Uyanın Zamanımız Çalınıyor! | KreatifBiri

Uyanın Zamanımız Çalınıyor!

Farkettiniz mi? Hayatımız beklemekle geçti. Otobüs duraklarında, Market sıralarında, trafikte, iş görüşmelerinde daha sayacağımız bir sürü yerde. Bekledik ve bekletildik. Peki düşündük mü? Acaba neden bekliyoruz? Size zamanımızın çalındığını söylesem?

Ernest Hemingway der ki; “Zaman bizim en az sahip olabildiğimiz şeylerden birisidir.“ Biz sıradan insanların en büyük sorunlarından birisi kısıtlı olan vakitlerimizi beklemekle geçirmektir. Beklemek hoş bir şey değildir. Araştırmalara göre beklemeyle stres ve endişe arasında doğrudan bir ilişki vardır. Sinir bozukluğu ülser ve hatta kolan kanseri gibi vakalar stres ve endişe unsurlarından oluşabildiği söylenmektedir. ABD’ de 1988 yılında Priority Manangment Pittsburgh Inc ‘nin bir araştırmasına göre bir Amerikalının hayatının beş yılını kuyruk sıralarında, altı ayını trafik ışıklarında ve iki yılını da kendisine telefon edenlere geri aramaya çalışarak harcadığını göstermiştir.

Beklemek, aslında sinir bozukluğundan da daha fazlasıdır. Robert Levine’in Zamanın Coğrafyası kitabında beklemeyi yöneten kuralların olduğundan bahsetmektedir. Bu kurallar aslından görünen ya da farkedilenden ziyade iş kültürünü ve statüyü oluşturan dinamiklerdir.

Birinci Kural: Vakit Nakittir

Bu sözü çok duymuşuzdur. Değerlendirildiğimiz zamana göre ödüllendiriliriz. Çalıştığımız saate göre para alırız. Paramız varsa önde oluruz. Havalimanlarında businees classta uçtuğumuz da ayakta herkesle eşit şekilde bekletilmektense özel salonlarda bekleriz. Psikolojik saatimizi geri almış oluruz aslında. Yani beklediğimiz süre endişeli ve bir o kadar da uzun sürmez ve keyifli hale gelir. Konsoloslukta işimiz mi var, orada çalışan bir memura daha fazla ödeme yaptığımızda, işlem süremiz bir bakmışız ki kısalmış.

İkinci Kural: Beklediğimiz Şeye Değer Veririz

İnsanın ulaşılması zor olana değer verme güdüsü vardır. Mesela, erkenden güzel bir otelde rezervasyon yaptırdık ve parasını ödedik ve az sayıda kontenjanı vardı. Bu tatili beklemek dahi içimizi gıdıklar. İşte bu satış tekniklerini iyi bilen pazarlamacılar bize bunları günler öncesinden tanıtmaya ve satmaya çalışırlar.

Üçüncü Kural: Kimin Bekleyeceğini Statü Belirler

Eğer önemli biriysek zamanımıza istek ve talep bu yönde şekillenecektir. Öğrenciler hocayı, çalışanlar patronunu, memurlar amirini ve askerler komutanını beklerler. Bekleterek karşınızdakine benden daha az değerlisin imajını vermektedir. Kısacası kimin patron olduğunu gösterme aracıdır.

Seyirciyi ister güldürün ister ağlatın, ama onu mutlaka bekletin.

Bill Smethurst

Dördüncü Kural: Zaman Bir Hediye Olarak Sunulabilir

Beklemek bazen cömert bir davranıştır. Bazı zamanlar da bir kişiye somut bir hediye veremeyiz fakat ona karşı değer verme isteği oluşturur. Önemli konferanslarda, açılış törenlerinde ve maçlarda İstiklal marşı okunmadan önce şehitlerimiz için saygı duruşunda bulunuruz. Bu da aslında zamanımızı bir hediye sunma olarak addedebiliriz.

Beşinci Kural: Beklemek Etkin Bir Kontrol Aracıdır

Kaybedildikten sonra geriye koyamayacağımız şeylerden birisi zamandır fakat beklemek bazen etkili bir araç olabilir. Eğer statümüz ve gücümüz yeterli değilse doğru zamanı beklemek yapılacak en mantıklı harekettir. Zamanın nakit olduğunu unutmak burada en etkili zamanı ilerletme maşasıdır. Winchell otobiyografisinde onu terk etmiş olan nankörlerden şöyle bahsetmiştir; “Onları affettim ancak unutmak zorunda değilim. Ben bir savaşçı değil yazarım. Nankörleri fermuarları açıkken yakalayana dek beklerim ve sonra bunun fotoğrafını çekerim.”

Zaman bir iktidar meselesidir. Zamanı kaybederek güç unsurlarımızdan birisini sakat bırakmış oluruz. Bu durumların farkında olarak neden bekletildiğimizi anlarız ona göre bir plan çizeriz. Amacımızı bu planlar üzerinden yaparız. Farkındalık zamanın geri kazanılmasında ve iyileştirilmesinde büyük rol oynar. Teknolojinin gelişmesiyle zamanımız artacağı söylenmişti fakat bu şekilde olmadı aslında daha fazla zaman tüketmeye başladık. Küreselleşmenin ve popüler olanın peşinden koşuyoruz. Ömrümüz kısıtlı, ömrümüzü boşa harcamamalıyız.

Kaynakça;

Robert Levine- Zamanın Coğrafyası

Bilgiyi Yay
Written by Kerem Sümer
Sürekli düşünen, okuyan, yorumlayan ve sentezleyen, Uludağ Üniversitesi uluslararası ilişkiler öğrencisi.

Leave a Reply