“Feminist!”

Ülkemizde bu kavram yeri gelir hakaret olarak kullanılır, yeri gelir üst düzey bir insan olarak algılanır, yeri gelir cinsiyetçi olarak algılanır. Öncelikle şunu baştan söyleyeyim. Feminizm “kadınları üstün tutan” bir düşünce değildir. Feminizm kendi içinde farklı başlıklara ayrılır ama hedef her zaman kadın değildir. Bundan sebep korkulacak bir düşünce tarzı da değildir.

feminizm

Nedir Bu Feminizm?

Feminist bilinç 19.yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkmıştır. Sanayileşme ile birlikte değişen toplumsal ve ekonomik gelişmelerle bu düşünce zamanla dayanışma haline gelmiştir. Sanayileşme ve modernleşme ile birlikte kadınların da ev ekonomisine katkıda bulunmasıyla yavaş yavaş feminizm doğmaya başladı. Çünkü sadece erkeklerin çalıştığı, kadınların ise evde çocuk ve ev işleriyle uğraştığı bir toplumda kadından söz etmek pek mümkün değildi. Kadınlar bu değişimlerle doğurganlık ve anaçlık dışında ev ekonomisine de katkı sağlamaya başladılar.

17.yüzyıldan itibaren kadınlar açısından en önemli konu eğitimdi. Kadınlar, görevleri gereği daha iyi bir çocuk eğitimi için öncelikle kendi eğitimlerinin önemli olduğunu söylediler. 19.yüzyılda ise aynı hak talebi daha iyi vatandaşlar yetiştirmek için anaların eğitilmesi olarak devam etti. Kadınlar sadece toplumun anası olmaktan ziyade kendi hak ve taleplerinin de mücadelesine girdiler. Siyasal haklarından bahsettiler. O zamanlar mülk sahibi olmayan erkeklerin siyasi hakkı varken, burjuva sınıfında olan kadınların siyasal hakları yoktu. Erkek ayrımcılığı her alanda kendini göstermeye devam ediyordu. Fransa’da devrimlere katılan kadınlara “kadınlık erdemlerini unuttukları” gerekçesiyle, kadınlık görevlerine dönmeleri istendi.

Yeni Feminizm

Oy hakkının kazanılmasıyla birlikte kadın hareketlerinin durgunlaştığı düşünüldü. Fakat 1960’larda kadın ekonomisi, siyasal haklardan ziyade beden, toplumsal cinsiyet rolleri, cinsellik ve işbölümü üzerine duruldu. İkinci Dalga Feminizm olarak da bilinen bu dönemde tüm dünyada kadın tarihinin araştırılmasına teşvik edildi.

Liberal Feminizm

Feminizm türleri içinde en eski olandır.Devlet müdahalesi ile kadın-erkek eşitliği istendi. Yasa önünde ırksal, etnik ve sınıfsal olmayan bir eşitlik anlayışıdır.

Radikal Feminizm

Radikal feministler ise sadece “kadın” oldukları için baskıya maruz kaldıklarını söylediler. Kadın bedenine ve cinselliğine odaklandılar. Sahip oldukları bedenler yüzünden erkek baskısına şahit olduklarını söyleyen radikal feministler, kadınlara yönelik şiddet, tecavüz olaylarını merkezde tuttular.

Marksist Feminizm

Kadınlar arası sınıfsal farklılığa vurgu yapan bu düşünce, kadınlar arasındaki eşitsizliklerden söz etti. Özellikle siyahi kadınların ve beyaz kadınların arasındaki sınıfsal eşitsizlikler bu sınıfsal ayrışmaların önde gelen örneklerinden biridir.

feminizm

Feminizm tarihinin kısa bir özetinden sonra şunu bilmeliyiz ki, feministler sadece “kadın” cinsiyeti üzerinden dayanışma içerisinde değillerdir. Sadece kadın erkek arasındaki farklılıkların, yaşam içinde eşitsizliğe yol açmaması gerektiğini söylerler. Erkeklerin kadınlardan, “evde otursun, çocuğuna baksın, üstüne bir de erkek çocuk doğursun” talepleri üzerine, sadece insan olarak var olunduğunu ve aynı şartlar altında yaşamak ve ölmek istendiği savunan bir düşüncedir. (Ayrıca bir bebeğin kız mı erkek mi olacağı, erkekten gelen XY spermi belirler. Bunu da kadınlar harici erkekler de seçemiyor…)

Kimseye karşı değiliz, herkesle bir olmak istiyoruz. Farklılıklarımızı biliyor ve gurur duyuyoruz.