Sanki uzaylıymışsınız gibi herkesin size baktığını sandığınız o an, kaplumbağa misali kabuğunuza çekilmek, buhar olup uçmak istediğiniz, sesinizin içinize kaçtığı, kalbinizin yerinden çıkacak gibi attığı oluyor mu?

UTAN!

Şu tek kelime bile insanın ruh halini altüst edebiliyor. Ama neden?

Utanma hissi nasıl ortaya çıktı?

Çıkmasının amacı neydi?

Kimilerine göre utanma hissi bir hastalık, tedavi edilmesi gerekiyor. Kimilerine göre kullanşsız, boş bir his. Kimilerine göre ise utanmak insanın kalitesini gösteren bir his. Aslına bakarsanız utanma hissi insanın doğasında var. Peki içimize yerleşmiş ve istemsizce aniden nükseden bu his hakkında bilim adamlarının fikirleri neler?

Utanılacak Ne Var ki! 1

Utanma Duygusu Atalarımızdan mı Geliyor?

Montreal Üniversitesi ve UC Santa Barbara Evrimsel Psikoloji Merkezi’nden bir grup araştırmacıya göre utanmak, evrimsel süreçte ortaya çıktı ve atalarımız için önemli bir işlevi vardı. Küçük ve izole gruplar halinde yaşayan insanlar, sıklıkla doğanın tehlikeleriyle karşı karşıya kalıyorlardı. Böyle durumlarda grup arkadaşlarına muhtaçtılar ve kötü zamanları aşmak için bir arada olmaları gerekiyordu. Bu sebeple, diğerleri tarafından değersiz görülmek, hayatın tehlikeye girmesi demekti. Dolayısıyla nasıl davranacağını, davranışın getirisini (bir şeyi çalmak bana ne kazandıracak?) ve götürüsünü (bir şey çalarsam bana nasıl davranırlar?) değerlendirmek önemliydi.

 Araştırmacılar utanan insanların davranışlarının toplumca nasıl karşılanacağını değerlendirdiğini ve tüm toplumların evrimsel geçmişinin benzer olmasından dolayı utanmanın evrensel olduğunu öne sürüyorlar. Ekibin bulguları Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlandı.

Utanma hissi diğerleri tarafından dışlanmamıza neden olabilecek davranışlardan kaçınmamıza yardımcı olan içsel bir sinyaldir.


Dr. Daniel Sznycer

Utanmak Üstüne

Gelin önce bir utangacı sahneye alalım. Kendisinde yeni insanlarla tanışma gücünü ve cesaretini asla bulamaz, her daim bir bahanesi vardır. Her plan da reddedilir mi canım? O eder! Bugün başı ağrır, yarın midesi bulanır, haftaya işi çıkar. Çevresinde sadece kemikleşmiş arkadaş çevresi olsun ister. Kılı kırk yarar, bir yere gelmelerine ikna ederseniz donup kalır. Mahcup olacağı, aşağılanacağı veya eleştirileceği korkusuyla kalbi yerinden çıkacak gibi atar, terler, midesi bulanır, ağzı kurur, kekeler, yüzü kızarır. 

Tam 60 sene evveline, 1958’e gidiyoruz. Yıllar sonra dünyanın en uzun süre sahnelenen oyunu unvanını kazanacak olan The Mousetrap, o zaman 2 bin 239 performansla Birleşik Krallık’ın en uzun soluklu prodüksiyonu olmuştu. Bir hayli heyecanlı olan prodüktörü başarıyı kutlamak için Savoy Hotel’de şaşaalı bir parti düzenledi. Gardırobundaki en havalı parçalar olan yeşil şifon elbisesi ve beyaz saten eldivenleriyle adına gece düzenlenen o kadın, soluğu otelde aldı. Tüm zarafetiyle otele varmıştı ki belki de başına gelebilecek en kötü şey oldu. Kapıda tanınmadı ve içeri alınmadı. 67 yaşındaki kadın hiddetlenerek “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” demedi, utandı. Arkasını dönüp uzaklaştı. Kim olduğunu merak ettiğiniz bu kadın, tam da o an ne hissettiğini şöyle özetliyor: “Zavallı, korkunç, çaresiz ve utangaç.” Sözünü ettiğimiz o kadın, polisiye edebiyatının kraliçesi Agatha Christie’den başkası değildi

Utanma Evrensel mi?

