Çok zor bir yıl geçirdik, hala da bitmedi. Neyse ki aralık ayının ortalarındayız. Her gün yüzlerce ölüm haberi almaya o kadar alıştık ki artık haberleri takip etmez olduk. Yarın da bugünün aynısı olacak gibi geliyor. Aslında hepimiz bir saat içinde dünyada binlerce kişinin öldüğünü teoride biliyoruz ama ölüm hikayeleri duyarak ve karantinada geçirdiğimiz evdeki boş zamanımızda daha çok içimize kapanarak yaşamın/ömrün anlamını sorgulamaya başladık.

yarın

Aralık ayındayız ve yılın sonunda doğmuş birisi için bile bir yaş daha geride kaldı. Her ne kadar ömrümüzün kısıtlı olduğunu bilsek de yaşarken ömrümüzün sonunu pek düşünmek istemeyiz. Nasıl öleceğimiz ve ne zaman öleceğimizi düşünmek korkunç gelir.

Peki Ya Yarınımızı Biliyor Olsaydık Neler Olurdu?

Ne zaman öleceğimizi bilmiyor oluşumuz daha iyi olabilir mi? Yoksa geri sayım hepimizin daha mutlu ve tatmin edici hayatlar sürmemize yardımcı mı olurdu? Tam olarak ne zaman öleceğinizi bilseydiniz, yaşama şeklinizde neyi değiştirirdiniz?

Neşeli bir konu olmadığının farkındayım. Korkunç ama aynı zamanda merakımızı da uyandırıyor. Hepimiz gideceğimizi biliyoruz ama nereye ve ne zaman olacağını bilemiyoruz. Her ne kadar kalan ömrümüzün son gününü bilmek istemeyeceğimizi düşünsek de sonsuz yaşama düşüncesinin de bizleri olumsuz etkilediği öngörüleri aklımızın bir köşesinde dursun derim.

Kur’an-ı Kerim, Ahzap Suresi 16. Ayet’te der ki; “Ölümden veya öldürülmekten kaçsanız bile bu kaçış size bir fayda vermeyecektir.” Bu ayet bize, ölüm tarihimizin bir yerlerde yazılı olduğu bilgisini verir.

Ömrün bitecek olması ve belirsiz olması birçoğumuzda kaygı oluşturuyor. Bu kaygılı bekleyişe bir de inançlarımızın dahil olması ve inancımıza göre dünyadan ayrılacağımız günün biliniyor olması akıllara şu soruyu getiriyor: Öleceğin günü bilseydin, daha farklı yaşar mıydın?

İşe gitmeyeceğini tahmin ediyorum. Muhtemelen telefon faturasını da ödemezsin. Dünyevi birçok şeyi yapmayı bırakırmışsın gibi geliyor bana. Yaptığın diyeti, sporu… Yani ben olsam ilk yapacağım şey daha çok çikolata yemek olurdu sanırım. 🙂

Gelelim büyük sorulara;

  • Ne tür bir karaktere sahip olurduk?
  • Dünyadaki ruh ayak izimiz nasıl olurdu?

Sonu düşünmek ve geriye doğru sayarak hayatı değiştirmek faydalı olacaktır. Birinin hayatınızı geniş açılı bir mercekle incelediğini düşünün. Hangi noktalara odaklanacaktır? Siz hangi noktalarda daha çok yaşadığınızı hissediyordunuz?

Kesinlikle hepimiz için hayat bu an içinde devam ediyor. Ancak bu yazı yazılıp paylaşılana kadar bile birilerimiz için son olabilir ama gerçekten sık sık “sonsuza kadar yaşayacağım” tavrıyla hayatımızı sürdürdüğümüzü düşünüyorum ve bu nedenle, gerçekten istediğimiz hayatı ve benliği yaratmayı erteliyor olabilir miyiz?  Önemli şeyleri erteleme isteğimiz, daha küçük bir hayata razı olma isteğimizle doğru orantılı olabilir.

yarın

2011 Amerikan yapımı In Time filmi geldi aklıma bu yazıyı hazırlarken. İzlemediyseniz tavsiye ederim. 25 yaşına gelen insanların yaşlanmayı durdurmak için var güçleriyle çalışmak zorunda olduğu bir gelecekte geçen filmde, zaman gerçekten para ve güç demekti. Yani para yerine insanlara ömür veriliyordu ve zenginler sonsuz bir ömre sahipti. Peki ne mi oldu dersiniz? 105 yaşında olan ve 120 yıl daha ömrü olan bir karakter, ölmek istediğini ve mental olarak tükendiğini belirtiyor. Bu, günlük bir ömre sahip karaktere tabi ki gülünç geliyor olmalı. Henüz 28 yaşında olan karakter 1 gün daha yaşamak için çalışmak zorunda ve vurucu soruya geliyor sıra: 105 yaşındaki karakter diğerine “Benim zamanım senin olsaydı o vakitle (120 yılla) ne yapardın?”. Sizce cevap ne olabilir? Aslında çok basit bir cevap geliyor: “Zamanıma bakmayı bırakırdım.”.

Yarın Kalan Ömrünüzün Son Günü! 1

Evet, ne zaman öleceğinizi geriye ne kadar zamanınız kaldığını bilseydiniz sürekli saatinize bakardınız. Bu sizi daha temkinli yaşamaya iterdi.

Şu an ne kadar ömrümüz kaldığını bilmiyoruz ama uzun ve sağlıklı bir ömür için neler yapabileceğimizi biliyoruz. Burada sizinle bir link paylaşıyorum. Bu link ortalama ömrünüzü size sorular yönelterek hesaplıyormuş. Dikkat: Evhamlı olanlar testi tamamlamasın. 🙂

Veee son olarak bu yazıyı hazırlamamda bana kaynak olan ve beni tetikleyen videoya geldi sıra. Siz de bir izleyin derim. Siz ne kadar ömrünüz kaldığını bilmek ister miydiniz? Cevapları yorumda bekliyorum.

 Editör: Berfincan Doğan