Transaksiyonel Analiz, psikanaliz temelinde Eric Berne tarafından geliştirilen ve birçok araştırmacı tarafından, insanın duygu ve davranış kalıplarını anlamlandırmada entelektüel bir araç olarak görülen insancıl bir yaklaşımdır.

Transaksiyon, sosyal ilişki birimidir ve transaksiyonel analiz kuramında önem verilen 3 madde bulunmaktadır;

1. Hepimiz Okey’iz; herkes duygusal ve psikolojik bağımsızlık gelişimini tamamlama yeterliliğine sahiptir. Her bir birey, var olduğu için anlamlıdır ve değerlidir.

2. Hepimizin düşünme yeteneği vardır.

3. Yaşamımızda ne olacağına hepimiz kendimiz karar verebiliriz; karşılaştığımız olaylar karşısında nasıl tepki verebileceğimizi belirleyebiliriz, düşünme yeteneğimiz bunun için vardır. Herhangi bir baskı durumuna karşı, etkilenmeyi kabul ederiz veya etmeyiz. Bu noktadaki tepkimiz, seçimlerimiz sonucu ortaya çıkan bir davranıştır.

Ego Durumları

Ego durumu, bir davranış kalıbı ile ilişkili olan tutarlı duygu ve düşünce örüntüsü olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan hareketle transaksiyonel analizi bir kişilik kuramı olarak da değerlendirebiliriz. Çünkü ego durumları birer rol değil, psikolojik gerçeklerdir.

Her bireyin kişiliğinde ebeveyn, yetişkin ve çocuk ego durumları bulunmaktadır ve her bireyin ego durumlarının içeriği kendine özgüdür. Ego durumlarının gelişimi sırasıyla çocuk, ebeveyn, yetişkin olarak gerçekleşmektedir.

Transaksiyonel

1. Ebeveyn Ego Durumu

Bireyin erken yaşantılarında sorgulanmadan kabul edilen, dış olay kayıtlarıdır. Çocuk, ebeveynin yaptığı ve söylediği her şeyi Ebeveyn verisi olarak içselleştirir, yorumlamadan doğrudan kaydeder. Çünkü küçük çocuk, henüz kelimelerle anlam oluşturabilme yeteneğini kazanmamıştır bu nedenle gelen veriler karşısında açıklama, düzeltme, değişiklik yapabilmesi olanaksızdır. Tüm bu verilerin ahenkli olması, küçük çocuğun yaşam boyunca izleyeceği yol için oldukça değerlidir.

Ebeveyn ego durumu çoğu zaman “nasıl olmalı?” sorusuna yanıt aramaktadır. Oldukça mantıklı bir soru gibi dursa da, bu ego durumunda sorgulanmadan kabul edilebilen veriler bulunduğu için eleştiren ebeveyn veya koruyucu kollayıcı ebeveyn dediğimiz aşırı uç noktalar yaşamdaki anlam arayışımızda bilinçli davranmamıza engel olabilir. Örneğin önyargı içeren inanç ve düşünceler eleştiren ebeveyn kayıtlarına ait verilerdir, lütfen gözden geçiriniz.

2. Çocuk Ego Durumu

Küçük çocuğun dış olay kayıtlarına yönelik yanıtlarından oluşan iç olay kayıtlarıdır. Görülen, duyulan, hissedilen, anlaşılan veriler Çocuk ego durumuna ait verilerdir. İşlenmemiş verilerdir, bu nedenle saftır. Yaşamın erken dönemlerinde kelimelerle oynayamadığı için, tepkilerinin çoğu duygusaldır. Hissedilen yaşam kavramını hakkıyla yerine getiren ego durumudur.

Keşfetmek, öğrenmek, bilmek, deneyimlemek ister ancak gelin görün ki henüz sebep sonuç ilişkisi kuramamaktadır. 🙂 Bu nedenle davranışlarını, duyguları yönlendirir. Bir insan duygularıyla hareket ediyorsa, Çocuk ego durumuna uygun davranıyor diyebiliriz.

Transaksiyonel Analiz: OK Miyiz? *1 1

Bu noktada çocuk, davranışlarını ardından gelen duygularla öğreneceği için anne baba talimatlarına uygun davrandığında ebeveyn tepkilerine göre takdir edilmiş hissedecek ve davranışını pekiştirecektir. Bu durum davranışçı yaklaşımda etki yasası olarak karşımıza çıkmaktadır. Ve bu noktadaki bireyde çocuk ego durumu doğal, spontan bir özellik olarak değil edimsel koşullanma sonuçlarının sistematik bir ürünü olarak gelişecektir. Biz buna uyarlanmış çocuk diyoruz. Aşırı uç noktalarında bağımlı kişilik gözlemlenebilir.

Yine de Çocuk’ta aydınlık bir taraf vardır, buna da doğal çocuk diyoruz. Doğal çocuk spontandır, otantik ve keyiflidir. Yaratıcılık, merak, öğrenme isteği hep çocuk ego durumuna ait verilerdir. Belki de bu nedenle yaşamda bilge olarak tanımladığımız çoğu insanda hem çocuk, hem yetişkin ego durumunu gözlemleyebiliyoruz.

Transaksiyonel Analiz: OK Miyiz? *1 2

3. Yetişkin Ego Durumu

Yetişkin ego durumu, yaşam hakkında düşünülen kavramlar geliştirmeye başladığımız an karşımıza çıkmaktadır. Hareket kabiliyeti kazanmış 10 aylık çocuk kendi bilinciyle, düşüncelerinin ürünü olarak bir şeyler yapabildiğini deneyimler. Bir sonraki yazımızda değineceğimiz, “Ok değilim” durumundan da kurtulmaya başlar çünkü düştüğünde kalkabilmekte ve oyuncaklarını dilediği gibi hareket ettirebilmektedir. Bu noktada yaşam boyunca karşılaştığı zor durumlara karşı etkin bir şekilde işlev kazanacak Yetişkin ego durumu da olgunlaşma sürecindedir.

Yetişkinin içindeki Yetişkin; bugüne uyarlanmış veriyi dikkate alır, sürekli olasılık hesabı yapar, ebeveyn ve çocuk kayıtlarından gelen veriyi ilk olarak inceler daha sonra onaylar veya reddederek yenisini oluşturur. Yaşamımızda düşünülmüş bir değerler sistemini oluşturabilmek de yetişkin ego durumuyla mümkündür ve evet, düşünme ve sevme yeteneklerimiz de bunun için vardır.

Ve nihayet bir ruhunuz vardır, daima onu hatırlayınız; insanda bulunan öz, hiçbir kötülüğe izin veremez çünkü.. 🙂

Kaynaklar:

Akbağ, M. (2000). Stresle başa çıkma tarzlarının üniversite öğrencilerinde olumsuz otomatik düşünceler, transaksiyonel analiz ego durumları ve bazı değişkenler açısından incelenmesi. Doktora tezi. Marmara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Harris, T. A. (2020). Ben ok’im sen ok’sin. (Çev. M. Şahin, N. Sağlam, H. Uğur, D. Akıncı). Okuyanus yayınları, İstanbul.

Zengin, E . (2019). Transaksiyonel analiz ego durumlarının iletişime etkisi bağlamında “ters yüz” filminin analizi . Adnan menderes üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü dergisi.