Utanmanın evrensel olup olmadığını test etmek amacıyla dört kıtadan 15 farklı küçük topluluktan veriler bir araya getirildi. Bu toplumlar birbirlerinden çok farklıydılar. Eğer utanma evrimselse, bu topluluklar arasında benzerlikler gösterecekti; eğer değilse, tarım devrimi gibi kültürel şekilde gerçekleşmişse bazı topluluklarda görülecek, bazılarında ise görülmeyecekti. Hatta antropologlar eğer kültürel evrim söz konusuysa toplumların bazılarının korku hissetmeyönlü, bazılarının suçlu hissetme yönlü ve bazılarının utanma-onurlandırma eksenli bir sistem geliştirmiş olacağını iddia etmişti.

Sznycer bulguların, davranışın utanmaya sebep olması için etik dışı olmak zorunda olmadığını gösterdiğini söylüyor, “Kişi davranışının hatalı olmadığını bilse bile, toplum tarafından olumsuz değerlendirildiğinde utanıyor.

Bahsedilmesi gereken bir nokta da, utanmanın sadece toplum içerisindeki bireylerin hareketi değerlendirmesine bağlı olmaması. Yani, farklı toplumlardan gelmiş bireylerin de ayıplaması utanmaya sebep olabiliyor. Bu da utanmanın ne kadar evrimsel ve evrensel olduğunu gösteriyor.

Utanılacak Ne Var ki! 2

Utanma Duygusunu Tetikleyiciler

Utanmak, hala insanlık tarihinin en bilinmez duygularından biri. Tam olarak çözüleceği güne kadar şimdilik bu bilgilerle yetiniyoruz. Utanma duygusu, beynin derinliklerinden geldiği için denetimi son derece zor. Utanmayı ne kontrol edebiliyoruz ne durdurabiliyoruz.

1-Utanma duygusunda genlerimiz %50 etkili. Utangaç olan ve olmayan insanların beyinsel etkinlikleri belirgin ölçüde birbirinden oldukça farklı.

2-Utangaç bir insan doğal olarak bedeninden de zaman zaman utanabiliyor. Bu his, onları kendilerini daha şişman sanmalarına neden olabiliyor. 

3- Bir insanın diğer bir insanın özel alanına  dahil olmasından duyulan gizli bir kaygı sebebiyle de utanılabilir.

4-Utangaçlar aslında başkalarından korkmaz; başkalarının söyleyeceklerinin özgüvenlerini sarsmalarından korkarlar. 

5-İnsanlar korktuğu şeyden çekiniyor, korkuyu baskılıyor ve bunu utangaçlıkla dışa vuruyor olabilir.

6-  Utangaçlığı en çok tetikleyen faktörler, akıllı telefon ve sosyal medyada öldürülen zaman. Çünkü gerçek hayatta daha az insanla yüz yüze geliyoruz ve spontane olarak sohbet ediyoruz. Kafamızı kaldırıp gerçek dünyaya döndüğümüzde sudan çıkmış balığa dönüyoruz. Sosyal izolasyon ve utangaçlığı uzun çalışma saatleri, yorucu şehir yaşamı, trafikte geçirilen zaman ve stres de tetikliyor.

Kaynaklar:

https://www.haberturk.com/utangac-olmamizin-sebebi-nedir-1832400#

https://onedio.com/haber/yerin-dibinden-yaziyoruz-utanmanin-ne-oldugunun-az-bilinen-11-cevabi-514379

noroblog.net/2018/09/24/neden-utaniyoruz/