Sosyal Uyum Mu Çevre Baskısı Mı? | KreatifBiri

Sosyal Uyum Mu Çevre Baskısı Mı?

Sosyal uyum ve çevre baskısı birbirlerinden farklı olmalarına rağmen bazı durumlarda aynı anlama gelebiliyorlar.

Sosyal uyum, bir toplumdaki bireylerin birbirlerine bağlılık düzeylerini belirten bir sosyoloji kavramıdır. Bir başka deyişle bireyin aynı anda çevresindeki değişiklikleri algılaması, yeniliklere adapte olması ve çevresindeki insanların beklenti ve görüşlerine ters düşmeyecek şekilde davranmasıdır. Aslında toplumda geçerli olan kuralların uygulanma sebeplerinden biridir. Kurumsal firmalarda çalışan insanların resmi kıyafetler giymesi, bir spor takımının taraftarı olmak gibi şeyler toplumun ya da sosyal bir grubun parçası olmak ve sosyal bir uyma davranışını gerçekleştirmek anlamına gelir.

Sosyal uyum kendi içerisinde önemli olumlu ve olumsuz yönleri barındırır. Olumlu yanlarından biri sosyal açıdan birlik olmayı sağlamasıdır. Birlik olmanın altında yatan fikir ise beynimizin, kalabalığın daha güvenli olduğuna inanmasıdır. Bu da genetik olarak atalarımızdan bize gelen bir davranıştır. Herhangi bir tehlikede bireysel olarak hayatta kalmak oldukça zor olacağı için beynimize göre kalabalık, insan için güvenlidir.

Sosyal uyumun bir başka olumlu yanı ise kişi için iletişim olanağı sağlamasıdır. Elbette ki iletişim yalnızca aynı fikre sahip insanlar arasında gerçekleşmez fakat burada kastedilen uzun süreli iletişimdir. Bunun temelinde de “insanın kabul görme ve onaylanma ihtiyacı” yatar. “Bir gruba mensubum, bu insanlar tarafından kabul görüyorum ve dışlanmadım.” düşüncesi vardır.

Sosyal uyumun olumlu olduğu kadar olumsuz yönleri de vardır. En tahmin edilebilir olanı ise insanları belirli dar kalıplara sokmaya çalışmasıdır. Bu elbette ki doğrudur fakat kendi içinde bir çelişki de ortaya çıkartır. Toplumsal uyum, insanları standart kalıplara sokmaya çalışır fakat kişi kendi benliğini bulabilmek ve bunu tanımlayabilmek için “toplum”a ihtiyaç duyar. Toplum, kişi için bu açıdan büyük bir önem taşır.

Sosyal Uyumun Çevre Baskısına Dönüşmesi

Bu olumsuz yanın daha ileri boyutu da toplumun kişi üzerinde inkar edilemez bir baskı yaratmasıdır. Bu durum kişiyi toplumsal uyuma zorlama raddesine geldiğinde çevre baskısına dönüşmüş olur. Örneğin; evlilik, toplumun büyük bir kısmınca sosyal açıdan uygun görülen ve herkes için kesinlikle gerçekleştirilmesi gereken bir olgudur. Fakat kişiye evlenmesi için ısrar edilmesi ve kişinin hayatına müdahale edilmesi bir çevre baskısıdır.

Bu konuyu incelemek için birçok deney yapılmıştır. Bunlardan biri sosyal uyum ve çevre baskısı arasındaki benzerliği oldukça göz önüne sermiştir.

Muayene için dişçiye giden bir kişi bekleme salonunda koltukta oturuyor ve sırasının gelmesini bekliyor. Herkes beklerken bir “bip” sesi çalıyor ve bu kişi haricindeki tüm bekleyenler birkaç saniyeliğine ayağa kalkıyor. Bu ses belli bir sırası olmadan rastgele bir zamanda verilmeye devam ediyor. Kişi, “bip” sesini ilk kez duyduğunda diğer insanların ayağa kalkmalarına şaşırıyor ve ayağa kalkmıyor. İkincisinde de şaşırıyor ve ayağa kalkmıyor. Fakat üçüncü kez sesin verilmesinden sonra o da herkes gibi ayağa kalkmaya başlıyor. En başta bu hareketin neden yapıldığını sorduğunda ise cevap alamamıştı.

