Katliam!

Söylemesi ne kadar da kolay öyle değil mi? İçinde barındırdığı anlamı düşünmeden öylece okuyup geçmek.. Peki ya oturup düşünsek. Nedir katliam? Milyonlarca insanın hayatını tek kalemde yok etmek, geleceğin umutlu ışıklarını bir bir söndürmek, çocuk kahkahalarıyla yeşeren çiçekleri soldurmaktır. Bugüne kadar birçok katliamın ismini duyduk. Peki hangimiz çoğumuzun çocukluk yıllarına denk gelen birkaç gün içinde binlerce insanın öldürüldüğü Srebrenitsa katliamını biliyor?

katliam

Soğuk Savaş döneminin sona ermesinin ardından yaşanan gelişmeler Yugoslavya’nın dağılmasına neden oldu. Yugoslavya’yı meydana getiren Cumhuriyetlerden biri olan Bosna, 1992 yılında bağımsızlığını ilan etti. Ancak Sırplar bu bağımsızlığı tanımadı ve Saraybosna’yı kuşatma altına alarak 3.5 yıl süren Bosna Savaşı’nı başlattı. Savaş acı ve kanla devam ediyordu. Korku içinde Sırplardan ve savaştan kaçan binlerce Boşnak, BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edilen Srebrenitsa’ya sığındı. Hollandalı askerler karargaha sığınanlara burada güvende olacaklarını söyledi.

Savaştan önce nüfüsu 24 bin civarı olan kentin nüfusu diğer bölgelerden gelen mülteci göçleriyle 60 bin civarına gelmişti. Artık Srebrenitsa ‘açlık’ ve ‘hastalıklar’ ile mücadele eden bir toplama kampına dönüşmüştü. Müslümanların elindeki silahlar BM Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplanmıştı. Fakat güvenli alanın hiçbir yararı olmamıştı. Ratko Mladiç komutasındaki Sırplar, 11 Temmuz günü acımasızca katletmeye başlamışlardı.

Katliamın Tanığı Hasan Nuhanoviç’in Ağzından O Korkunç Günler!

Saraybosna’da makine mühendisliği eğitimi aldığını ve savaş başladığı sırada okulu yarıda bırakarak Bosna’nın doğusunda bulunan Vlasenica kasabasında yaşayan ailesinin yanına döndüğünü ifade eden Nuhanoviç, buranın Sırp askerlerince işgal edilmesi üzerine ailesiyle 1992 yılında Srebrenitsa’ya sığınmak zorunda kaldıklarını söyledi. Önce gönüllü olarak sonra da resmen BM’de tercüman olarak görev yapmaya başladığını belirten Nuhanoviç, bu görevini Srebrenitsa kuşatması sırasında ve Potoçari kampında sürdürdüğünü anlattı. Nuhonviç, kampa sığınan sivil Boşnaklar arasında annesi, babası ve kardeşi Muhammed’in de bulunduğunu ve onların ölüme gidiş anını hiçbir zaman unutamadığını belirtti.  

Nuhanoviç, 11 Temmuz 1995 tarihinde Ratko Mladiç ve birliklerinin Holllanda askeri gücünün hiçbir direnişiyle karşılaşmadan, silahlardan arındırılmış Srebrenitsa’ya girdiğini ifade etti. Şehrin düşmesi üzerine insanların büyük bir korku içerisinde Srebrenitsa yakınlarındaki Potoçari köyünde bulunan Hollanda askeri kampına doğru kaçmaya başladığını anlatan Nuhanoviç: “Bu insanlardan 6 bin kadarı kampa girmeyi başarırken, geri kalanı ya kampın çevresinde toplandı veya Tuzla kentine gitmek üzere dağlara kaçtı.”

