Ruh Molekülü: DMT

DMT dediğimiz molekül, beynin epifiz bezinden (Pineal gland) salgılanan bir bileşen olup doğadaki bütün organizmada az ya da çok bulunur. Tryptamine ailesinin en güçlü elemanı olan bu maddenin yaptığı psikedelik etkiler, insanlık tarafından yüzyıllardır bilinmektedir. En fazla doğum ve ölüm esnasında salgılandığı için ”ruh molekülü” adını almıştır.

Epifiz Bezi: Pineal Gland

Beynimizdeki her bölüm simetriktir; bu yüzden tüm bölümlerden iki tane bulunur. Bunun tek istisnası ise beynin tam ortasında bulunan ve tek bir tane olan epifiz bezidir. Epifiz bezi insanlarda anatomik olarak sağ ve sol lobun birleştiği yerde yani tam ortada yer alır. Merkezde bulunan epifiz bezinin büyüklüğü ortalama bir mercimek tanesi kadardır. Epifiz bezi kozalağa benzer bir yapıdır. İngilizce ismi, kozalaksı bez anlamına gelen “pineal gland”dir.epifiz bezi

Birçok spiritualist kuruluş bu bölgeye ”Üçüncü göz” ismini de verir. Hinduizm’de her çakranın belli bir hormon bezinin olduğu bölgeye denk geldiği bilinmektedir, üçüncü göz “pineal bezin” olduğu bölgeye denk gelir. Yani nirvanaya en yakın nokta olan “tam görüş/yargısızlık” noktasına (bir görüşe göre) DMT salınımının kontrolüyle erişilebilir. Epifiz bezinin sembolü, pek çok dine ilham kaynağı olmuştur. Söz konusu kozalaksı yapıya; Buddha temsillerinin kafasında, Vatikan’da bulunan kozalak heykelinde, papanın asasında ve daha pek çok yerde rastlayabiliyoruz. Doğu inanışlarındaki üçüncü göz tabiri de yine bir epifiz bezi sembolü.

epifiz bezi

Modern felsefenin babası sayılan Descartes, epifiz bezinin ruh ile bedenin birleştiği nokta olduğunu düşünmüştür. Epifiz bezinden 2 farklı hormon daha salgılanır: Bunlar melatonin ve pinolin. Bu madde aynı zamanda bitkilerden elde edilerek bir uyuşturucu olarak kullanılıyor. İnsan beynindeki DMT üretimi genellikle çok küçük miktarlarda olduğu için, psikedelik etkilerini deneyimlemenin bir yolu onu dışarıdan almak. Bu uyuşturucu, insanların farklı boyutları algılamasını mümkün kılıyor.

Ruh Molekülü: DMT(dimethyltryptamine)

DMT dediğimiz molekül, beynin epifiz bezinden (Pineal gland) salgılanan bir bileşen olup doğadaki bütün organizmada az ya da çok bulunur. Yaşayan her şey ya DMT salgılıyor, ya da DMT ile yaşıyor. Psikoaktif bir maddedir. Bu madde insanda, beyinde bulunan epifiz bezi tarafından üretiliyor. Salgılanması rüyaların görüldüğü evreye denk gelir ve etkilerinin arasında zaman algısında değişim vardır.DMT

Günümüzde Peru’da bazı kabileler tarafından “ayahuasca” adıyla kullanılmaktadır. Kullanımı birçok ülkede yasaktır. Sentetik olarak üretilmesinin yanı sıra, pek çok bitkiden elde edilebilmektedir. Güney Amerika yerlilerince düzenlenen şaman ayinlerinde kullanılan “Ayahuasca” isimli içeceğin içeriğinde de yüksek oranda DMT saptanmıştır. Ayahuasca, özel bir bitkinin dal ve yapraklarının kaynatılmasıyla elde edilen güçlü bir halüsinojen içecektir. Çoğu ülkede tıbbi gereklilikler dışında kullanımı yasadışıdır.

Mevlana bir sözünde “Üzerlik tohumu karanlığı örttü ve gerçek göründü.” demiştir. Üzerlik tohumundan kastının “kargı kamışı” olduğu düşünülmektedir. Kargı kamışının ney yapımında kullanılması ve bol miktarda DMT içeriyor olması düşündürücüdür.

DMT’nin elde edildiği bitkiler ise şöyle:DMT

Psychotria viridis (yem kanyaşı)

Phalaris arundinacea

Phalaris (kuş otu)

Acacia (akasya)

Arundo donax (kargı kamışı)

Desmanthus illinoiensis.

Peygamber hastalığı olarak da bilinen temporal lob epilepsisi, beyinde yüksek miktarda DMT salgılamasına sebep olduğu için, farklı boyutlara kapılar açıyor ve bir takım şizofrenik sanrılara sebep oluyor.

