Selamlar gönüllü karantina yoldaşları. Umuyorum psikolojik ve fizyolojik olarak sağlıklı bir hafta geçirmişsinizdir. Neler yapıyorsunuz? Ben motivasyonumu korumak adına sık sık stand up gösterileri izlemeye başladım. Peki bizi zor zamanlarımızda yalnız bırakmayan bu güldürü sanatı nasıl gelişti? Hadi bu hafta biraz bunu konuşalım.

mizah

Mizahın Tarihi

Mizahın başlama tarihçesi birçok araştırmacı için hala tartışma konusu. 4. ve 5. yüzyıllarda Yunan tarihinde “insan vücudundaki dört sıvıdan biri” olarak geçen mizah, birçok tarihçi tarafından konuşma dilinin olmadığı, mimik ve homurtuların dil görevi gördüğü dönemlerden bu yana var olduğu yönünde. Bu güldürü sanatı 13. yüzyılda cerrahi müdahaleler için adeta bir anestezi yöntemi olarak uygulanırken, 16. yüzyılda depresyon hastalarının tedavisinde yardımcı bir etkendir. Orta Çağ’da saray eğlencelerinin yemek yerken yapılması, mizahın sindirime yardımcı olduğu inancıyla gelişmiştir. Rönesans dönemi ise mizahı deforme olmuş insanları kullanarak bir çeşit insan pazarı üzerinden yaratmıştır. Bunlardan ayrı olarak kara mizahın, 18. yüzyılda Fransa’nın, sanayileşmeyle yaşanılan olayları bir çeşit eleştirmek amacıyla başlattığı düşünülür.

18. yüzyıldan beri var olduğuna inanılan bir güldürü sanatıdır yani offensive mizah. Gelişmiş ülkelerin 21. yüzyılda en rağbet gösterdiği bu mizah türü, ülkemizde hala yeteri kadar anlaşılamamaktadır. Birçok komedyenimiz, bu türü hayatımıza kazandırmak için gösterilerine eklerken, mizahın her konuyu eleştirme yetisine sahip olabileceğini yadsıyan, bir tabuyla yaşamaya alışık vatandaşlarımız yüzünden dava edilmekte ve işlerinden olmaktadırlar. Bu durum gelecek çok sayıdaki komedyenin motivasyonunu da düşürmektedir.

stand-up

Mizah Kuramları

Gelelim işin felsefe kısmına. Platon, Aristoteles, Hobbes, Freud, Kant, Koestler gibi birçok düşünür bu sanatı irdelemiş, üzerine sayısız teoride bulunmuştur. Bundan sonraki kısmı anlatırken birkaç örnekle kafanızda canladırmaya çalışmak istiyorum. Yazarın bilgiyi yorumlaması olacak bir nevi. Başlayalım.

Üstünlük Kuramı

Üstünlük kuramı, adından da anlaşıldığı üzere kişinin kendini ayrı tutarak, kendi dışında olayda geçen kişilerin zayıflığından etnik ya da cinsiyetçi davranışlarından bahsederek oluşturulan mizah türüdür. Bu tür, insanları güldürmenin en basit yoludur. Bir yazıda bunu Cem Yılmaz üzerinde incelemişti yazar. Kaynakça kısmında paylaşacağım merak edenler için. Cem Yılmaz şakasını yaratırken kafamızda neyi canlandırır? Çevresinde birtakım insanlar vardır, alt metinde onun öngörüp olayın içindekilerinin öngöremediklerini bize anlatarak farkındalığını dile getirir.

Seyirci de bu farkındalığı ve zayıflıkları alır, kanıksar ve şaka oluşmuş olur. Bazen şaka bizim o kadar “üstün” olamamamızdan ötürü aynı şeyi yapmamızla komikleşir. Bazen de olayı bizim de yapmadığımızı fark ederiz. Kendimizi de olayın içindekilerden üstün görmemizle ikinci şaka ögesini yaratmış oluruz. İçgüdüsel olarak üstün olmanın, “zafer kazanmışlık” hissinin her daim şaka unsuru olabileceğinden bahsediyoruz sadece.

Misal Cem Yılmaz severlerin aynı ölçüde Recep İvedik minvalindeki sinemayı eleştirmesi de makul değildir. Cem Yılmaz’ın yarattığı şaka unsurunu, Recep İvedik de bir karakter olarak toplar ve kendimizi, o karakterden üstün gördüğümüzden, ya da film karakterinin yan karakterleri kendisinden daha aşağı görmesinden diğer şaka unsurunu oluşturmuş olur. Kısacası talihsizlik ya da aşağı olarak görülen her tür davranış ve olay bu mizah türünün yaratıcısıdır.

Uyuşmazlık Kuramı

Bu kuramın oluşturduğu şaka türü, diğer mizah kuramlarından bir tık daha zordur diyebilirim. Çünkü şaka sonuç kısmında görülür. Geçen haberde gördüğüm bir olaydan örneklendireyim: Haberde kadını dilencilik yaptığı için kameraya alıyorlar. Muhabir neden dilencilik yaptığını soruyor. Kadın da çok rahat bir şekilde dilencilik yapmadığını, kızını beklediğini söylüyor. Ancak yoldan geçen birini görünce muhabir yanında olduğu halde içgüdüsel olarak elini açıyor ve yoldan geçen kişinin verdiği parayı kabul ediyor.

Bu durumun haber niteliği taşıma sebebi, kadının istemsizce bir şaka yaratması. Yani bu kuramda bir veya birden fazla olay yaşanıyor, bu iki olay birbiriyle çelişiyor. Ama en sonunda ilk bahsedilen olayla örtüşecek bir sonuç oluşturularak sürpriz bir son yaratılıyor. Bunun üstünlük mizahından daha zor olduğu fikrini Kant gibi birçok düşünür de savunur. Çünkü beklenmedik tutarsızlıklar, ayrım içerikli şaka unsurları kadar talep görmez.

Rahatlama Kuramı

Gelelim son kurama. Gülmeye başlayan birini gördüğünüzde “ay sinirlerim bozuldu.” dediğini birçok kez duymuşsunuzdur. Bu teoriye göre bu o kadar mantıksız bir cümle değil. Çünkü teorinin asıl oluşumu, gülmenin sinirsel enerji boşaltımı olarak görülmesindendir. Özellikle kadınların çok yaşadığı bir olayla örnekleyelim: Bir ortama girdiniz. Bir sürü erkek var, kendi aralarında sürekli cinsellikte aktif oldukları ya da cinselliği yaşarken saldırgan ve baskın olduklarını dile getirici esprilerde bulunurlar. Freud bunun sebebini “bastırılmış seksüel, saldırgan uyarıların sosyal olarak ortaya çıkması” olarak değerlendirir. İçindekilerini, toplumsal alandaki sansürlerini ancak bu denli şaka yoluyla aktarabilirler.

Olayı sürekli cinsel ya da şiddet içerikli şakaya yöneltme, bu duruma olan yoğun arzularından ya da bu durumlarda yaşadığı başarısızlıkları toplumun anlamasından çekinmelerindendir. Kuramlarda bahsettiğim hiçbir kişi, türü ya da örneği eleştirmek amaçlı belirtmediğimi söylemek isterim. Mizahın hiçbir unsurunun bir diğerinden daha iyi olduğunu öngöremeyiz. Bunların hepsi, insan doğasının yarattığı bir çeşitlilikten ibaret. Bu da demek oluyor ki yargı mercii biz değiliz.

Daha güzel bir hafta temennilerimle…

Kaynakça: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/202399 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/529418 , http://www.turkbilig.com/pdf/200816-101.pdf