Sex, Jouissance ve Doyum Üzerine

ilişki

Bugün sizlere birçok dilde karşılığı olmayan bir konudan, bir kelimeden bahsetmek istiyorum: jouissance.

Bu kelimeyi bize kazandıran Lacan, kelimeyle beraber kaos yaratacak bir cümleyi de kurmuştur: “Cinsel ilişki yoktur.”. Her zaman yaptığı gibi Lacan burada da kafamızı karıştırmaya devam ediyor, ne demek yahu “Cinsel ilişki yoktur.”? Nesli devam ettiren bu süreç nedir o zaman? İşte aslında bahsetmek istenilen nokta da bu. Her canlı ürüyor neslini korumak için var oluyor ancak neden “ilişki” kavramı sadece biz insanlardan söz ederken geçiyor? İlişki denilen şey nedir ki?

Varoluşumuz, yaşama ayak uyduruşumuz aslında en basit temelden geliyor evet: nesli korumak, neslin için yaşamak, bu sürecin bir parçası olmak. Her içgüdüsel bilinç dışı mekanizmasının içinde yatan temel aslında bu. Bizler fark edelim veya etmeyelim bu döngünün temelini oluşturmak için yaşadığımız gerçeğiyle bilimin her alanındaki etkimizle yüzleşiyoruz esasen. Bugün sizlere bu temel bildiklerimizle hareket edemeyeceğimiz o kavramdan bahsedeceğim: jouissance. Lacan bizlere simge, imge ve gerçeklik üçlüsünden bahsederken çarpışan bu üç noktayı göstermek adına bu kavramı bizlere katmıştır.

Jouissance Nedir?

Jouissance, elde edilemeyen, doyumuna ulaşılamayan, tutkunun ve arzunun hatta hayata bağlılığın aslını oluşturacak bir ögedir. Sekste bu kavramı elde etmeyi istediğimiz bir kişiyi elde edememek, arzuladığımız ve bilinç dışının bize olan etkisinden bahsederken cümlelerle bile yeterli doygunluğa ulaştıramayacağımız o istek için kullanırız. Bu kelimeyle beraber frustrasyon kelimesini de görmek mümkün ancak frustrasyon, cinsel tatminsizliğin tanımıdır. Jouissance ise Lacan’ın çokça kullandığı dürtü kelimesinin doyulamazlığı hadisesidir. Seksin sonundaki ejekülasyonun (boşalmanın) görülmemesi sürekli orgazm noktasında olunması halidir diyerek yorumlayabilirim kendimce.

Bu istek sadece bir kişiye ait olmak durumunda değil elbette. Acıdan alınan zevk ve doyumsuzluk zevki bu noktada bir köprü oluyor bize. Bana sorarsanız bu kavramı en fazla bu konuda görmemize rağmen tıpkı hayatın o ulaşılamayan hazzında yaşayan bir piyano virtüözü gibi başarının zirvesinde olmasına rağmen eksik bir haz hissiyatının hissedilmemesinde de kullanabileceğimizi düşünüyorum.

Jouissance

Öylesine açıklanamayacak bir öge ki aslında, ne kadar anlatmak istersek isteyelim hala anlatamamanın eksikliğini hissediyoruz. Elde edememek, bir türlü ulaşabileceğin o doyumu tam olarak yaşayamamak bunun yarattığı tahrik ve aşk… İşte bu sanırım bir insanın yaşamından alabileceği en büyük haz. Bana kalırsa bundan fazla “varolma isteği veren” daha büyük bir durum söz konusu olamaz.

ilişki

İşte jouissance belki tamamen bununla tanımlanamasa da sanırım bir kısmı tanımlanabilir. Acının, arzunun ve bilinç dışı üçlüsünün o muhteşem dengesinde.

Bu durumu herkes yaşayabilir mi? Aşk dediğimiz şey bunun neresinde kalıyor? Soruların yorumlanışını siz değerli okuyucularımıza bırakıyorum. Yazımın sonlarında size jouissance hissini yaşama temennisinde bulunmak isterken bir anda da o delirten tutkunun acıyla birleşiminden ötürü ne kadar doğru bir temennide bulunmuş olurum bilemiyorum ve bundan dolayı “güzel ve haz dolu günler” geçirmenizi dileyerek bitiriyorum yazımı…

Kaynakça: www.cangungen.com

Bilgiyi Yay
Written by Beyza Altıntaş
Merhabalar ben Beyza, sitenin yazarlarından biriyim aynı zamanda ağzı süt kokan bir diş hekimliği öğrencisiyim. Sizlere bu sitede cinsiyet, cinsellik ve felsefe alanında alıntılar ve farklı yorumlama tekniklerini göstereceğim.

Leave a Reply