Bir Engel Olarak, Yargıla(n)ma Sendromu

Başlıkta da belirttiğim gibi, toplum olarak yargılama hastalığına tutulmuş durumdayız. Alışkanlık haline gelmiş, oturmuş bu durumumuz yargılanma korkusu olarak da karşımıza çıkıyor. Birbirini besleyen ve adeta bireyden bireye mirasımızmışçasına aktarılan bu olgular cidden başımızın belası! Sadece kendimiz olmak için önümüzdeki en büyük engel bize empoze edilen yargılar. Dışarıdan gelen seslerle içimizdeki sesin ayrımını nasıl yapacağız peki? Yargıların sınırı nerede başlıyor?

yargı

İzlenilme Duygusu

Alışageldiğimiz toplum düzeninde hep iç içelik mevcuttur. Toplu taşımada giderken, bir restoranda otururken genelde kendi işimize bakmayız, etrafı çokça gözetler ve aynı şekilde gözetleniriz. İnsanı bu kadar baskılayan ve rahatsız eden bu duruma alışmış olmamız ne acı aslında. Etrafı izleme ve nedense değerlendirme arzusu var toplumumuzda. Herkese uyuyor muyum, herkes bana uyuyor mu, “normal” mi davranıyor? Neye göre normal acaba? Tek bir normal tanımı ve tek bir bakış açısının esas alınması tam anlamıyla bir kaos yaratır. Neden, bu böyle deyip kabullenmek yerine, o şeyi kendimize uydurmak gibi bir batağa saplanmışız yıllarca? Şablonlardan çıkılmasını tehlike olarak gören gizli müfettişler, aramızdalar. Biz de çoğunlukla bu anlamsız testten geçmek ve anonim yaratılışlı kalıplarda kalmak için uğraşır dururuz.  Farazi tiyatro sahnesinde kimliği belirsiz izleyiciyi tatmin etmek isteriz, bazen farkına bile olmadan. Yaşama tarzımızda acaba hangi seslerin ve hangi yargıların etkisi altındayız düşündünüz mü? Kendimizin sandıklarımız başkasının sesi olabilir mi?

yargılamak

Eylemlerimizdeki Motivasyon Aslında Kimin?

Dans ederken, yazarken, çizerken sevdiğimiz şeylerin kendimizce peşinden koşmaya çalışırken birtakım değer ve limitlerimiz olur bunlarla ilgili. O fiilin, soyut eylemin beynimizde bir karşılığı, çağrışımı, tanımı vardır ki bu son derece normal. Ama bu limitler ve tanımlar, kendi değerimiz yerine başkalarının değerine göre şekillenmeye başlamışsa burada sorun vardır. Kendiniz olarak yaşamıyorsunuz demektir. Bu yüzden lütfen dönüp sorgulayın ters olduğunu ve oturmadığını düşündüğünüz şeyleri… Herkesin ayrı doğrusu, algısı, anlayışı olduğu konusunda hemfikiriz değil mi? O zaman neden her şeyi aynı kalıba ve aynı kutuya koymaya çalışıyoruz? Tek bir doğru olabilir mi? İşte bu ters mantıkla yapbozunuzdaki parçalar yerini bulamaz ve elinizde koca bir karmaşayla kalakalırsınız. Yapbozunuzu kendi doğrularınızla yaratıp parçaları o şekilde birleştirmeye çalışın, bıkmadan deneyin. O zaman elinizde bir bütün olur ve bazı şeyler değişebilir.

İlham Veren Kaynak: 1

Bilgiyi Yay!