Mantar Yetiştiriciliğinden Taht Savaşlarına: Karıncaların Ürkütücü Dünyası

Genellikle sıcak günlerde evlerimizin her köşesinden çıkan karıncalar, Hexapoda (Y: hexa: altı, poda: bacaklı) üst sınıfı ve Hymenoptera (Zar kanatlılar) takımına ait Fomicidae ailesini oluştururlar.

Bizden ne kadar küçük ve güçsüz olduklarını düşünürsek düşünelim, karıncalar bizden 99 milyon 800 bin yıl daha yaşlı! Evet, insanın Homo sapiens in ortaya çıkışı 200 bin yıl önceyken, karıncalar yaklaşık 100 milyon yıl önce sosyal olmayan yaban arıları atalarından evrimleşmiştir. (Bu da tarımcılığın Mezpotamya’da değil karınca yuvalarında doğduğu düşüncesinin şaşırtıcı olmaması demek sanırım 🙂 )

İnsanlar Mı Daha Sosyal Böcekler Mi?

Sosyallik dendiğinde aklımıza ilk olarak insan, kedi, köpek gibi sosyalleşme halinde olduğumuz türdaşımız ve evcilleştirdiğimiz bazı canlılar gelse de doğada ayakta kalmak soliter (yalnız yaşayan) türlerin bile belli çıkmazlarda sosyalleşmesini (kur yapma, çiftleşme savaşları, besin kavgaları.. gibi) gerektiriyor. Tabii bu belirli zamanlarda gerçekleştirilen etkileşimleri üst düzey sosyalleşme gösteren ösosyal yani gerçek sosyal türlerden ayırmamak bu türlere haksızlık olacaktır. Ösosyal böcekler; tüm karınca türlerini, bazı arılar, bazı yaban arılarını (tümü Hymenoptera takımında) ve bütün termitleri (Isoptera takımı) içerir.

Ösosyal Böceklere Yakından Bakalım:

Karıncalarda tanımlanmış 10 bin türün neredeyse tamami ösosyaldir, bunun karıncaların başarısında rol oynadığı kesin. Tüm böcek türlerinin %2 sini oluştursa da tüm böcek biyokütlesinin yarısını oluşturur! Bunu anlamak için dünyadaki böceklerin toplam sayısı değil, sadece keşfedilebilmiş tür sayısının 1,5 milyar olduğunu düşünmek yetecektir.

Gerçek sosyal böcek kolonileri tanımlanacak olursa az veya çok steril (kısır) işçilerden ve bir ya da daha fazla üretken kraliçelerden oluşur. Bir koloni içinde farklı nesiller gözlenir, böylece kraliçe arının korunması ve bakımı yavru arılar tarafından geçekleştirilmiş olur. Gelişmekte olan larvaların ve embriyoların bakımı ise işbirliği ile yapılır.

Yeni bir karınca kolonisi genellikle kanatlı bir dişinin çiftleşmesinin ardından kanatlarını atıp, yuvayı kurup bir yıl boyunca depoladığı spermleri kullanmasıyla oluşturulur. Erkek bireye ne olduğunu soracak olursanız, diğer bazı Hymenopter türlerinde olduğu gibi ejakülasyon sırasında öldü. Bu doğumlarda oluşan dişiler işçi sınıfına aittir; yuvayı düzenlerler, kraliçe ve yumurtaların beslenme ve bakımını sağlarlar, yemek bulurlar.

Karınca Meslek Edindirme Kursları

Tıpkı büyük bir şirketin birimlerinin ve her bir birimin farklı görevlerde elemanlarının olması gibi karıncalarda da üst düzey hiyerarşinin yanısıra görevlendirme ve görev tanımı vardır. Bu, düzenin sağlanması için gereklidir. Örneğin yuvayı koruyan karınca yavru bakım işini yapmaz. Çünkü yuvanın zaten bakıcı işçileri vardır. Peki görev dağılımı nasıl yapılır? Karıncalar bu yeteneklerle mi doğuyor?

