Stockholm Sendromu Nedir? | KreatifBiri

Stockholm Sendromu Nedir?

Türk dizilerinde ve filmlerinde oldukça gördüğümüz bir klişe vardır. İşte bir soygun olur ve rehin alınan insanlar olur, rehineci polisle anlaşmaya girer şeklinde sürer. Bu olayın gerçek hayatta yaşandığını düşündüğümüzde elbette rehine alınanlar için bir psikolojik travma yaşatacağını fark edebiliriz. Hatta bu öyle büyük travmalara sebep olabilir ki, bu sendrom şeklinde bile görülebilir. Stockholm Sendromu da bunlardan biridir.

stockholm-sendromu-karikatur

Stockholm Sendromu, kısaca rehine ile rehin alan kişi arasındaki sempati oluşumuna denilebilir. Bu sempati ve empati oluşması doğrultusunda psikolojik bir ruh durumu başlar ve rehine kötü koşulları benimser, savunur ve koşulları göremeyerek, rehin alan kişinin yanında yer alır. Rehineler saldırganla özdeşleşir ve hayatta kalma duygusuyla onunla beraber hareket etmeye başlar. Bu aslında kendisinin isteğiyle gerçekleşen bir durum değil, tamamen rehin alınan kişinin kendini korumak adına çıkarları doğrultusunda rehin alanı desteklemesidir.

Nasıl Keşfedildi?

23 Ağustos 1973’te Stockholm’deki Kreditbanken adlı bir bankada 4 kişi 32 yaşındaki Jan Erik Olsson ve arkadaşı tarafından rehin alındı. 6 gün boyunca rehin alınan 4 kişi serbest bırakılınca bu kişilerin rehin alan kişiye birtakım pozitif düşünceler beslediği ortaya çıktı ve Stockholm sendromu ifadesi böylece literatüre geçmiş oldu. Bankaya ellerinde makineli tüfeklerle giren hapishane kaçağı Olsson ve arkadaşı “Parti yeni başladı!” diyerek üç kadın ve bir erkeği 131 saat rehin aldılar.  Üstelik rehinelerin kaçmasını önlemek için ikili bu kişilere dinamit bile bağlamıştı.

Rehineler kurtarıldıktan sonra görmüş oldukları kötü muameleye karşın rehin alan kişilere dair olumlu şeyler söylediler. Beklenenin aksine onları kurtaran polislerden daha çok korktular. Rehineler adeta Olsson ve arkadaşının, onları polislerden koruduğuna ikna olmuşlardı. Rehin alınan kadınlardan biri, suçlulardan biriyle daha sonra romantik bir ilişkiye girecek, rehinelerden bir diğeri de suçluların avukat masrafını karşılamak için yardım kampanyası başlayacaktı. Yani rehin alanlar ile rehin alınanlar arasına duygusal bir bağ oluşmuştu.

Stockholm Sendromu, ilk kez bu olayı araştıran psikiyatrist ve suç uzmanı Nils Bejerot tarafından 1970’li yıllarda kullanıldı ve bu şekilde literatüre yerleşti.

Stockholm Sendromu Belirtileri

Stockholm sendromu ile ilgili net bir liste olmasa bile araştırmacıların ve uzmanların hemfikir oldukları bazı belirtiler söz konusudur. Bunlar;

1- Rehin alan, kötü davranan kişiye rehinenin beslediği  pozitif duygular

2- Rehin alınan, kötü davranılan kişileri kurtaran aile üyelerine, polislere, arkadaşlara karşı negatif duygular

3- Rehin alan, kötü davranan kişiye destek çıkmak, onla empati kurup ona sempati beslemek

4- Rehin alınan, kötü davranılan kişiyi kurtarma girişimlerine karşılık vermemek

Stockholm sendromu her rehin alma ve kötü davranma olayında görülecek diye bir şey yoktur. Yine başka bir banka soygununda çalışanları saatlerce rehin alan soyguncu, polisler tarafından vurulunca banka çalışanı kadınlardan biri soyguncuyu yerden alıp ayağa kaldırmış, polislerin bu kişiye bir kere daha ateş atmasını istediğini belirtmiştir. Burada görüldüğü gibi rehin alınma süresi, rehin alan kişiye karşı duyguların değişimi konusunda belirleyici faktörlerden biridir.