Srebrenitsa’dan kaçan bu insanların peşinden yarım saat sonra kampın kapısına kadar gelen Ratko Mladiç, kimseye bir kötülük yapılmayacağını açıkladı. Mladiç, daha sonra kampın sorumlusu Albay Karremans ile yaptığı toplantıda, kampın içindeki ve etrafındaki Boşnakların kendisine teslim edilmesini, aksi takdirde kampı bombalayacağını söyledi” dedi. Mladiç’in emri doğrultusunda, kampta bulunan mültecilerin tamamının Sırp birliklerine teslim edilmesinin istendiğini ifade eden Nuhanoviç, buna karşı geldiğini, bu insanların o insanlara teslim edilmesi halinde öldürüleceklerini kampın sorumlusu komutana anlattığını bildirdi.

katliam

Nuhanoviç, ancak kamp sorumlusu komutandan olumsuz yanıt aldığını ve o insanların Sırp birliklerine teslim edilmesine karşı koyamadığını ifade ederek, şöyle konuştu: “Bunun üzerine ailemin kampta kalmasını sağlamak istedim, ancak bunda da başarılı olamadım. Kampı kuşatan Sırplar içeriye sığınan Boşnak mültecilerin kendilerine teslimini istiyorlardı. ’Sadece kamp görevlileri içeride kalabilecek, aksi takdirde kamp bombalanacak’ diyerek tehdit ediyorlardı. Hollandalı komutan bu baskıya direnemedi ve hemen personelin listesinin hazırlanmasını istedi. Listedekiler kalacak, diğerleri Sırplara teslim edilecekti. “Nuhanoviç, olayın en acı yanı olarak kararı mültecilere açıklama görevinin kendisine verildiğini belirterek, ” Sizi teslim edecekler deyince mültecilerden feryatlar yükseldi. Bu feryatları hayatımın hiçbir döneminde unutamadım” dedi. 

Mültecilerin Hollanda askerlerinin silah zoruyla, tek sıra haline getirilerek Sırp askerlerine teslim edildiğini anlatan Nuhanoviç, o gece yaşananları şöyle anlattı:
“Bu insanlara hiçbir şey yapmayacağını söyleyen Sırplar, 11 Temmuz 1995 ile 17 Temmuz 1995 tarihleri arasında, kadınları ve çocukları ayırt ederek yaklaşık 8 binden fazla genç ve yetişkin erkeği katletti. En büyük katliam 11-12 Temmuz 1995’te yaşandı.”

Potoçari kampından zorla dışarı çıkarılıp Sırplara teslim edilen Srebrenitsalı erkekler ya kampın yakınlarında öldürülüyor ya da en yakın yerleşim yerlerine götürülüp orada katlediliyorlardı. Bütün bu olup bitenleri gören ve başlarına gelecekleri anlayan mülteciler korkuyla çığlıklar atıyor ve Hollandalı askerlere yalvarıyordu. Hollandalı askerler, mültecilere kampı terk etmenin dışında hiçbir alternatif bırakmadı. Kamp etrafında vahşi hayvanlar gibi boğazlanan insanların feryatları gece boyunca devam etti. Dünya bu vahşi olayı sadece seyretti.” 

Kanlı katliam 21 Kasım 1995 tarihinde ABD’nin Ohio eyaletindeki Dayton Hava Üssü’nde Boşnak, Sırp ve Hırvat tarafların anlaşması ile sona erdi. 2007 yılında Hollanda’nın Lahey kentideki Uluslararası Adalet Divanı, ICTY’den gelen kanıtlar doğrultusunda, Srebrenitsa ve civarında yaşananları “soykırım” olarak nitelendirdi. Sırp komutan Ratko Mladic ve Sırp lideri Radovan Karaciç , ICTY’de Kasım 2007’de sonuca bağlanan davada, aralarında Srebrenitsa soykırımının da bulunduğu birçok suçtan müebbet hapse mahkum edildiler.

Fakat savaşta pek çok tecavüz, katliam, işkence suçuna karışmış yüzlerce kişi bugün hala serbestçe dolaşmakta.

Bosna- Hersek Tarihi Müzesi

Katliam devam ederken Boşnaklar bu olanları anbean kaydettiler. Katliam günlerinde çıkarılan gazeteleri, o günlere ait fotoğrafları ve videoları, savaş sırasında kullanılan eşyaları ve geride kalan her şeyi toplayarak bu katliamı gözler önüne serecek ve katliam günlerini unutturmayacak müzeyi oluşturdular. Hala ziyarete açık olan bu müzeyi Saray Bosna’ya gittiğinizde ziyaret edebilirsiniz.

katliam

Kaynaklar:

1, 2