Yeni bir fikri hiçbir araştırma yapmadan, sorgulamadan, yeterli tecrübe ve bilgi birikimine sahip olmadan reddeden insanlarla karşılaştığınız oldu mu? Neyi reddettiğini dahi bilmeden, yaşam motivasyonunu sürekli reddediş üzerine programlamış insanların bu davranışlarına ortak bir isim veriyoruz; Semmelweis Refleksi.

Miasma Teorisi’den Mikrop Teorisine

Ignaz Semmelweis, 1860’larda Viyana’da yaşayan bir doktor. Aynı zamanda iyi bir gözlemci. Görev yaptığı kadın doğum servisindeki sepsis (vücuda zarar veren, ölümle sonuçlanabilen ağır bir enfeksiyon) oranları üzerinde ciddi çalışmalar yaptı. Otopsiden çıktıktan hemen sonra doğuma giren doktorların müdahalesiyle doğum yapan annelerde, bu enfeksiyona daha çok rastlanıyordu. Annelerin üçte biri sepsis nedeniyle yaşamını kaybediyordu. Sadece ebeler eşliğinde veya evde gerçekleşen doğumlarda ise sepsis oranları daha düşüktü. Hastanede doğum yapmak evde doğum yapmaktan daha tehlikeliydi. Çünkü dikkat edilmesi gereken bir nokta var; doktorların otopsiden sonra yani kadavra incelemelerinden hemen sonra gerçekleştirdikleri doğumlardaki sepsis oranlarından bahsediyoruz. Bu tespit, hastalıkların bakterilerle gerçekleştiği henüz keşfedilmemiş bir dönemde yapıldığı için çok önemli bir tespitti.

O dönemlerde geçerli hastalık etkeni Miasma Teorisiyle açıklanıyordu; “Hastalıklara yol açan şey, pis kokulu havadır”. Ancak Semmelweis’in gözlemleri ve tespitleri, hastalıkların ardında başka bir şeylerin olduğunu gösteriyordu. Kısa bir deyişle, “Korelasyon Nedensellik Belirtmez!” ilkesi muhteşem şekilde işliyordu; iki değişken arasında doğrusal bir ilişki gördüğümüzde, bu değişkenlerden birinin diğerini etkilediği sonucuna varamayız!

semmelweis

Ellerinizi Yıkayınız!

Semmelweis bu tespitinin ardından, bir çalışma başlattı. Doğuma girmeden önce doktorlardan ellerini sadece sabunla değil klorlu su ile de yıkamalarını rica etti. O dönemdeki hiçbir rica bu kadar anlamlı ve bu kadar hayat kurtarıcı olmamıştı, uygulamadan sonra sepsis oranları %36’lardan %2’lere düşmüştü. Semmelweis, bu tespitini ve çalışmalarını meslektaşlarıyla paylaştı.

Hiçbir Refleks Bu Kadar Trajik Olmamıştı!

Ne yazık ki bilim, o dönemdeki doktorların karanlık egolarıyla karşı karşıya kaldı. “Biz saygın insanlarız, üstümüzde küçük canlıların olduğunu söylüyorsun, bu tam bir çılgınlık” dediler ve bu tespiti hiçbir antitez göstermeye gerek duymadan reddettiler. Semmelweis, meslektaşlarının bu tutumuna karşı görüşlerini savunmayı sürdürüyordu. Keşfini konu alan önemli bir kitap yazdı; The Etiology, Concept, and Prophylaxis of Childbed Fever. Sert savunmaları, Miasma Teorisi’ni kabul etmekte ısrar eden dönemin bilim çevreleri tarafından hoşnutsuzlukla karşılandı ve Semmelweis’i ünlü psikiyatrist Dr. Riedel’in kliniğine yatırdılar. Klinik görevlileri fiziksel şiddette başvurmuşlardı ve sert müdahaleler esnasında Semmelweis’in parmağı ciddi anlamda yaralandı. Bu yaralanma sepsise neden oldu, enfeksiyon tüm vücuduna ve beynine yayıldı. Keşfini yaptığı etken, 13 Ağustos 1865’te daha 47 yaşındayken Semmelweis’i hayattan koparmıştı.

semmelweis

Sigmund Freud Der Ki; Bilim Yolunda Koşulmaz, Ağır Ağır İlerlenir

Fakat, o nasıl bir ilerleme dönemiydi öyle. 🙂 Joseph Lister çalışmalarıyla 1867 yılında Mikrop Kuramını geliştirdi, Pasteur 1879’ da bakterileri keşfetti ve Florence Nightingale, John Snow, Robert Koch gibi büyük isimlerin çalışmaları Semmelweis’i destekliyordu. Bilim ona gereken değeri vermişti; yeni fikirlere ve bilgilere hiçbir gerekçe göstermeden, karşı çıkma davranışı “Semmelweis Refleksi” olarak adlandırıldı.

Kaynaklar:

● Psikoloji, Bir Keşif Gezintisi; Saundra K. Ciccarelli, J. Noland/ Nobel Akademik Yayıncılık

● Tıpta Çığır Açan Buluşların Küçük Kitabı; Dr. Naomi Craft/ Popüler Bilim Kitapları

● Popular Science®, Türkiye