusta

Locusta’nın ilk görevi Nero’nun 14 yaşındaki üvey kardeşi ve aynı zamanda taht rakibi olan Britannicus’u öldürmek oldu. Ancak Locusta’nın metodu farklıydı. O dönemde şarap sıcak su ile karıştırılıp servis edilirdi. Britannicus o gün şarabını tattırıcılarına içirdi. Bir süre sonra kendisi içmeye başladı. Şaraba katılan suyun çok sıcak olduğunu söyleyince, yanında bekleyen tadım görevlisi soğuk su ekledi. Ne var ki soğuk suyun içine daha önceden Locusta tarafından zehir katılmıştı. Britannicus kısa bir süre sonra rahatsızlanıp tıpkı babası gibi öldü.

Locusta: İlk Profesyonel Zehirci

Nero henüz 16 yaşındaydı ve yeni imparator ilan edildi. Locusta ise tutuklanarak hapis cezasına mahkûm edildi. Tabi kısa bir süre sonra, Nero tarafından affedildi. Çünkü Nero’nun Locusta ile ilgili farklı planları vardı. Locusta artık Nero’nun özel danışmanıydı. Nero diğer imparatorlardan farksızdı. O da en az öncekiler gibi acımasızdı. Zevk için sokağa çıkıp yanından geçen insanları bıçaklayarak öldürmek eğlencelerinden bir tanesiydi.

Geçen yıllar içinde Locusta’nın müşterileri arttı. İşi çoğalıp da, her isteği yerine getiremeyince, bir okul açıp, başka katiller yetiştirdi. Mahkumları deney insanı olarak kullandı, böylelikle daha hızlı ve daha etkili zehirleme yöntemleri geliştirdi. Nero da Locusta ile öldürme konusunda rekabet içerisindeydi. Annesini, halasını, birinci ve ikinci eşlerini kendi elleriyle öldürmüştü. Nero kendisini bir sanatkâr olarak görüyordu.

M.S. 68’de Senato yeni imparatorları Galba’nın isteği üzerine Nero’nun ölümüne karar verdi. Nero’nun da ölümü Locusta ile geldi. Locusta yeni patronlarının emriyle Nero’ya zehirli bir karışım sundu. Ancak zehirlendiğini anlayan Nero, ölümünün bu şekilde olmasına izin vermeden, intihar etti. Locusta sürekli başkalarının emri altında insanları öldürdü. Kendi zevki için de öldürmeyi ihmal etmiyordu.

Locusta’nın Ölümü

Roma İmparatorluğu’nun o dönemi yine vahşi zevkleri ile ünlüydü. Gladyatörler başkalarını eğlendirmek için ölümüne dövüşüyorlardı. Vahşi hayvanlar ise ya önlerine sunulan kurbanları parçalayarak öldürüyorlardı ya da zavallı insanlara tecavüz etmek için yetiştiriliyorlardı. Galba kendi zevki uğruna Locusta’yı bir hayvana tecavüz ettirdi. Rivayetlere göre bu vahşi hayvan bir zürafaydı. Tecavüz eden hayvanın dişisinin salgıladığı vajinal sıvı ve koku kurbanın üzerine sürülürdü. Böylece kokuyu alan erkek hayvan, tahrik olarak kurbanına tecavüz ederdi. Tecavüzün ardından Locusta parçalanarak öldürüldü. Kararı veren Galba’ydı. Ne tesadüftür ki, Locusta’nın ölümünün ardından kısa bir süre sonra Galba esrarengiz bir şekilde rahatsızlanarak öldü.

Toksikoloji kitapları, Locusta’yı, “Tarihin bilinen ilk kadın seri katili” diyerek onurlandırır. Bu, daha önce kadın seri katiller olmadığı anlamına gelmez elbette. Örneğin, Locusta’dan en az 2 bin yıl kadar önce, Babil’in Gula adlı bir tanrıçası vardır ki, tanrıçalığını insanları yaşatma ve öldürme bilgisine borçludur. Ancak her nedense ne Locusta, ne de Gula, günümüzde pek tanınmıyor. İlk kadın seri katil olarak genelde, 1479 yılının 13 Ekim günü, Macar topraklarındaki Ekmek Tarlası’nda, Fatih Sultan Mehmed’in 30 bin askerini katleden ve aynı gece Türklerin cesetlerinin üzerinde sarhoş olup şarkı söyleyen, Erdel (Transilvanya) Voyvodası Stephen Bathory soyundan bir kanlı kontes olarak hatırlan Elizabeth Bathory’dir.

Kaynakça Ve İleri Okuma:

1 , 2