Ön yargı…  Düşüncelerin en tehlikelisi diyebiliriz kısaca. Ön yargılar, başkalarıyla ilgisi olmayan, tamamen bizim kendi tutumlarımızdan kaynaklanan durumlardır. Farkında olmadan böyle bir alışkanlığa yakalanabilirsiniz. Sonrasında ise ilişkilerimiz zedelenir. Çünkü ön yargılar öfkeye, şüpheye, gereksiz rekabete, kırıcı ve üzücü önlemlere, dedikoduya ve kötü kurnazlığa sebep olabilir. Modern psikoloji; kendinden olmayan, sana benzemeyen her şeye ve herkese karşı koymuş olduğun mesafedir diye tanımlıyor. Merkeze egoyu al, egonun etrafında dönüyor dünya. Zihnimiz yalnızca bu bölüme odaklıdır. Biz en iyisiyiz geri kalan herkes hatta her şey kusurlu. Ön yargı yalnızca  kalıplaşmış düşünceler  mi yoksa bir hastalık mı olduğu konusunu ele alırken zihnimizi körelttiğini unutmamak gerekir.

Ön Yargı: Cehaletin Çocuğu 1Nedir Bu Ön Yargı?

Önce, adet olduğu üzere tanımlardan başlayalım. Ön yargının iki temel bileşeni olduğu konusunda genel bir fikir birliği vardır:

1) Bir insan grubuna karşı temelsiz bir inanç ya da fikir olarak tanımlanabilecek bir kalıp yargı ve buna eşlik eden güçlü bir duygulanım. Kalıp yargı, ön yargının bilişsel parçasıdır ve insan gruplarına dair genelgeçer bilgileri içerir. Bir kalıp yargıya güçlü bir duygulanım da eşlik ederse, bir tutum olarak ön yargı oluşmuş olur.

2) Ön yargıdaki duygulanım genellikle olumsuzdur (antipatik), ama olumlu (sempatik) duygular eşliğinde seyreden ön yargılar da mevcuttur. Ön yargı psikolojisine dair ilk kapsamlı açılımı yapan Allport, ön yargıyı “hatalı ya da esnek olmayan bir genellemeye dayalı antipati” olarak tanımlamıştır. Allport’un zamanından beri ön yargı psikolojisine dair teorileri çok daha incelikli bir hal almışlarsa da tanımın temel eksenleri değişmemiştir. Ön yargı, eksik/hatalı bir yargılama süreci sonucunda oluşmuş, bir insan grubuna veya o grubun tekil üyelerine yönelik, genellikle olumsuz bir tutum olarak tanımlanır.

Ön Yargı: Cehaletin Çocuğu 2

Ön yargılar, ön yargıyla yaklaştığımız kişi ya da gruplarla aramıza, en hafifinden fiziksel ya da sosyal mesafe koymamıza yol açan ve ayrımcılıkla yakından ilişkili tutumlardır. İnsanları; cinsiyetine göre, kimliğine göre, durduğun yere göre bir konumlandırma yapar ve onun dışında kalan her şeyi kategorize etmek ön yargının temel özelliklerinden biridir. Sosyal ilişkilere zarar verir ve aynı zamanda kişinin toplumdan uzaklaşmasına  neden olur.

Ön yargının tedavi edilebilir bir durum olduğunu düşünüyorum. Eğer ön yargıyı değiştirmek istiyorsak, direkt olarak ön yargılı kişinin üzerine odaklanmak gerekir. Eğer kişi bu otomatik davranışının farkında olursa, ön yargılı bu tutumundan vazgeçebilir. Kişinin farkındalığını artırmak ve neyi neden yaptığını ona göstermek kişinin ön yargısını değiştirmek için oldukça önemli bir adımdır.