Türler Arası Geçiş: İlk İnsan Hiç Var Olmadı!

Evet, ilk insan hiç var olmadı. Sadece insan değil ilk fil, ilk zürafa, ilk köpek, ilk at da hiç var olmadı. Çünkü türler şıp diye birdenbire oluşmazlar. Mikroevrimin milyonlarca yıl damla damla birikip makroevrimi doğurmasıyla türler evrilir ve yeni türler ortaya çıkar. Nasıl mı?

Türler Arası Geçişler

Evrim doğrusal bir yol şeklinde işlemez. Her sokağının sonu diğer ara sokaklara çıkan bir yol gibidir evrim; her dalının sonunda çeşitlenen dallara sahip bir ağaç gibidir. İşte bu dalları takip ettiğimizde hepsi bir köke, kökene çıkar: “Türlerin Kökeni”. Dolayısıyla bir popülasyondan diğer bir türe sonra o popülasyondan bir diğer türe dönüşüm diye bir şey yoktur.

Türler

En geniş evrim ağaçlarından biri. Muhtemelen bu haliyle pek bir şey seçemeyeceksiniz. Fakat buradan fotoğrafa yakınlaşarak çemberin etrafında dallanmış haldeki türleri detaylı görebilirsiniz.

 

Türün farklı gruplarının örneğin coğrafi izolasyon gibi evrim mekanizmaları etkisinde birbirinden farklı adaptasyonlar, mutasyonlar geçirmeleri evrime neden olur ve milyonlarca yıl mikroevrimin damla damla birikmesi türleşmeyi sağlar. Bazen de hiçbir izolasyon olmadan popülasyonun alt grupları şans eseri tamamen farklı yönlere doğru evrimleşebilir. Buna “genetik sürüklenme” denir.

Türler

Bu konu, “Her şey bizim için mi var?” adlı yazımda da bahsettiğim insanlık egomuz kaynaklı, toplum içinde klasikleşmiş:

“İnsanlar maymundan geliyorsa şimdiki maymunlar niye insan olmuyor yavv?!”

…argümanını açıklayıcı niteliktedir. Hiçbir tür bazı çok özel durumlar dışında kendisiyle aynı dönemde yaşayan başka bir türden gelemez, o türden evrilmez fakat her türle olduğu gibi önceden yaşamış ortak atalara sahiptirler. Demem o ki; günümüzde bizimle birlikte yaşıyor olan, hayvanat bahçelerinde gördüğünüz şempanzelerden(Pan troglodytes) gelmedik. Evrim ağacında diğer türlerle aynı noktadan dallanarak ayrıldığımız gibi şempanzelerden de ayrıldık. Bizlerin(Homo cinsi) ve şempanzelerin(Pan cinsi) ortak atası 6-7 milyon yıl öncesine dayanır. Bu yazımda taksonomik detaylara fazlaca girip konunun özlülüğünü bozmak istemiyorum. Bu yüzden insanın evrim ağacındaki taksonomik yerini başka bir yazımda inceleyelim.

Türler

Kaynak: Evrim Ağacı

 

Y Kromozomu Ademi ve Mitokondriyal Havva

Mitolojiden hepimiz Adem ve Havva karakterlerine aşinayızdır. Fakat mitolojideki Adem ve Havva ile bilim insanlarının bahsettiği Adem ve Havva aynı rollerde değil. Çoğu zaman bilim insanları kendi aralarındaki espritüel dille bu tür isimlendirmelerde bulunurlar. Bunlardan bazıları ise toplum tarafından yanlış anlaşılıp farklı yönlere çekilir. Bu da yanlış yöne çekilen isimlendirmeler arasında.

Öncelikle isimlendirmelerin ne olduğunu anlayalım:

Mitokondrimizde bulunan DNA’ya mitokondriyal DNA, kısacasına “mtDNA” denir. Bu materyal her zaman anneden yavruya geçer, babanın bu materyal üzerinde katkısı yoktur. Bunun gibi Y kromozomu da sadece baba tarafından gelir ve hiçbir şekilde dişiden aktarılamaz. Bu iki materyalle de çeşitli özelliklerin evrimsel geçmişini çok hassas bir şekilde inceleyebiliyoruz. Bu yüzden ikisi de çok önemlidir.

Bizim konumuzla ilgili tarafı ise şöyle, eğer şu an dünyadaki bütün insanların “mtDNA”larını geriye doğru takip ederseniz hepsinin bir kadında buluştuğunu görürsünüz. Aynı şekilde dünyadaki bütün erkeklerde bulunan Y kromozomunu geriye doğru takip ederseniz hepsinin tek bir erkek atada buluştuğunuz görürsünüz. İşte halk içindeki ilk insanlar kavramının bilimsel olduğu yanılgısı da burada yatıyor.

Türler

Kaynak: Wikipedia

Şimdi işin doğrusuna gelelim;

İlk olarak bu erkek ve kadın birbirleriyle çiftleşmelerini bırakın aynı zaman ve mekanda bile yaşamamışlardır. “Mitokondriyal Havva” isimli kadının 99.000-148.000* yıl öncesi arasında yaşadığını biliyoruz. “Y kromozomu Ademi” isimli erkeğin yaşadığı tarih ise günümüzden 120.000-156.000* yıl öncesi arasında.

Üstelik bu kadın ve erkek kendi popülasyonlarında ilk kadın ve ilk erkek de değillerdir. Bulundukları ayrı ayrı popülasyonlar içinde kendileri gibi daha birçok insan bulunuyordu. Bu popülasyonlardaki diğer erkek ve kadınlar da kendi soy hatlarını oluşturmaya devam etti. Torunları, torunlarının torunları, torunlarının torunlarının torunları… Fakat bir noktada tıpkı taksonomik adı “Homo neanderthalensis” olan Neandertal kuzenlerimizin ve diğer türlerin kuzenlerinden bazılarının da günümüze ulaşamaması gibi onların soy hattı bizim soy hattımıza yenik düştü.

Sonuç

Yazı boyunca anlattığım gibi; ilk birey asla var olmamıştır ve var olması imkansızdır. Hiçbir nesilde bir türden anne başka bir diğer türden yavru doğurmaz. Türler arası kademeli ve milyonlarca yıl süren çok yavaş bir geçiş vardır.

Bilim ve merakla kalın!

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Nature 
  2. EvolutionNews
  3. Science
  4. Evrim Ağacı
  5. It’s Okay To Be Smart
  6. Wikipedia
  7. PubMEd
Bilgiyi Yay!