Rosenhan Deneyi: Akıl Hastaları Gerçekten Akıl Hastası Mı? | KreatifBiri

Rosenhan Deneyi: Akıl Hastaları Gerçekten Akıl Hastası mı?

rosenhan deneyi

Hiç akıl hastası biriyle tanıştınız mı? Psikiyatrist olmayan bizler akıl hastaları ile normal insanları ayırabilir miyiz?  “tabii ki ayırabiliriz.” diyenler olduğunu duyar gibiyim ama üzgünüm bu o kadar da kolay değil. Neden mi?  Çünkü henüz doktorlar bile ayıramıyor.

Akıllıyı Deliden Ayıramadığımızı Ortaya Koyan Deney Nasıl Başladı?

Yıllardır  “Acaba akıllıyı deliden ayırabiliyor muyuz?” sorusuna yanıt arayan Stanford Üniversite’sinden Psikolog Dr. David Rosenhan 1969’da kendi ismini verdiği bir deney tasarladı.

Rosenhan’ın da içinde  bulunduğu  herhangi bir ruhsal problemi olmayan, üç psikolog, bir  ressam, bir öğrenci, bir ev hanımı ve bir pedagogtan oluşan  8 kişilik grup farklı  psikiyatri kliniklerine başvurarak  “gaipten sesler duyuyorum.”   şikayetinde bulundurlar ve sürekli içinde “hiç” ve “bomboş” kelimelerinin geçtiği cümleler kurdular.  Kliniğe kabul edilmelerinin ardından hiçbir rahatsızlıkları olmadığını söylediler ve normal davranmaya başladılar fakat bir sorun vardı. Klinik yönetimi hasta olmadıklarını kabul etmeyip onları klinikte tutmaya devam etti. En erken çıkan bile klinikte 7 gün geçirmek zorunda kaldı.

Bu sonuçtan tatmin olmayan Rosenhan aynı kişileri bu sefer farklı isimlerle farklı kliniklere yolladı. Bu 8 kişi tanınma ya da araştırılma riskine karşın birbirlerinden oldukça farklı rollere büründüler.Bununla birlikte hastanelerin veya doktorların kalitesinin deney üzerinde etkili olmadığını göstermek amacıyla da farklı türde kliniklere başvurdular.

İlginç olan biri hariç hepsine “şizofreni” teşhisi konulmasıydı. Kalan bir kişiye ise “manik depresif psikoz” tanısı konuldu.

Hastaneye kabullerinin ardından  artık normal davransalar ve gaipten sesler duymadıklarını söyleseler bile doktorlar onların normal olduğuna inanmadı.  Hatta deney için hastanede sürekli  not tutan yalancı-hastayı gören hemşire, günlük raporuna “hasta yazma eyleminde bulunuyor.” ifadesini bırakmıştı.

Bunu gibi katılımcılardan biri evdeki yaşamını tüm gerçekliğiyle anlattı.Eşiyle güzel bir ilişkisi olduğunu ancak bazen tartıştıklarını söylemiş, çocukları yaramazlık yaptığında popolarına hafifçe vurduğunu belirtmişti. Okuduğumuzda her şeyin normal gözüktüğü bu olaydan, karşısındaki kişinin hasta olduğunu düşünen psikiyatrist tahliye raporuna olayı şöyle geçti:

“Eşi ve çocukları ile birlikteyken ki duygularını kontrol etme girişimleri, öfke patlamalarıyla ve çocukların popolarına şaplak atmasıyla sonuçlanmıştır.”

https://dusunbil.com/rosenhan-deneyi-hastanedeki-psikiyatrlari-kandiran-meshur-ekip/
David Rosenhan

Rosenhan bu durum hakkında şunları yazdı:

 “Teşhisler yalancı-hastaların mevcut durumlarına göre şekillenmedi. Aksine, hastaya konulan tanı, onun içinde bulunduğu duruma olan bakışı değiştirdi.”

Hastaneye yatış süreleri 7 ile 52 gün arasında olan bu hastalar taburcu olurken bile “gerileme düzeyindeki şizofreni” teşhisi   ile hastaneden ayrıldılar.

Rosehan  Deney Sonuçlarını Açıklayınca Ne Oldu?

Rosenhan araştırmanın sonuçlarını Ocak 1973’te, Science dergisinde yayınladıktan sonra psikiyatri camiasında büyük tartışmalar baş gösterdi. Bunun üzerine bir hastane yönetimi David Rosenhan’a meydan okuyarak “biz normal ile hasta olanı ayırırız. Bizim kliniğimize haber vermeden normal hastalar yollayın.”dedi.  Rosehan bu teklifi kabul etti.

3 aylık sürenin sonunda hastane ekibi 193 kişinin 41’inin hasta olduğunu, 42 kişiden şüphe duyduklarını hatta 41 hastanın 19’unun akıl sağlığının yerinde olduğu konusunda bir çok çalışanın görüş birliğine vardığını belirtti.

Asıl fiyasko burada ortaya çıktı. Çünkü Rosenhan o kliniğe 3 ay boyunca hiç yalancı hasta göndermediğini belirtti ve şunları ekledi:

Psikiyatri kliniklerinde, akıl sağlığı yerinde olanla olmayanı ayıramadığımız apaçık ortada. İkiden fazla psikiyatri uzmanının normal zannedip sahte hasta olarak nitelendirdiği 19 kişi gerçekte normal miydi, yoksa akıl hastası mıydı? Bana kalırsa bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.”

Bence psikoloji denen bu kavram başı sonu belli olmayan bir kara delik gibi ve her deneyde  bu kara delik bizi bambaşka diyarlara götürüp tüylerimizi ürpertiyor. Kim bilir belki  günün birinde  bu kara delikten kurtulabiliriz. Ne dersiniz?

Kaynak:

https://onedio.com/haber/psikiyatri-dunyasini-7-5-siddetinde-sallayan-sira-disi-bir-calisma-rosenhan-deneyi-718484

Bilgiyi Yay
Written by Eda Nur Çilesiz
Merhaba ben Eda Nur Çilesiz. Maltepe Üniversitesinde Okul Öncesi Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisiyim. İlgi alanımın çoğunluğunu çocuklar ve psikoloji oluşturduğundan bu alanlarla ilgili kitaplar, makaleler, demeçler okumak bana büyük bir keyif veriyor. Bu platformda sizlere bu zamana kadar oluşturduğum birikimimi sunabilmek öncelikli hedefim.

Leave a Reply