Merhabalar. Yazarlarımızdan Simge Avcu, yazısında kalıpları yıkan kadınlarımızdan bahsetmişti. Ben de neden daha derine inip de, 1800’lü yıllarda “kadınların hep geri planda kaldığı çağda” yaptıklarıyla ön plana çıkarak kadının gücünü gösteren muhteşem bilim insanlarımızdan birinden bahsetmeyeyim dedim.

Vee karşınızda fizik ve kimya biliminin mucize kadını Marie Curie…

Kimdir?

Radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarla iki farklı alanda Nobel Ödülü kazandı. Uranyumla yaptığı deneyler sonucu radyoaktiviteyi keşfetti. Toryumun radyoaktif özelliğini buldu ve radyum elementini ayrıştırdı. 1903 Nobel Fizik ödülü, 1911 Nobel Kimya ödülü sahibi ve radyoloji biliminin kurucusudur. Çalışmalarıyla bir çığır açan Curie, Nobel Ödülü’nü alan ilk kadın olmakla birlikte bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanı olmuştur.

Hayatı(7 Kasım 1867 – 4 Temmuz 1934)

Kasım 1867 tarihinde Polonya’nın Varşova kentinde dünyaya geldi. Asıl adı Maria Salomea Sklodowska’dır.

Marie Curie’nin babası lisede fizik ve matematik öğretmenliği yaparken, annesi yatılı kız yurdu müdürüydü. Ülkedeki eğitim sistemine göre kadınlar üniversiteye gidemiyor ya da teknik eğitim alamıyorlardı. Bunun için yurt dışına çıkmaları gerekmekteydi. Marie ve kız kardeşi Bronya çalışarak para biriktirdiler. Bronya yurt dışına çıkıp tıp eğitimi almaya başlarken, Marie de eğitimini tamamlayabilmesi için parasal desteğini sürdürdü. Bronya eğitimini tamamladıktan sonra Marie’ye fizik ve matematik eğitimi alması için destek olma sırası kendisine gelmiştir ve 1893 yılında girdiği fizik bilimleri lisans eğitimini tamamlayarak diplomasını almış, sonrasında 1894 yılında matematik diplomasını almıştır. Bir sonraki hedefi olarak belirlediği öğretmenlik diplomasını 1896 yılında alır.

Kariyer ve Evlilik

Radyoaktiviteye Fısıldayan Kadın: Marie Curie 1

1894 yılında Polonyalı bir bilim insanı aracılığıyla, kardeşi Jacques ile piezoelektriği keşfeden Pierre Curie ile tanıştı. 35 yaşındaki Pierre Curie, Endüstriyel Fizik ve Kimya Okulu laboratuvarının başkanıydı. Marie ve Pierre, ortak bilimsel ilgilerinin de katkısıyla birbirlerine bağlanıp Temmuz 1895’te evlendiler. Bu tarihten itibaren Maria Skłodowska, “Marie Curie” adını aldı.

1896 yılında öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra 1897’de, daha önce Henri Becquerel’in duyurduğu, uranyum tuzlarının yaydığı, sonraları radyoaktivite olarak adlandırılacak ışın üzerine detaylı araştırmalara başladı. Fakat Eylül 1897’de ilk kızı Irene’in dünyaya gelmesi, çalışmalarına ara vermesine sebep oldu. 1898 başlarında çalışmalarına hız veren Marie toryumun da bu ışınları yaydığını fark etti. Bu noktada eşi Pierre de kendi çalışmalarını bırakarak Marie’ye yardım etmeye başladı.

Henri Becquerel Çalışması Neydi?

Radyoaktiviteye Fısıldayan Kadın: Marie Curie 2

Henri Becquerel’in X ışınlarıyla ilgili çalışması için uranyum tuzu kullanmıştır. Elindeki nesneyi ışık geçirmeyecek şekilde sarmış, üzerine uranyum tuzunu koyarak ışıkla uyarılması için güneşe bırakmıştır. Belli bir zaman sonra baktığında ışık alması imkansız nesnenin kararmış olduğunu görmüştür. Uranyum tuzu kağıdı geçebilecek bir ışın yaymıştır. Tekrar deneyi denemek istese de hava muhalefeti buna izin vermez ve günlerce siyah folyoya sarılmış film üstünde uranyum tuzu konmuş şekilde beklemiştir. Bekleyen filmi banyo eden ve uranyumun güneş ışığına ya da herhangi bir ışığa maruz kalmadığı halde iz bıraktığınla karşılaşan Becquerel, bunu görünmez bir ışın olarak tanımlamıştır. 1886 yılında okuduğu bir makaleyle Becquerel deneyini duyurmuş ve Becquerel ışınları olarak adlandırılmıştır.

Bu, nükleer fizik adına çok önemli bir gelişmedir.

Curie Çiftine Dönecek Olursak…

Işınlar üzerinde detaylı araştırmalara, uranyumda bulunan ışığın başka elementlerde bulunup bulunmadığını incelemeyle başlarlar vee Toryum’unda bu ışınların yayıldığını keşfeder. Bu noktadan sonra eşi Pierre Curie de Marie’ye yardım etmeye başlar. Uranyum filizini süzmeye çalışmaya başlayan ikili öncelikle az miktarda Bizmut buldu. Süzme işlemine devam ettiler ve 1889 yılında Uranyumun radyoaktif bozulmasından ortaya çıkan ve ismini Marie’nin vatanı olan Polonya’dan esinlenerek koydukları Polonyum elementini bulduklarını duyurdular. Fakat Polonyum elementinin çıkarılmasından sonraki posa daha güçlüydü. Bu noktadan sonra süzme ve arındırma işine devam ettiklerinde aynı yıl Radyum elementini bulduklarını duyururlar. Daha sonra ışınları da radyoaktivite ışınları olarak adlandırırlar. Bu konuda yapmış olduğu çalışmalar ve buluşları nedeniyle radyoaktivite birimine Curie denilmektedir.

