Bu hafta sizlere hayal gücünün sınırlarını zorlayan, Hollywood filmlerine farklı bir soluk getiren ve sıra dışı tarzıyla adından söz ettiren yönetmen Tim Burton’dan bahsedeceğim. Kendisi “Burtonesk” adı verilen kendine özgü tarzıyla Hollywood’un aykırı yönetmeni olarak da biliniyor. Peki hikayesi ne?

Timothy William Burton, 25 Ağustos 1958’de Burbank, Kaliforniya’da Billy Burton ve Jean Erickson’ın ilk oğulları olarak dünyaya geldi. Babası bir eğlence parkında çalışıyordu. Annesi ise hediyelik eşya dükkanı işletiyordu. Tim, içine kapanık bir çocuktu, sosyal ilişkilerinde problemliydi ve yaşıtlarıyla vakit geçirmek yerine, odasına kapanıp karikatür çizmek ya da düşük bütçeli korku filmleri izlemekten hoşlanıyordu. Ailesiyle de yaşadığı problemlerden dolayı ortak bir kararla babaannesinin yanında yaşamaya başladı.

Gotik edebiyatın öncüsü Edgar Ellen Poe’ya hayranıydı ve onun kitaplarından uyarlanan filmler favori filmleriydi. En sevdiği aktör ise o zamanın korku sinemasının yıldızlarından Vincent Price’tı. Kitap ve filmlerin yanı sıra çizim yapmayı da çok seviyordu. Hatta ortaokul zamanında çevre kirliliği hakkında yapmış olduğu resim, 1 yıl boyunca Burbank’in çöp kamyonlarının üzerinde sergilendi. Bu olay ise onun yeteneğini keşfetmesinin ve sinema dünyasına atılmasının temellerini oluşturdu.

Sinemaya Girişi

1976 yılında Walt Disney’in kurduğu California Institute of the Arts’tan teknik resim eğitimi için burs kazandı fakat eğitimi pek iyi gitmedi. Geleneksel Disney çizimlerinden hoşlanmıyor, kendi tarzını yaratmak istiyordu. O zamanların Disney animasyonu “The Fox and The Hound” için yaptığı çizimler karanlık bulunduğu için beğenilmedi. 3 yılın sonunda bursu bittiği için eğitimini bırakacakken bitirme tezi için yaptığı, aynı zamanda ilk animasyonu olan “Stalk of the Celery Monster” ilgi çekti ve Disney’de çalışmaya başladı. Bununla beraber 1982 yılında hayranı olduğu Vincent Price’a dönüşmek isteyen küçük bir çocuğu konu alan ilk stop-motion filmi, Vincent‘ı yaptı. Bu filmde Vincent Price ile çalışma fırsatı yakaladı.

Tim Burton

1984 yılında Frankenstein uyarlaması olan “Frankenweenie” adlı yaklaşık 30 dakikalık bir animasyon filmi daha yaptı ancak Disney karanlık ögelerden dolayı gösterime almadı ve Tim’i kovdu. Kısa süreli bir depresyondan sonra 1985 yılında “Pee-wee’s Big Advanture” adında ilk uzun metrajlı filmini yaptı. Film Mr. Bean karakterine benzer olan Pee-wee’nin başından geçen komik bir hikaye üzerineydi. Fakat bu filmden de istediği reaksiyonu alamadı. Arada farklı dizi ve filmlere imza atmış olsa da kendini Hollywood’a ispat ettirdiği film Beetlejuice idi. Ölümlerinden sonra bir çiftin yaşadıklarını anlatan film, Michael Keaton ve Winona Ryder’ın aralarında bulunduğu kadrosuyla, 1989’da “En İyi Makyaj” dalında Oscar ödülü aldı. Bunun yanında Beetlejuice, ileriki dönemde TV dizisi ve video oyunu olarak da karşımıza çıktı.

Bu filmden sonra adından oldukça söz ettiren hem kendi tarzında hem de kendi tarzı dışında bir sürü filme imza attı. Şimdi bu eşsiz tarzını yansıttığı filmlere göz atalım.

Tim Burton Filmleri

Batman(1989)-IMDb:7,5

Çizgi roman okumadığını her seferinde dile getiren Burton, Beetlejuice ile yükselişinden sonra Batman ve devam filmi Batman Returns için teklif almıştır. Eline teklif geldiğinde ne senaryo ne sanat ekibi tamdır. Ancak Batman rolünde Michael Keaton ve efsane Joker karakteriyle Jack Nicholson’ın oyunculukları bu açığı kapatır. Filmde Batman’in başından geçenler ve Joker’in doğuşu anlatılır.

Sinemanın Gotik Prensi: Tim Burton 1

Edward Scissorhands(1990)-IMDb:7,9

Johnny Depp ile kadim dostluğunun başlangıcı olan filmdir. Edward Scissorhands’i yaratan mucit, işini bitiremeden ölür. Makaslardan oluşan elleriyle Edward’ın başından geçenleri konu alır. Johnny Depp ve Winona Ryder’ın başrolde olduğu bu film, Burton’ın çocukluğundan izler taşıdığı için eleştirmenler tarafından “en kişisel film” olarak değerlendirilir. Ayrıca “En İyi Makyaj” dalında Oscar adaylığı bulunur.

Sinemanın Gotik Prensi: Tim Burton 2

The Nightmare Of Christmas(1993)-IMDb:8

Burton’ın efsaneleşmiş, gotik tarzını yansıttığı müzikal animasyon filmdir. İlk uzun metraj stop-motion filmidir. Filmde Balkabağı Kral Jack Skellington’un hanedanlığında olan Halloweentown’da yaşanan olaylar anlatılmaktadır. Noel zamanında kasabanın başına gelenleri anlatan bu film “En İyi Özel Efekt” dalında Oscar’a aday olmuş ama alamamıştır.

