Daha önceden de dediğimiz gibi insan beyninin amacı değişimlere adapte olmak ve organizmayı hayatta tutmak. Yani her şeyin yolunda gittiği zaman insan beyni de pek mesai yapmıyor. Bu da demek oluyor ki dozunda stres beynimizi  çalışmaya teşvik ediyor.

Dozunda stres beyni canlı tutar.

Stres insanda gelişim mekanizmasının tetikleyicisidir. Örneğin hepimizin hayattaki en büyük stresi -hatırlamasak da- doğum anımızdır. Bir düşünün, barış ve huzur içinde yaşadığımız anne karnından; ağırlığımızın olduğu, nefes almak zorunda olduğumuz, bir yere ulaşmak için hareket etmek zorunda olduğumuz, anne karnında kendiliğinden olurken şimdi karnımızı doyurmak için bile bir efor sarf etmemizin gerektiği bir ortama geçiyoruz. Ömrümüz boyunca üstesinden gelebileceğimiz en büyük stres herhalde budur. “Öldürmeyen acı güçlendirir.” derler, hakikaten böyledir. Doğum sırasındaki bu yüksek stres beynimizde yıllarca sürecek bir yeni devre oluşturma mekanizmasını tetikler. İnsan beyninin büyük kısmının doğumdan sonra gelişip şekillendiğini düşünürsek, eğer bu durum olmasaydı belki de bizi biz yapan beynimiz tam gelişemeyecekti.

stres, beyin

Beyin problem çözme motorudur.

Her problemin bir sorun, bir stres teşkil ettiğini düşünürsek, beynimiz de bir problem çözme motoru olarak çalışıyorsa demek ki beynimizin stresi de bir nevi beynimizin yakıtı sayılabilir. Aslında yakıtı demek de pek doğru olmadı. Bunu daha iyi ifade etmek için şöyle bir benzetme yapalım; beynimizi bir araba olarak düşünürsek stres gidilecek yol, şeker de yakıttır. Nasıl yakıt olmadan araba çalışmıyorsa gidilecek bir hedef yoksa da arabaya ihtiyaç yoktur. Yani stres beyni çalışmaya iten bir tetikleyici güçtür ve beynimizin çalışması için ona bir  amaç sunar. Bu açıdan stresle ateşkes ilan etmeli ve onu kontrol altında tutarak bizim için faydalı boyutta kalmasını sağlamalıyız. Buradaki stresten ölçü aşılabilir olmasıdır. İnsanı umutsuzluğa düşürmemeli, rehavete sokmamalı ve onu başarmak için kamçılamalıdır.

Maruz Kalınan Stresin Düzeyi ve Süresi

Hafif ve kısa süreli streslerin kişiyi öğrenmeye teşvik ettiğini biliyoruz. Fakat bu hep böyle olmayabiliyor. Öğrenciler üzerinde yapılan araştırmalar ışığında erkek çocuklarının düşük ve kısa süreli streste öğrenme performansının arttığı, kız çocuklarında ise azaldığı görülmüştür.

Hafif stresler kişiyi geliştiriyor dedik, peki ağır stresler ne yapıyor? Mesela ciddi bir kaza ya da ölüm tehlikesi gibi durumlarda zihinsel işlevler üzerinde birçok olumsuz etki oluşuyor. Stresin şiddeti ne olursa olsun süresi sınırı aştığı zaman yani süregelen (kronik) bir hal aldığı zaman stres hormonları beyni ve pankreası uzun süre uyardığı için yıkıcı etkilere sebep oluyor.