Dünyada milyarlarca canlı türü bulunur: Hayvanlar, bitkiler, gözle görülemeyen canlılar gibi. Canlıların doğal döngüsü ise bildiğimiz üzere; doğum, yaşam ve ölüm. Fakat bazı canlılar bu döngüye karşı çıkar. Bu canlılardan biri Latince adı Turritopsis dohrnii olarak bilinen ölümsüz denizanasıdır. Ölümsüz denilse de ardında yatan olaylar farklıdır. Nereden geldi, nasıl ürüyor, neden ölümsüz ya da gerçekten ölümsüz mü? Bu soruların cevabı o kadar da uzak değil!

Keşfediliş

Ölümü Aldatan Canlı: Ölümsüz Denizanası 1

Ölümsüz denizanası ilk olarak 1883 yılında Akdeniz’in derin sularında bilim insanları tarafından keşfedilmiş ancak o zamanlar ölümsüzlük özelliğinden haberleri yokmuş. Hatta Latince adı Turritopsis nutricula olarak biliniyormuş ancak 100 yıl sonrasında, örnekler incelendiğinde bu özelliği fark edilmiş ve Latince adı da değiştirilmiş.

Yaşam Döngüleri

Bu canlılar da kendi sınıfının diğer üyeleri gibi yumurta ve spermin döllenmesiyle oluşan “planula” isimli larva olarak başlarlar. Larva geliştikten sonra tutunacak bir yer arar ve okyanus tabanına bağlanır. Larvalar tomurcuklanır ve olgunlaşma haline geçileceği zaman “polip” adı verilen bir ucunda ağız, bir ucunda ayak olan tüp gövdeli bir yapı oluşturur. Daha sonrasında da koloni haline gelirler.

Ölümü Aldatan Canlı: Ölümsüz Denizanası 2

Bu aşamadan sonra koloniler ayrılmaya hazırdır ve “Medusa” denilen üreme evresine girerler. Çoğu denizanası için bu son evredir. Bu evreden sonra yaşamsal faaliyetlerinin son döngüsü olan üremeyi gerçekleştirip ölürler. Ancak ölümsüz denizanası için bu geçerli değildir çünkü medusa evresindeyken polip haline geri dönebilme özelliğine sahiptir. Böylece üreme evresinden sonra direkt olarak polip haline dönerler ve çoğalmaya devam ederler. İşte bu şekilde bir bakıma ölümü aldatırlar.

Ölümsüzlük Sırları

Üreme evrelerinden sonra yaşamsal faaliyetlerini sonlandırmaları gerekirken polip evresine dönmeleri aslında yaşlılıktan kaynaklanır. Tıpkı “Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi” filminde başrolün yaşlılıktan gençliğe doğru gelişimindeki gibidir. Canlı yaşlanmaya başladığı anda kendini gençleştirir. Sadece yaşlılık değil ayrıca aşırı stres, çevresel etkenler, başka canlıların saldırısı ve hastalık gibi durumlarda da polip evresine dönebilir. Bu evreye dönmesini sağlayansa transdiferansiyasyon denilen hücre özelleşmesini tersine çevirerek yeni hücreler oluşmasına neden olan süreçtir. Neredeyse tüm ökaryotik hücrelerde bu sürece rastlamak mümkün. En bilinen örnek ise insan kök hücresidir.

ölümsüz denizanası

Bu denizanasının ölümsüzlüğünün sırrı da aslında budur. Ölümsüzlük denilse de aslında tam olarak da ölümsüz sayılmazlar çünkü dışarıdaki tehditlere açıktır. Bu durumda üstünde durulan nokta “biyolojik olarak ölümsüz” olmasıdır. Yani herhangi bir saldırı ya da ağır tahribatta yaşamlarını yitirebilirler.

Gelecekte nasıl çalışmalar olur bu konuda, bilinmez ama ölümsüzlük olmasa da ölümsüz denizanalarının gençleştirme yeteneklerini kullanarak kansere bir çözüm gelebilir. Şu an için böyle bir çalışma yok çünkü uzun süreli bir deney yapılmamış. Ancak geleceğe dair bizlere ümit verdiği kesin.

Kaynakça: 1, 2

Editör: Sena Baki