DNA analizlerinde karıncaların belirli görevlere yatkınlıkla doğduğuna dair herhangi bir delil bulunamamıştır. Bu da karıncalarda bir eğitim sistemi olduğu hipotezini öne çıkarmış ve yuvalar mercek altına alınmıştır. Evet, karıncalar da bizler gibi görerek öğrenirler. Yuvadaki deneyimli öğretmen karıncalar genç karıncaları yuvanın içinde eğitir. Örneğin yiyecek taşımacılığı yapacak genç karıncalara hafif yiyecek parçalarıyla pratik yaptırılır. (Bir çekirdek kolay taşınmıyor…) Görevler hormonal olarak da regüle edilir ve belirli görevler için morfolojik değişimler oluştuğu gözlenir. ( Asker karıncaların kesici ağız parçaları gibi.) Yalnızca insanlar farklı yeteneklerde doğmuyor olacak ki, başladığı işte (eğitiminde) başarılı olamayan bir karınca farklı bir bölüme gönderilir ve kendisi için doğru olanı bulana kadar eğitim almaya devam eder. Görünen o ki sevdiği işi yapmak konusunda bizden daha cesaretliler.

Tarım Mezapotamya’da Değil Karınca Yuvalarında Doğmuştur

Bazı karınca türlerinin bireyleri (yaprak-yiyen karıncalar) yuvalarında oluşturdukları tarlalarda mantar yetiştirmektedir (Yuva seçimi kraliçe arının toprağın verimliliğine, kaynaklara yakınlığına göre arsa; potansiyel tarla seçmesiyle sağlanır). Evet, mantar yetiştirmek! Türün bireylerini gün boyu yaprak taşırken görmek mümkün, yapraklar yetiştirdikleri mantarları gübrelemek üzere kullanılır. Tarla oluşturmak dedik, çünkü bu alelade bir ekim değil. Bu karıncalar, oksijen ve karbondioksit giriş çıkışını düşünerek ekimi yapmalı, yuvayı buna göre düzenlemeli. Yuvaya sürekli yaprak taşımalı fakat mantarı belirli aralıklarla beslemeli ki aşırı üreyen mantarın ürettiği aşırı karbondioksit ölümlerine yol açmasın. Aynı zamanda herbisit ve dezenfektan da kullanırlar. Mantarlarını öldüren ottan korunmak için kendi üzerlerinde taşıdıkları bakteriyi oraya aktarır. Bu bakteri de antibiyotik salarak mantar otunu öldürür.


Son zamanlarda Fiji’de kahve yetiştiriciliği yapan Phildris nagasau türü keşfedildi. Bu türün bireyleri ağaçlarda yaşıyor ve üzerinde yaşayacağı ağacı da kendi ekiyor, suluyor, toprağını gübreliyor.

Hayvancılık

Tarım yapmaları yeterince şaşırtıcı değilmiş gibi bir de hayvancılıkla uğraşıyorlar. Aklımıza tavuk ya da keçi gelmemeli tabii. Dominant olabildikleri bazı böcek türlerini/ ya da salgılarını kullanmak üzere yuvada tutarlar.

Game of Thrones (Taht Savaşları)

Taht savaşları dendiğinde abartmış olunmuyor. Çünkü karınca kolonileri ölesiye savaşıyor. Hayal gücünüze havada uçuşan karınca kelleleri, kılıç çarpışma sesleri hatta savaş meydanındaki kimyasal kokusunu (bazı karıncalar kimyasallar salgılar) duymak için izin verin. Bu savaşlar sınırlı kaynaklar için olabileceği gibi köle edinmek için de olabilir.

Kölelik

Bazı karıncaların kraliçeleri, diğer kolonilerle savaşırken ya da yuva işlerinde kullanmak üzere başka bir türün tüm yumurtalarını çalar. Örneğin Polyergus breviceps kraliçe karıncası kendi döllerinin bakımını sağlamaya yetkin değildir, bu nedenle Formica sp. nin asistanlığına ihtiyaç duyar. Köleleştireceği işçi karıncaların kendine biat etmesi için kraliçe arıyı kendi önlerinde öldürmek, ısırmak zorundadır.


