Binlerce millik bir yolculuk ilk adımla başlar.

Brezilya’da doğup büyüyen Sid Efromovich bir polyglot. “Polyglot nedir” derseniz; 6 dilden daha fazlasını anadili gibi konuşan insanlara verilen bir tanımlamadır. Telefon numarasından çok bu kadar dili nasıl öğrendin konusundaki sorulara 18 yaşına kadar 4 dilin konuşulduğu bir çevrede büyüdüğünü ve 18 yaşından sonra öğrendiği 3 dil içinde öğrenme aşamasında 5 taktik kullandığını söylüyor. Gelin hep birlikte bu taktiklere bakalım.

Sid Efromovich'den Dil Öğrenmeyi Kolaylaştıran 5 Taktik 1

1)Kendinize Hata Yapma İzni Verin

Hayatta hep bize bir şeylerin nasıl doğru yapılması gerektiği öğretilir. Kurallardan şaşıldığında hatalara neden olabileceğimiz, kaybedeceğimiz, başaramayacağımız  izlenimi oluşturulur. Bu tamamen doğru değildir. Özellikle dil öğrenirken. Sid, dil öğrenmenin altın kuralının yanlış yapmak olduğunu belirtiyor. Kendinize hata yapma iznini verirseniz, dili gerçek anlamda öğrenebilirsiniz.

2)Yabancı Bir Alfabe Kullanmayın

Yeni bir dil öğrenirken kendi alfabenizi, kendi harflerinizin telafuzunu tamamen unutun. O dile odaklanın. Kendi alfabenize göre telaffuz etmeye çalıştığınız bir kelime, o dil için hiçbir şey ifade etmeyebilir. Sid, yeni bir dil öğrenirken diğer dillerde bildiğiniz alfabedeki sesleri rafa kaldırmanızı ve tamamen ona yabancı bakmanızı öneriyor.

3)Titiz Birini Bul

Sid, sizi öğrenme hevesinizi kırmayacak, yanlışlarınıza hem düzeltip hem de cesaretlendirecek birini bulmanızı öneriyor. Sid bu kişiyi şöyle tanımlıyor:

Bu kişi, sizi düzeltecek ve sizi düzeltmekte kendini rahat hissedecek ve bir dilde olmayı istediğiniz noktaya geldiğinizden emin olacak biri. Ancak aynı zamanda, sizi yanlış yapmaya ve ilk etapta o hataları yapmaya cesaretlendiren birisi.
Bu titiz insanları her yerde bulabileceğinizi teknolojinin bu konuda oldukça geliştiğini belirten Sid, bunu bulduktan sonra 4. taktiğe adım atmanızı öneriyor.
Sid Efromovich'den Dil Öğrenmeyi Kolaylaştıran 5 Taktik 2

4)Duş Konuşmaları

Sid çılgınlığı şeklinde de adlandırdığı bu taktik aslında ayna karşısında kendi kendinize konuşmanızla aynı yöntemdir. Örneğin İspanyolca öğreniyorsunuz ve bir çanta satın alacaksınız. Çantanın fiyatını pahalı buldunuz ve pazarlık yapmak istiyorsunuz. Bunu bir diyaloğa dönüştürerek konuşabilirsiniz. Bu konuşmada hem kendiniz için hem de karşı taraf için konuştuğunuzda eksiklerinizi görmek konusunda oldukça katkı sağlıyor.

Çünkü pratik yapmak için hiç bir şeye ya da hiç kimseye bağlı değilsiniz ve ben bunu yıllarca yaptım. Sonra, profesyonel atletlerin de bunu yaptığını keşfettim. Michael Phelps yarışlarının her birini, suya atlamadan önce birçok kez gözünde canlandırması ile bilinir. Onun işine çok yaradı ve benim işime de yarıyor, öyleyse sizin işinize de yarayabilir.

5)Dost Formülü

Pratiğinizi arttırabilmeniz için bir dost edinmelisiniz. Sid’e göre bu dost hedeflediğiniz dili ana dili gibi bilen biri olmalı. Örneğin İtalyanca öğrenmek istiyorsunuz. İtalyanca bilen bir arkadaşınızla pratik yaparken duygularınızı ve düşüncelerinizi ifade etmekte zorlandığınız anda en iyi bildiğiniz dile, yani Türkçe’ye geçiş yaparsınız. Sid bunun için teknolojiyi kullanmayı veya seyehat etmeyi öneriyor:

Burada bir problem var ve bunu fark ediyorum, çünkü bu profile tam olarak uyan birini bulmak zor. Ama iyi bir haberim var. Ben işteyken bunu buldum ve meslektaşlarımdan biri de dilbilimci, bir sürü dil biliyor ve bizim ortak en iyi dilimiz kesinlikle İngilizce. İkinci ortak en iyi dilimiz kesinlikle Fransızca. Ama biz daima ofiste birbirimizle Almanca konuşuyoruz.

Neden mi? Çünkü ofiste İngilizce konuşan insanlar vardı, Fransızca konuşan insanlar da vardı. Ancak biz cuma ve cumartesi geceleri hakkında Almanca konuşabiliyorduk ve ne hakkında konuştuğumuz ile ilgili kimsenin fikri yoktu. Öyleyse, sizin de en iyi ortak gizli bir diliniz olabilir. Kullanışlı bir araç oluyor. Arkadaşlarınızla bunu yapabilirsiniz ve toplum içinde kişisel gizlilik hissi elde edersiniz. Nerede olursanız olun, özel bir konuşma yapabilirsiniz.