Modern zaman, birçok yenilikle beraber yeni kavramlar da ortaya çıkarıyor. Bu yeni kavramlar sadece sözlük anlamını bilmemiz gereken kavramlar değil ayrıca hayata geçiriş tarzını da biliyor olmamız gereken kavramlardır. Birey olma çabamızın arkasındaki özgür olamayan insan sözcüğü de bu yeni kavramların ortaya çıkış nedeni sayılabilir. İnsanoğlu böyle giderse hiçbir zaman tam olarak özgür olamayacaktır. Özgürlük kavramının sizdeki karşılığını bilmiyorum ama bendeki karşılığı hiçbir kişi veya şeye bağımlı olmayışımızdır. Günümüz dünyasında bunun mümkün olmayışının bilincindeyim ama sonuçta bir kavramı açıklamak gerekiyordu. Hürriyet adı altında özgür özgürsüzlüğümüzün kanıtı halindeyiz. Bilinçli olarak verdiğimiz kararların arkasında bile dayatılan bir sistemin yargılarını yansıtıyoruz. Peki, yansıtma işleminin karşılığı olan “Synopticon” nedir?

synopticon

“Synopticon” kavramını açıklamadan önce bu kavramın başlığı olarak görülen “Panapticon” kavramını açıklamak istiyorum. “Panopticon kelimesi “pan” ve “opticon” olarak bilinen iki farklı sözcükten türetilmiştir. “Pan” kelimesi “bütün” anlamına gelirken, “opticon” kelimesi ise “gözlemlemek” anlamına gelmektedir. Bu nedenle yapı yerine getireceği göreve uygun olarak ” Bütünü Gözetlemek” anlamına gelen “Panopticon” adını alır. “Panopticon” kavramı “Görmeden Gözetleme” anlayışını ele alan simgesel bir tasarımdır. Bu simgesel tasarım kapitalist sistemin gerekliliği ve sürekliliği içerisinde büyük önem kazanmıştır. İnsanları kontrol altında tutabilmek amacıyla çıkılmış olan bu yol, gözetleyen bir şey veya bir kişi hissiyatı ile toplumun kendi kendinin denetlemesini sağlar. Bu kavramın ortaya çıkışı ve getirileri hakkında bir arkadaşımın hali hazırda bulunan yazısını da buradan okuyabilirsiniz. “Panopticon” kavramını daha detaylı biçimde açıklamıştır.

synopticon

“Synopticon” kavramının başlığı olarak görülen “Panopticon”‘ u konuştuk. Peki “Synopticon” nedir? Panopticon, Yunanca “Pan” bütün ve “Opticon” görsel- görme (gözetleme) kelimelerin birleşiminden oluşurken, Synopticon Yunanca “Syn” birliktelik-aynı zamanda ve “Opticon” görsel- görme (gözetleme) kelimelerinin birleşimi ile bir önermenin belli bir yorumda kazandığı deyim yükü ile oluşmuştur. Synopticon’da çoğunluk azınlığı izlediği için, azınlık tarafından istediği gibi yönlendirilir. Çoğunluk, azınlığın söylediklerini, yaptıklarını yani yaşayış biçimlerini taklit etme eğilimdedir. Onlar gibi davranmaya, yaşamaya, düşünmeye meyillidir. Böylece çoğunluk, azınlığın doğru ve yanlış buldukları şeye göre şekillenir. Bu bağlamda düşünce tarzlarının aynı olması kaçınılmazdır. Bu kaçınılmaz sonucu yarattığı şey sorgulanmayan bir hayat tarzı sunmasıdır.

Azınlık, normal olanın sadece onların belirledikleri sınırlar ile sağlanıyor olmasını isterler. Çoğunluğun fark etmemesi adına bunu doğrudan değil dolaylı olarak yaparlar. Bilinçaltına empoze etmek istedileri şeyi belirleyen azınlık, çoğunluğu peşinden sürükleyerek yönetir. Vermek istedikleri iletiyi belirleyip bilinçli davrandıkları düşündürterek mesajlarını ulaştırır. Bunu özellikle modern toplumun en büyük sağlayıcısı olan iletişim kitle araçları ile yapmak onlara büyük bir olanak sunar. Medya ile sağlanan bu iletişim sayesinde azınlık, toplumu yönlendirmeye ve istedikleri şekle dönüştürebilme koşullarına sahip olur.

synopticon

Azınlık, bu kavramın yerleşmesi adına, çoğunluğun belirlediği idolleri kendi tarafına çekerek, çoğunluğun seçimini kazanır. Toplum, sorgulayıcı taraftan, taklit edici tarafa yönelir. İdol olarak gördükleri bireylerin normalini yaşamak istedikleri için azınlığa benzemeye çalışırlar. Özellikle bu yüzyılın sağladığı teknolojik imkanlarla bunu yapmak daha kolay hale gelir. Sözü edilen şeyden önem ya da yer bakımından uzakta olan kişiler için oluşturulan ötekileştirme çalışması ile de ortak düşünce fikrini benimsetmeye çalışırlar.

Böyle bir kavramı besleyen toplumlarda özgürlük kelimesi sadece anlamlandırılamayan bir kelime olarak varlığını sürdürür. Gözetilen toplumlarda her şey kontrol altına alınabilir ve azınlığın amaçları olumlu bir sonuç verebilir. Herkesi herkes gibi yapmak istenildiği açıkça görülebilir.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4

Editör: Cansu Köse