Marie, 1904 yılında doktorasını vererek Fransa’da gelişmiş bilim alanında doktora unvanı alan ilk kadın oldu. Aynı yıl radyoaktivite konusundaki araştırmalarından dolayı, kocası ve Becquerel ile paylaştığı Nobel Fizik Ödülü’nü alarak, tarihte Nobel Ödülü alan ilk kadın oldu. 

1904 yılında eşi Pierre Sorbonne’da öğretmenliğe başladı. Marie de Sevr’deki bir kızlar okulunda fizik öğretmenliği yapmaya başladı. Aynı yılın sonlarına doğru ikinci kızları Eve doğdu. O sıralar Marie ve Pierre,radyasyondan kaynaklanan rahatsızlıklar geçirmeye başladılar. Radyumun dokuya verdiği zarar, araştırmacılar tarafından kabul edilmeye başlanmıştı. Aynı zamanda, radyumun etkisinin kötü dokulara uygulanarak tedavide kullanılabileceği fikri de doğmaya başlamıştı. Amerikalı mucit Alexander Graham Bell, kanserin tedavisi için tümöre radyum verilmesini önermişti.

19 Nisan 1906’da Pierre Curie bir at arabasının çarpması sonucu öldü. İki çocuğu ile dul kalan Marie, kocasının Sorbonne’daki öğretmenlik görevini sürdürdü ve 1908’de Sorbonne’daki ilk kadın profesör oldu.

1911 yılında radyum ve polonyumun keşfi ve araştırılmasındaki rolünden ötürü Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldü. Böylece tarihte iki Nobel ödülüne sahip ilk kişi oldu. Hala 2 Nobel ödülüne sahip tek kadındır. Yaptığı çalışma bir elementin radyoaktif işlemlerden sonra başka bir elemente dönüşebileceğini gösteriyordu.

Psikolojik  Saldırılar Başladı..

Radyoaktiviteye Fısıldayan Kadın: Marie Curie 3

Bu başarılarının yanı sıra kişisel saldırılara maruz kaldı. İlk olarak tümü erkeklerden oluşan Fransız Bilim Akademisi bir oyla üyeliğini reddetti. Ardından, Paul Langevin ile arasında aşk ilişkisi olduğuna dair dedikodular yayılmaya başladı. Evli ve Pierre Curie’nin yakın dostu olan Paul Langevin ile Marie arasındaki bu dedikodu gazetelere Langevin skandalı olarak yansıdı ve Marie’nin ikinci Nobel Ödülünü alması bile arka plana atıldı. Langevin gazetenin baş editörünü halkın önünde yapılacak düelloya davet etti. Editörün silahını çekmemesi ile o zamanın anlayışıyla gülünçleşen olay, konunun kapanmasını sağladı.

Marie Curie, Aralık 1911’de Nobel ödülünü almak için Stokholm’e gitti. Buradaki konuşmasında, Pierre Curie’nin yardımlarını küçümsemediğini de belirterek, radyoaktivitenin atomun bir özelliği olduğu hipotezinin kendi çalışması olduğunu duyurdu. Fransa’ya geri dönen Marie Curie, çalkantılı geçen yılın etkisi ile depresyona girdi.

Ama o asla pes etmedi!

Radyoaktiviteye Fısıldayan Kadın: Marie Curie 4

1914 yılında Paris Üniversitesi’nde Radyum Enstitüsü kuruldu ve Marie Curie ilk müdür olarak atandı. Hayatı boyunca radyumun tıptaki önemine dikkat çekti. I. Dünya Savaşı sırasında taşınabilir röntgen cihazları yaparak, kızı Irene ile birlikte genç kadınlara x ışını teknolojisini öğretti. Ayrıca fizik tedavi uzmanlarına savaş ortamında radyoloji ekipmanını nasıl kullanacaklarını gösterdiler. Bu esnada yüksek dozda radyokaktif ışına maruz kaldılar.

1920’li yıllarda bilime katkısını sürdürdü. Varşova’daki Radyum Enstitüsü’nün kurulmasında önemli rol oynadı. Başkan Herber Hoover’ın kendisine verdiği 50.000 dolar ödülle Varşova’da yeni kurulan laboratuvara radyum aldı.
1934 yılında Fransa’nın Savoy kentinde kan kanserinden öldü. Hastalığı, aşırı dozda radyasyona maruz kalmasına bağlandı. Bu yüzden ona “bilim için ölen kadın.” denildi. Radyokaktivite çalışmalarından dolayı, radyokativite birimine “curie” denilmektedir. Ölümünün ardından Sceaux’taki aile mezarlığına gömülmüş ancak, 20 Nisan 1995’te Marie Curie’nin ve kocasının mezarları Fransa’ nın ulusal anıt mezarı olan Panthéon’a taşındı. Marie Curie başarılarından dolayı bu şerefe layık görülen ilk kadındır.

Marie Curie günümüze nükleer fizik temellerini atan keşiflerinden, radyoloji bilimine kadar birçok miras bırakmıştır. Bir de çalışmalarını içeren defterlerini… Defterleri halen o kadar yüksek radyoaktiviteye sahiptir ki kurşun kaplı bölmelerde saklanmaktadır ve korumasız incelenememektedir. Bu defterlerin 3511 yılına kadar radyoaktif olacağı tahmin edilmektedir.