Sinemanın Gotik Prensi: Tim Burton 3

Ed Wood(1994)-IMDb:7,8

Film,“Dünyanın En Kötü Yönetmeni” unvanı ile anılan Edward D. Wood’un hayatını anlatır. Burton, Vincent Price’la arasındaki bağı, Edward’ın ünlü Drakula Bella Lugosi ile arasındaki bağa benzettiğinden dolayı bu film onun için büyük bir öneme sahiptir. Johnny Depp’in bir kez daha başrolde olduğu filmde ona Martin Landau, Bill Murray, Sarah Jessica Parker gibi isimler eşlik eder. Küçük bütçeyle çekilmiş, fazla hasılat alamasa da eleştirmenler tarafından çok sevilmiştir. Ayrıca “En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı” ve Martin Landau için “En İyi Erkek Yardımcı Oyuncu” Oscar ödüllerini almıştır.

Sinemanın Gotik Prensi: Tim Burton 4

Sleepy Hollow(1999)-IMDb:7,3

Yine Johnny Depp ve yine kendine has gotik-fantastik tarzıyla bu filmde de kendini belli etmiştir Tim Burton. Kasabada yaşanan esrarengiz cinayetleri çözmeye çalışan bir dedektifin yaşadığı olaylar anlatılır. Johnny Depp’e Christopher Walken, Michael Gambon, Christina Ricci gibi isimer eşlik eder. “En İyi Sanat Yönetmenliği” dalında Oscar almıştır.

Sinemanın Gotik Prensi: Tim Burton 5

Big Fish(2003)-IMDb:8

Daniel Wallace’in aynı adlı romanından uyarlanan film, kanser olan babasına bakmaya gelen gencin hikayesini anlatıyor. Filmde Evan Mcgregor, Albert Finney, Helena Bonham Carter gibi oyuncular yer almıştır. İzleyeni kimi zaman gerçek kimi zaman hayal dünyasına sürükleyen film, eleştirmenler tarafından başyapıt olarak görülür. Film 4 dalda Altın Küre kazandı ve “En İyi Müzik” dalında Oscar’a aday gösterildi.

Sinemanın Gotik Prensi: Tim Burton 6

Charlie And The Chocolate Factory(2005)-IMDb:6,6

Filmde bir çikolata fabrikası sahibi olan Willy Wonka’nın, özel üretim çikolatalarla seçeceği 5 çocukla geçireceği 1 gün anlatılır. Tim Burton’ın sıra dışı tarzını yansıttığı bir başka filmdir. Çocuklar tarafından çok sevilmiş ancak yetişkinler tarafından eleştirilmiştir. Roald Dahl’ın aynı adlı kitabından esinlenerek yapılmıştır.

Sinemanın Gotik Prensi: Tim Burton 7

Corpse Bride(2005)-IMDb:7,3

Johnny Depp ve Helena Bonham Carter’ı buluşturan film, 1993’ten bu yana Burton’ın çekmiş olduğu ikinci uzun metraj stop-motion animasyon filmidir. Ayrıca Big Fish ve Charlie and The Chocolate Factory’den sonra karanlık ve gotik tarzına yeniden kavuştuğu filmdir. Düğününe az kala yanlışlıkla ölüler diyarına sürüklenen bir adamın başından geçenleri konu alır. Tim Burton’a “En İyi Animasyon Film” dalında ilk kişisel Oscar’ını kazandırmıştır.

Sinemanın Gotik Prensi: Tim Burton 8

Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street(2007)-IMDb:7,3

Burton, 1930’lardan bu yana oynanan bir müzikali beyaz perdeye taşımıştır. Film, haksızlık yapılarak hapse atılan bir berberin intikam almak için geri döndüğünde yaptıklarını müzikal bir biçimde anlatıyor. Johnny Depp ve Helena Bonham Carter başroldedir. Aynı zamanda “En İyi Kostüm” ve “En İyi Erkek Oyuncu” (Johnny Depp) dalında Oscar adaylığı almış, “En İyi Sanat Yönetimi” dalında da Oscar’ı kapmıştır.

Sinemanın Gotik Prensi: Tim Burton 9

Alice in Wonderland(2010)-IMDb:6,4

Aynı adlı kitaptan uyarlanan film, Alice adlı kızın rüyalarından yola çıkarak girdiği maceralar ve tuhaflıklarla dolu dünyayı anlatır. Tim Burton’ın her zamanki ikilisi Johnny Depp ve Helena Bonham Carter başroldedir. Uzun bir aradan sonra Disney ile beraber çalıştıkları film, eleştirmenler tarafından zayıf bulunmuştur ancak kendi dünyasını yansıtabilmiştir.

Sinemanın Gotik Prensi: Tim Burton 10

Bugüne dek hep ölüleri, büyücüleri ve hayata uyum sağlayamamış karakterleri beyaz perdeye aktardı ve aktarmaya da devam ediyor. Filmlerinin çoğunu izlemiş biri olarak, her zaman benim için özel bir yeri olduğunu söyleyebilirim. Sadece gotik tarzı değil, her filminde kendinden, çocukluğundan bir iz taşıması, hayal dünyasının sınırsızlığı ve vermek istediği mesajları kendine has tarzıyla izleyiciye yansıtması onu özel yapan faktörlerden. Burada anlatmış olduğum filmler belki size karanlık gelecek ama izleyince o karanlıkların ardındaki ışığı sizde göreceksiniz ya da izlediyseniz zaten biliyorsunuzdur. Umarım sizi dış dünyadan bu yazının uzunluğu kadar uzaklaştırabilmişimdir. Filmle kalın…

Kaynakça: 1

Editör: Sena Baki