Psikolojik deneyler her zaman ilgimi çekmiştir. Hangisi olursa olsun sonucu okuduğumda “Vay be! Hiç bu açıdan bakmamıştım” diye düşünürüm(genelde iyi sonuçlarla bitenlerine pek rastlamadığımı da belirteyim).Bu bahsedeceğim deney de aynı şekilde sonuçları kötü biten deneylerden biri. Haydi deneyi daha detaylı inceleyelim! 🙂

Kontrolsüz güç, insanları zalimleştirebilir

Stanford Üniversitesi Psikoloji Bölümü Profesörü Philip Zimbardo, her insanın gerekli şartlar oluşturulduktan sonra kontrolsüz güç verilirse zalimleşebileceğini göstermek için bir deney planladı. Bu deney için denek olarak mahkum ve gardiyanlara ihtiyaç vardı. 14 gün sürmesi planlanan Stanford Hapishane Deneyi’nde toplamda 24 kişiden oluşan bir grup üniversite öğrencisi denek olarak kullanıldı ve bunun karşılığında bu deneklere günde 85 dolar gibi bir ücret verildi. Deney kapsamında mahkûmlar gardiyanların emirlerini dinleyecek, gardiyanlar ise mahkumlara şiddet uygulamadan sert davranacaklardı. Deney, Stanford Üniversitesi’nin Psikoloji Departmanı’nın bodrum katında yapılan sahte hapishanede gerçekleşecekti. 14 Ağustos 1971 de her şey gerçek olarak düzenlendi ve mahkum denekler evlerinin önünde tutuklanarak hapishaneye götürüldü. Her şey gerçeğe uyarlanmış ve mahkumların parmak izleri aşınmış fotoğrafları tek tek çekilmiş, bileklerine zincirler vurulup,mahkum kıyafetleri giydirilmişti.Her bir mahkum için birer numara verilmiş ve gardiyanlar o numara ile mahkumlara seslenecekti. Gardiyanlar ise tam bir gerçek gardiyan profilindeydi. Ellerine tahta sopalar, joblar verilmiş, mahkumlarla göz iletişimi kurmamaları için gözlükler takılmış ve gardiyan üniformaları giydirilmişti.

Mahkumlara karşı sert olun, fakat şiddet uygulamayın.

Deney öncesinde Zimbardo, gardiyanları eğitirken şunları söylüyordu:

Mahkumlar üzerinde can sıkıntısı hissi yaratabilirsiniz, bir dereceye kadar korku yaratabilirsiniz ve onların hayatlarını tamamen rastgele güçler tarafından, sistem tarafından, sizler ve bizler tarafından kontrol edildiği hissine kapılmalarını sağlayabilirsiniz. Ve kesinlikle özel hayatları olmayacak. Onların bireyselliklerini çeşitli yollarla ellerinden alacağız. Genellikle bunun sonucunda, kendilerini güçsüz hissederler, bunu bekliyoruz. Yani bunun sonucunda, biz tüm güce sahip olacağız, onlarsa hiçbir güce…

Deneyin İlk Günü

stanford deneyi

Hapishanedeki her bir hücre, 3 mahkuma ev sahipliği yapmaktaydı. Hücreler oldukça dardı ve mahkumlar için bir hapishane bahçesi yaratılmıştı. Gardiyanlar içinse geniş ve rahat alanlar kurulmuştu. Gardiyanlar, üçlü gruplar halinde, 8 saatlik vardiyalarla çalışacaklardı. Gardiyanların görev sonrası hapishane alanında bulunmaları gerekmiyordu.

Deney bu şekilde başladı ve göreceli olarak sorunsuz bir ilk günden sonra, daha ikinci günden ortalık karışmaya başladı. İkinci gün, 1. Hücre’de kalan mahkumlar kapılarını yataklarla bloke ederek, kıyafetlerini çıkardılar ve gardiyanları dinlemeyeceklerini söyleyerek emirleri reddettiler. Olaylar bu şekilde başladı ve sonuçlar oldukça rahatsız edici düzeydeydi.

Mahkûmlar gardiyanların emirlerine itaat etmek istemiyordu; gardiyanlar ise sadist bir tutumla korkunç bir hal almışlardı. Gardiyanların ilk zamanlarda uyguladıkları gizli şiddet, yavaş tepki olarak ortaya çıkmaya başladı. Deney sürecinin 14 gün yapılması planlanırken rollerine kendilerini tamamen kaptıran deneklerin vahşet görüntüleri karşısında Philip Zimbardo, psikolojik deneyini 6.gününde son vermeye karar verdi. Çünkü hapishane müdürü olarak rol alan Zimbardo bile bu deneyden fazlasıyla etkilenmişti.

İnsanlar toplum içindeki rollerine çok çabuk bürünebiliyor

stanford country prison

Stanford Hapishane Deneyi’nde, insanların toplumun biçtikleri rol karşısında çok çabuk uyum sağladıklarını ve rolün gereğini otomatik olarak yapmaya başladıklarını görmemek mümkün değil. Vazifelerini yerine getirmek isteyen gardiyan öğrenciler, deneyde şiddetin olmayacağı vurgulansa da gaddar bir tutum içinde olduklarını görülmektedir. Mahkumlarda ise görülen vicdansız ve acımasız davranışlara karşı bir psikolojik çöküş yaşanmıştır. Bazıları deney sürecinde ayrılmak isteyerek deneyi terk etmişlerdir.

İnsanların bulundukları ortamdan etkilendikleri ve o yönde tepki verdikleri aşikar. İyi olan üniversite öğrencisi gardiyanların nasılda nasıl şeytana dönüştüklerini bu deneyde incelemeniz mümkün.
Tarihe geçen en önemli psikolojik deneylerden biri olan Stanford Hapishane Deneyi, bilim dünyasında çok tartışıldı ve deney karşıtı birçok makaleler yayınlandı. Tamamen insanın şeytani eğilimlerini gün yüzüne çıkaran güç otoriteri ön planda olan  bu deney film olarak uyarlanmıştır.  “Das Experiment” adlı bu filmde Stanford Hapishane Deneyi konu alınmıştır.
Bu deney bize bulunduğumuz ortamdaki durumlara göre verebileceğimiz karşılıkların değiştiğini çok net göstermekte. Burada aynı statüde olan öğrencilere biçilmiş görevlerin; onları birbirine karşı nasıl değiştirdiği, güç ve otoritenin insanın kimliğine bir anda nasıl büründüğünü canlı bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. Aslında burada son sözü hatta en güzel sözü Dostoyevski söylüyor:
Dünyanın en gereksiz işe yaramaz adamını alın, bir gişe memuru yapın. Kendini önemli biri zannedip hemen sizi aşağı görecektir.