Polyergus breviceps ve kölesi

Bonus: Zombi Karıncalar

Kaynaklar 1 2 3. Biology of Invertebrates Jan A.Pechenik

Zombi karıncalar, Ophiocordyceps unilateralis gibi parazitik mantarlarla infekte olmuş karpenter (marangoz) karıncalardır (Camponotus).


Marangoz karıncalar yağmur ormanlarının yüksek dallarında yaşıyor, yuvalarını ağaç kovuklarına yapıyorlar. Koloniler halinde dolaşıyor ve sürekli ağaç dallarından orman zeminine, oradan tekrar yukarılara çıkarak yaşamlarına devam ediyorlar. Bu normal yaşam döngüsü bir gün parazit bir fungusun karıncayı hasta etmesiyle korkunç bir şekilde değişiyor. Karıncalar orman zeminindeki fungus sporlarıyla temas edince hastalık başlıyor ve yaklaşık bir hafta içinde karıncanın tüm vücudu ve başı fungus sporları tarafından işgal ediliyor. Hasta karıncaların kasları deforme oluyor ve yırtılmalar başlıyor.

Hastalık aynı zamanda karıncanın merkezi sinir sistemini de etkiliyor. İşte bu noktada karıncaların davranışları değişiyor ve tipik bir zombi gibi davranmaya başlıyorlar. Normalde koloniden ve takip edilen yoldan hiç ayrılmayan işçi marangoz karıncalar düzensiz davranışlar sergiliyor, zikzaklar çizerek nereye gittiklerini fark etmeden yürüyorlar. Neticede koloniden ayrılıyor ve bir daha yuvalarının yolunu bulamıyorlar.

Zombileştiren fungus, kasların istem dışı kasılmasına da neden oluyor ve hasta karıncalar ağaç dallarından yere düşerek orman zemininden yaklaşık 25 cm yukarıda yer alan bol yapraklı ve nemli bölgede bilinçsizce dolaşmaya başlıyor. Katil fungus en uygun zamanı bekliyor ve öldürücü vuruşunu gerçekleştiriyor. Bu nemli bölge fungusun yaşamını devam ettirebilmesi ve üremesi için uygun koşullara sahip. İlginç olan şu ki, öldürücü vuruş hemen hemen her zaman güneşin sıcaklığının en çok hissedildiği öğle saatlerinde gerçekleşiyor.

Zombi karınca, sanki fungus tarafından önceden programlanmış ve zorlanmış gibi davranarak yaprağın altındaki ana damarı ısırıyor ve bu vaziyette öylece ölüyor. Karıncanın başında çoğalan fungus sporları karıncanın çene kemiğindeki kasları ve bu kasları yöneten sinirleri kontrol altına alarak karıncanın ölüm ısırığını gerçekleştirmesini sağlıyor. Ölüm ısırığıyla birlikte karıncanın çene kemiği kilitleniyor ve öldükten sonra bile karınca bu vaziyette yaprağın altındaki ana damarda asılı kalıyor. Birkaç gün sonra karıncanın başında fungusun yüzlerce sporunu içinde taşıyan bir üreme kesesi oluşmaya başlıyor. Görüntü gerçekten çok ilginç: yaprağa saplanmış ölü karıncanın başından uzanan bir sap ve sapın üzerinde bir kese. Fungus, sporlarını bu keselerden dışarı fırlatıyor ve yüzlerce öldürücü spor başka karıncaları hasta etmek üzere orman zeminine yayılıyor.

http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/zombi-karincalar

Bilgiyi Yay
Doğa ve bilim aşığı; moleküler psikiyatri ve zooloji meraklısı, bir elinden kalemi diğer elinden paleti düşmeyen bir biyolog adayı
Bu yazıyı beğendin mi?
20

Bir Cevap Yazın