Rehin alma, taciz ve suistimal ilişkilerinde Stockholm sendromunun oluşması için, bir kişinin fiziki ve psikolojik varlığına yönelik bir tehdit ve bu duruma yol açan kişinin bu tehditleri gerçeğe dönüştüreceğine dair inancının oluşması gerekir. Böylelikle kendini tehlikelerden korumak için ona karşı sempati beslemeye başlayacaktır. Kötü davranan kişinin kurbanına ufak iyiliklerde bulunması da rehin alınan kişinin sempati beslemesi için yüksek sebeplerden biridir. Sadece kötü davranan kişinin düşüncelerine maruz kalmak ve rehin alınan mekandan kaçma imkanının olmadığına dair inanç gibi tüm bu durumları göz önüne alınca suçlu ve rehine arasında romantik ilişkilerin başlama ihtimali bulunmaktadır.

Örnek Olaylar

Tamamen olay içinde bulunan durumlara göre ortaya çıkan bu sendromu daha iyi anlamak için iki olaya göz atalım.

Jaycee Lee Dugard

sarışın

10 Haziran 1991 günü bir kadın ve bir erkek 11 yaşındaki Jaycee Lee Dugard’ı evinin yakınlarındaki bir otobüs durağında kaçırdılar. Dugard’ın kaybolması ancak 27 Ağustos 2009’de aydınlığa kavuştu. Dugard polis karakoluna giderek kendini tanıttı. 18 yıldır bir çadırda rehin tutulan Dugard, Philip ve Nancy Dugard tarafından kaçırılmıştı. Üstelik Dugard, ortaya çıktığında 11 ve 15 yaşlarında iki çocuğu vardı. Tutsaklığı süresince pek çok kaçma fırsatı yakalamasına rağmen Dugard, hayatta kalmak için bu çifte mahkum olduğunu hissediyordu.

Natascha Kampusch

Ağustos 2006’da 18 yaşındaki Viyanalı Natascha Kampusch, kendisini 8 sene ufak bir hücrede esir tutan Wolfgang Priklopil’in elinden kaçmayı başardı. 5 metrekarelik penceresiz bir hücrede altı ay kaldıktan sonra Kampusch’un evin içinde gezmesine izin verildi. Kampusch, kendisini esir alan Priklopil’in çamaşırlarını yıkayıp ona yemek bile yaptı. Tutsaklığın 4. yılında bahçeye çıkmasına da izin verildi. Priklopil’in arkadaşı bir defasında onu bahçede mutlu ve neşeli bir şekilde gördüğünü ifade etti.

Priklopil, genç kızı saatlerce aç bırakıyor, onu feci şekilde dövüyor ve kaçmaya çalışırsa onu öldüreceğini söylüyordu.. Kampusch kaçtıktan sonra ise Priklopil bir trenin önüne atlayarak intihar etti. Bu duruma çok üzülen Kampusch çok ağladı ve morgda onun adına mum yaktı. Kendisi hakkında çekilen “3096 Tage” adlı belgeselde bu konuda şöyle diyor:

“Onun adına çok ama çok üzgünüm. O zavallı, kimsesiz biriydi.”

Gazeteler bu açıklama üzerine Kampusch’un Stockholm sendromuna sahip olduğunu yazdı ancak o bu ifadeye katılmadığını söyledi. Hayatını yazdığı kitapta Stockholm sendromu yakıştırmasını kendisine saygısızlık olarak gördüğünü ifade etti ve Priklopil ile olan karışık ilişkisinin ayrıntılarını hiç anlatmadı.

 

 

Bilgiyi Yay
Written by Ecem Bölük
22 yaşında bir Bilgisayar Mühendisi. Okumaya, yazmaya ve kodlamaya delicesine bağlı kreatif biri.

Leave a Reply