Şüphesiz tuz insanlık tarihinin en önemli maddelerinden biridir. Bir baharat olarak yemeklere tat katmış ve yiyeceklerin -özellikle etin- bozulmasına karşı prezervatif özelliği ile binlerce yıl kullanılmıştır. Zamanın pahalı baharatı tuzun Roma lejyonuna maaş olarak verildiği dahi iddia edilir. Argüman, salt-salary bağlantısına dayandırılmaktadır.

İngilizce salt Türkçe ise tuz olarak adlandırdığımız bu madde Moğolca tuz gölü anlamına gelen “Dabusun” kelimesinden dilimize geçmiştir. Kelime, dabusun>tubuz>tuwuz şeklinde ilerlemiş ve günümüz şekline ulaşmıştır. İngilizce ise kelimeyi Latince tuz anlamına gelen “Sal“dan almıştır. Burada Latinceye bir parantez açarak İngilizce ve Türkçeye olan etkilerini gözden geçirelim.

tuz

Latince

Latince İngilizceyi etkilemesinden ziyade Türkçeyi de hatırı sayılır derecede etkilemiştir. Tuzla Terbiyelenerek yenilen sebzeye İngiliz salad biz de salata dedik. Salamura da yine Latinceden dilimize geçmiş, turşu anlamına gelen kelimedir. Tuzlanmış anlamına gelen salça ve yine tuzlanmış et anlamına gelen salam da aynı kökten gelir.

Şüphesiz bu bağlantılar ilginç olmakla beraber, bir o kadar zevkli ve ufuk açıcıdır. Nitekim bir kelimenin yolu ne kadar uzun ve maceralı olursa o kadar da eğlenceli olmaktadır. Salsa ne demek hepimiz biliriz. İlk anlamı sos, yani salça. İkincisi ise Amerika kökenli bir dans türü. Peki bu dans türü olan salsanın sosla bir ilgisi var mı? Bittabi, farklı birçok kültürel öğeyi içinde harmanlayıp , tıpkı bir sos gibi, müzik ve dans unsurlarının karışımı şeklinde önümüze çıkaran salsaya varın siz salça diyin.

Tuz

Tuzla ilgili anlatacaklarım bu kadar. Eğer hayatınızın tadı tuzu pek yerinde değilse, bulabilmek için biraz derine inmekte fayda var. Haftaya farklı bir kavramda görüşmek üzere. Esen kalın.

Kaynakça: https://www.etymonline.com/word/salsa#etymonline_v_22639

Editör: Onur Çamlıca