Eski Sümerlerden beri bilinen, hakkındaki araştırmaların Mısır ve Yunan uygarlıklarına dayandığı migren için basitçe, tekrarlayıcı ataklar halinde gerçekleşen bir baş ağrısı türü denilebilir. Ataklarını erkeklere göre hem daha uzun hem daha şiddetli geçiren kadınlar kısa süreli migren tedavisine de erkeklerden daha düşük oranda yanıt vermektedir. Peki, migren atakları cinsiyete göre nasıl ve neden farklılık göstermektedir?

migren

Hormonların Etkisi

Ergenlik dönemiyle birlikte kadınlardaki migren atağı sıklığında artış gözlemlenir. Menopoz dönemi sonrası ise ataklarda düzelme meydana gelir ya da tamamen ortadan kalkar. Ergenlik öncesi ve menopoz sonrasında kandaki östrojen ve progesteron hormonları devamlı olarak düşük seviyede kalır. Ergenliğe geçişle birlikte hormon düzeylerinde meydana gelen dalgalanmaların migren ataklarını tetiklediği üzerinde duruluyor.

Hamilelik dönemi atakları etkileyen diğer bir dönemdir. Hamileliğin 3. ayından itibaren migren hastalarının çoğunda ataklar belirgin bir şekilde azalıyor. Çünkü bu dönemde menstrüasyon dönemindeki gibi dalgalanmalar görülmüyor. Bu dönemde atakların önceki gibi görülmüyor ya da hiç görülmüyor olması ne yazık ki doğumdan sonra yeniden görülmeyeceği anlamına gelmiyor.

Kadın ve Erkek Beyninin Farklılıkları

migren

Hem yapısal hem işlevsel yönden kadın ve erkek beyni arasında farklılıklar vardır. Bu farklılıkların etkin bir şekilde izlendiği bölgelerden biri olan “insula” duygusal tepkilerle, ağrı algısıyla, karar vermemizle hatta vicdanımızla ve daha birçok işlevle bağlantılı olan bir yapıdır. Bu yapının kadın migren hastalarında daha kalın olduğu ve ağrılı uyarana daha az yanıt verildiği tespit edilmiştir.

Migrenin Kaynağı

Migren hem genetik hem de hormonal etkenlerin birleşimine dayanan çok boyutlu bir hastalıktır. Saf genetik geçişli bir hastalık değildir. Ancak, aile bireyleri ve yakın akrabaları arasında migren hastası bulunan bireylerde migren baş ağrısı ortaya çıkma ihtimali genel olarak 3 kat artmış olarak değerlendirilir diyebiliriz. Migrene karşı hormonal olarak kadınların erkeklere göre dezavantajlı konumda olduğundan bahsettik. Bununla birlikte, bir de beynin cinsiyetler arasındaki yapısal ve işlevsel farklılıklar gerçeğini hesaba katınca migren kadınlar açısından oldukça güç bir hal alıyor.

migren

Bunlarla birlikte, Dünya Sağlık Örgütüne göre en ciddi kısıtlılık sebepleri arasında sayılan ve önemli bir kişisel ve toplumsal problem oluşturan migren için toplumlar arası farklılıklar olacağından dolayı her toplumun kendi genetik araştırmalarını yapması önem taşımaktadır.

Kaynak: 1, 2, 3, 4

Editör: Minem Kesen