Hayatımızın her alanında yer almak zorunda alan aletler geliştirdiler. Bu aletlerle neler yapabileceklerimizi değil, neler yaptırmak isteyeceklerini düşündüler. Hedeflerinde başarılı olmalarının haklı gururunu yaşadıklarına eminim. Ama içlerinden biri oluşturdukları şeylere maruz kalmanın olumsuz taraflarının farkındalığı ile başkaldırdı. “Biz ne yapıyoruz?” sorgulamasının arkasında oluşan grupla bu sistemin oluşturduğu yenilikçi görünen gerici tutumu eleştirdiler. Artık daha çok kişi tarafından birçok şekilde eleştiriliyor. Bu eleştireler sayesinde farkındalığımızı arttıracak bir konuyu irdelemek de bize düşen kısmı oluyor. Biz mi sosyal medyayı kullanıyoruz, yoksa o mu bizi kullanıyor? Pek çoğumuz ikinci seçeneği doğrulamamıza rağmen neden hala buna izin veriyoruz? Bunu sadece onaylayıp eleştirecek gücümüzü mü elimizden aldılar? Sosyal medya kullanım süremizi onlar mı belirliyor? Hep tüketip hiç üretmiyor muyuz? Kukla durumunda olduğumuz çok açık değil mi?

sosyal medya

Sosyal medya kullanımı her geçen gün artarken ilkin takındığımız iyimser hallerimizden de uzaklaşıyoruz. Ne tuhaftır ki bunu da yine sosyal medya sayesinde öğrendiğimiz bilgi akışıyla sağlayabiliyoruz. Sosyal medyanın sandığımızdan daha çok olumsuz tarafları olduğunu biliyor ama buna karşı eylemde bulunmayı bırakın düşünmek dahi istemiyoruz belki. Ne yazık ki bu yüzyılda bazı şeyleri bilmek onu uygulamak adına yeterli bir sebep olarak görülmüyor. Sosyal medya kullanımının neden olduğu olumsuzluğun meyveleri vermeye başlayınca bu konudaki eleştiriler de artıyor. Sosyal medya kullanımının artmasıyla beraber depresyon yaşama oranın artması gözlemlenebilir bir durum haline geldi . Bu etkilerin gözlemlenmesinden sonra sosyal medya kullanımı ile ilgili geniş çaplı çalışmalar gerçekleştirildi. Bu kullanımın artmasının arkasındaki nedenler hiç de hafife alınacak gibi değiller.

sosyal medya

Sosyal medya ilk olarak özgür ifadeyi savunmayı kolaylaştıran bir yöntem sundu. Kilometrelerce uzakta olan biriyle aynı fikirleri desteklediğini görmek gruplaştırmayı kolaylaştırdığı gibi yargılamayı da kolaylaştırdı. Tuhaf olan sosyal medyayı eleştirenlerin büyük çoğunluğu bu platformların yaratıcıları. Tuhaf olan başka bir  konu ise bunu eleştirebilmek, madalyonun arka yüzünü göstermek için ise yine sosyal medyaya ihtiyaç duyulma durumu oldu. Sosyal medyanın ortaya çıkmasından önce çok daha farklı kültürlerden söz etmemiz mümkündü ama şu anda bunun böyle olduğunu sanmıyorum. Farklı kültürel parçalardan oluşan bütünden, ortak kültürü oluşturan tek parçaya evrildik. Çeşit çeşit insandan neredeyse ancak birkaç gruba ayrıldığımız insanlar haline geldik. Neden? Nasıl? Kim tarafından? Ne uğruna?

Bağımlı bireyler yetiştirmek adına düşünebileceğinizden çok daha ufak detaylara odaklanıp bunu sağlamaya çalışıyorlar. Ne kadar çok katılım onlar için o kadar çok yatırım demek. Dolayısıyla oluşturdukları sosyal medya platformu için katılım hedefleri belirleyip ilk olarak ne kadar çok insan kazanabilirim hesabı yapıyorlar. Ardından hedef edindikleri büyüme için çevrenizin de onlara katılması adına sizin aracılığınızla baskı uyguluyorlar. En sonunda da finans gücünü arttırmak için tüketiciyi reklamlara boğuyorlar. Böylece hep daha çok kazanmayı amaç edindikleri yolda, parayı ve zamanı harcayan tüketici toplum yetişiyor.

sosyal medya

Bu bağımlılığı azaltmak adına girişimler sadece girişim olarak kalıyor. Çünkü kimse bunun içten içe değişmesini istemiyor. Bunlar belki de hep varlığını sürdürecek kabullenmeler ile devam ediyor. Zaman harcadığımız şeyleri onlar belirliyorlar böylece daha önceki yazılarım birinde bahsettiğim gözetlenmemiz konusuna yeniden dikkatinizi çekmek zorundayım. Synopticon sisteminin tam ortasındayız. Şunu unutmamalıyız ki onların bunları yaptırmalarını biz sağlıyoruz. Doyumsuzluğumuz, onlara yeni kapılar açtırıyor. Böylece onlara yeni iş imkanları sağlayarak zirveye çıkaran biz oluyoruz. Bu da onlara ulaşabilirliğimizi sağladığını düşündüğümüz kişilerden adım adım daha da uzaklaşmamıza neden oluyor. Bir şey çok açık ki biziz kontrol ettiklerine dair bilgimiz olması onlardan ve onların oluşturdukları planın parçası olmaktan uzaklaşmamıza yetmiyor.

Kaynak: 1

Editör: Cansu Köse