Yüzyıllardır süre gelen bir gizem. Her canlıda bulunan, özellikle insanlarda doğum ve ölüm anında oldukça fazla salgılanan, kimilerinin insanlığa paralel evrenlerin kapısını araladığını iddia ettiği DMT molekülü, kimileri için oldukça zararlı bir halüsinojen. Zamanında sadece farklı coğrafyalarda yaşayan şamanların ayinlerde kullanıp transa geçtikleri bu madde, daha sonra tüm dünyaya yayılarak, sanatçı ve bilim adamlarının ilgisini çekmeye başlamıştır

DMT Nasıl Bir Etki Oluşturuyor?

Uyku düzenini ve vücut ritmini dengeleyen MELATONİN hormonunu ve DMT (dimethyltryptamine) hormonunu salgılar. Bilindiği üzere melatonin hormonu, mutluluk hormonu olarak da bilinir. Ancak hayvanlarda insanların tam tersine melatonin hormonu az, DMT hormonu fazla salgılanır. Bu yüzden hayvanlar, insanlara göre çok daha psişik özellikleri yüksek varlıklardır. Bununla birlikte bitkilerde epifiz olmamasına rağmen hepsinde az ya da çok DMT molekülü bulunur.

DMT sayesinde bir insan ölüm ve doğum duygularını deneyimleyebilir, ölüm korkusunu yenebilir ve hiç bilmediği-görmediği alemlere yolculuk edebilir. Yani bir anlamda kişi, gerçeklik boyutuna bir adım daha yaklaşır.
Eski zaman Afrika, Asya ve diğer tüm şaman ayinlerinde kullanılan DMT içerikli bitkilerden elde edilen sıvılar sayesinde şamanlar bir çeşit trans haline girerlerdi. Burada genellikle farklı bir aleme geçiş söz konusu olmuştur.

DMT kullanmış ya da bu maddeye maruz kalmış kişiler, bir tür birlik hissiyatı deneyimlediklerini savunuyorlar. Normalde tüm psikedelik maddeler, her bireye özel bir takım sanrılara sebep olurlar. Fakat DMT kullanan bireylerin yaşadıkları deneyimler birbirine çok benziyor. Tüm evrene bakış açılarının değiştiğini ve her şeyin bir olduğu hissiyatının güçlendiğini söylüyorlar.Yani bir anlamda tanrısal etkileşimler yaşadıklarını ima ediyorlar.

Hastane ortamında yüksek dozda dimethyltryptamine verilen bir deneğin anlattıklarına bakalım:DMT
“…bedenimi geride bırakarak sapma hızında giderken, geriye doğru DNA’larımın içinden geçip diğer taraftan evrene açıldım. Bu beyaz ışığın tam altından girdim, içine girer girmez ayrı olduğuma dair tüm hislerim yok oldu o an ne yapıyor olduğum, geçmiş ve gelecek hissi de… O kadar keyifliydi ki hissettiğim şey, bu ben değildim. Ben her şeydim. Işığın ta kendisiydim, ne ayrılık, ne gölgeler, ne de farklılık. Geçmiş ve gelecek hissi de yoktu… Sadece şu an ve beyaz-sarı bir ışık. Sonra bu ışıktan aşağı düşüyor olduğumu hissettim. Işığın dışındayken, ışığın tıpkı güneşten kopan alevler gibi olduğunu fark ettim. Düşerken, bu muhteşem ayrılmayı hissedebiliyordum, diğer tarafa vardığımda birdenbire evrendeydim, bu kocaman boşluk ve varlıklar… Benimle bu varlıklar arasında uzanan pembe ışıklı gökkuşağına dokundum ve onu beyaz ışığa döndürmek istiyordum. Ama bu inanılmaz pembe ışık, aşk enerjisi ve sevgi kapasitesi, insanoğlu olarak bizim sahip olduğumuz bir şeydi ve ben onlara bunu yollamaya çalışıyordum.”

DMT Molekülü Hangi Durumlarda Salgılanır?

İnsan vücudunda doğuştan var olan bir molekül olan DMT; doğum, ölüm ve rüya anlarında salgılanır. Bu molekülün salgılanması bizim kontrolümüzde değildir. İnsanda en fazla doğarken ve ölürken salgılanır. Ancak uyku halinde de salgılanmasının arttığı bilimsel verilerle açıklanmıştır. Doğum sırasında hem annenin, hem de bebeğin DMT salgılaması artıyor.

DMT Molekülünü Dış Yollardan Almak Mümkün Müdür?

Evet, doğada bazı bitkilerde bulunan bu molekül saf halinde içerisinde toksik maddeler barındırdığı için oldukça risklidir. Yani söz konusu bitkilerin belirli işlemlere tabi tutulup arındırılması gerekir. Eski şamanların ayinlerde kullandıkları içecekler bu bitkilerden elde edilir ve şamanlar belli bir trans haline girerlerdi. DMT dışardan alındığında kişi, bilinçaltına doğru tehlikeli bir yolculuğa başlar. Etkilerinin arasında “change in perception of time” (zaman algısında değişim) vardır.

                         DMT hakkında ilginizi çekecek bir belgesel, günün bonusu olsun 🙂 

Bilgiyi Yay!