Bu deney farklı kişilerle birçok defa daha gerçekleştirilmiş ve hep aynı sonuç elde edilmiş. Bir sebebi olmamasına rağmen herkes yaptığı için denek de aynı şeyi yaptı çünkü yapmazsa dışlanacağını düşünüyordu. Aslında ayağa kalkması sosyal açıdan uyma davranışı olsa da çevre baskısından dolayı o da diğer kişilerin yaptığını yaptı.

Deneyin devamında ise ayağa kalkan insan topluluğundaki herkes birer birer muayene oldular ve gittiler. Deneyimizin öznesi yanında o topluluktan kimse yokken bile sesi duyduğunda ayağa kalkmaya devam etti. Sonradan gelen insanların yanında da aynı hareketi devam ettirdi. Diğer insanlar ayağa kalkmasının sebebini sorduğunda ise “Ben geldiğimde herkes bunu yapıyordu.” diye karşılık verdi. Mantıklı bir cevap değildi elbette. Fakat ilk başta ona uymayan insanlar da sonrasında onunla beraber ayağa kalkmaya başladılar.

Hareketin altında mantıklı bir sebep olmasa bile sosyal uyumun yani çevre baskısının insanları nasıl etkisi altına aldığının çok açık bir örneğidir bu deney.

Bir başka deney ise Solomon Asch’in sosyal uyum deneyi.

Asch Sosyal Uyum Deneyi

Aşağıdaki resim sıraya dizilmiş bir grup insana gösteriliyor. Soldaki çizginin sağdakilerden hangisine eşit olduğu soruluyor ve kişilerden cevabın olduğu kağıdın yanına gitmeleri isteniyor. Cevabı fazlasıyla açık bir soru değil mi?

Asch Sosyal Uyum Çevre Baskısı

Fakat insanlar (deney için çeldirici cevap vermeleri için oradalar) sırasıyla A cevabını veriyorlar ve A şıkkının olduğu kağıdın yanında toplanıyorlar. Deney farklı kişilerle birçok defa tekrarlanmış ve genellikle aynı sonuç elde edilmiş. Sıranın en sonundaki kişi cevap verirken kararsız kalıyor ama sonunda yanlış olduğunu bilmesine rağmen çoğunluğa uyuyor. Deneyin sonunda ise doğru cevabı bildiğini ama topluluğun olduğu tarafta durması gerektiğini düşündüğünü söylüyor. Sonuç olarak bu deneyde de sosyal olarak uyma davranışı, esasında çevre baskısına dönüşmüştür.

Çevre baskısının ne olduğu az çok ortada. Fakat sosyal uyum, bir açıdan olan bitene sesini çıkarmamak anlamına da geliyor. İnsanlar bir şiddet ya da haksızlığa tanık olduğunda sesini çıkarmıyorlar çünkü bir başkası da sesini çıkarmıyor, Marina Abramovic’in Rhythm 0 performansında olduğu gibi. Hatta günümüzde oldukça fazla olan şiddet ve haksızlık durumlarında olduğu gibi. Sonuca bakıldığında aslında yaptığımız şey kötü olanı değiştirmek yerine halihazırdaki durumu koruyup devam ettirmek. Yani yapabildiğimiz en iyi şey hiçbir şey yapmamak.

Gerçek anlamda ve kalıcı bir çözüm olarak bir şeyleri değiştirebilmek ve çevre baskısını aşabilmek ümidiyle.

Kaynakça: 1, 2

Bilgiyi Yay
Written by Sena Bakı
Yeditepe Pdr 2.sınıf öğrencisiyim. Araştırmayı ve öğrenmeyi seviyorum

Leave a Reply