Gizem Dolu Hikayesiyle Yıldızlı Gece Resmi

Resim sanatıyla ilgilenen veya ilgilenmeyen herkesin bildiği Mona Lisa tablosu kadar popüler bir tablo: Yıldızlı Gece. Hollandalı post-izlenimci ressam Vincent Van Gogh’un ölmeden bir yıl önce 1889 yılının Haziran ayında çizdiği bu resim sanat tarihinde çok önemli bir yere sahip. Bu resmin, bu kadar büyük bir etki yaratmasını anlamak için onun nasıl bir düşüncede yapıldığını, resmin içeriğini ve sonraki asırlarda sanatçılar üzerinde bıraktığı etkiyi incelemek gerekir.

Yıldızlı Gece’nin Doğuşu

Van Gogh Yıldızlı Gece’yi, çeşitli zihinsel rahatsızlıkları nedeniyel tedavi gördüğü akıl hastahanesinde çizdi. Yıldızlı Gece, Van Gogh’un kaldığı akıl hastanesindeki odasından görülen Saint-Remy-de-Provence şehrinin düşsel bir yorumu olarak tanımlanır. Uzun araştırmalar sonunda, tablonun 25 Mayıs 1889, saat 04:40’taki gökyüzünü gösterdiği tespit edilmiştir. Ay’ın henüz ilk hilal biçiminde olması ve Venüs gezegeninin ufukta görüntülenmiş olmasından yola çıkılarak tablodaki yıldız ve gezegenlerin gün doğarken resmedildiği anlaşılmıştır. Ayrıca bunda ressamın yine o tarihte yazdığı bir mektup da önemli veriler içermektedir.Van Gogh, kardeşi Theo Van Gogh’a yazdığı mektupta bu resimle alakalı şöyle diyor:

Demir parmaklıklı penceremde adeta bir buğday tarlası görüyorum. Sabahları ise gün doğumunu tüm ihtişamıyla izliyorum.

Yıldızlı Gece Resmi Hakkında İlginç Bilgiler

Resimde görülen manzara, Van Gogh’un akıl hastanesindeki odasından görülen şehir manzarası olsa da sanatçı resim yaparken gerçeğe pek sadık kalmamış,  hayal gücünü resme aktarmış. Resimde görülen köy ve kilise kulesi ise tamamen sanatçının hayal gücüyle yaratılmış unsurlar. Asıl manzarada böyle bir köy ve kilise görülmemektedir. Sanat tarihçileri  Van Gogh’un, bu unsurları memleketi Hollanda’nın mimarisinden esinlenerek çizdiği görüşündeler. Ayrıca ressamın akıl hastanesinin penceresinde yer alan demir parmaklıkların da resimde yer almadığını farketmişsinizdir. Buradan da onun özgürlüğe duyduğu hasreti fırçasıyla tuvale işlediğini gözlemleyebiliriz.

Resmi biraz incelediğimizde gözümüze bir selvi ağacı çarpıyor. Bu ağaç genelde mezarlıklarda bulunur ve ölümü çağrıştıran bir havası vardır.Yani, Hollandalı ünlü ressam Fransa'da bir akıl hastanesindeyken bilimdeki en karmaşık ve zor kavramlarından birini kavradı: Türbülans

Yıldızlara bakmak beni daima hayal dünyasına daldırır. Kendime sorarım, Fransa haritasındaki noktalar arasında seyahat edip belli bir noktaya ulaşıyoruz da neden gökyüzündeki bu parlak noktalara ulaşamıyoruz? Nasıl trene atlayıp Tarascon’a ya da Rouen’e gidiyorsak yıldızlara ulaşmak için de ölebiliriz.

Van Gogh’un zor hayatını, ruhsal gel-gitlerini ve çaresizliklerini duygusal kırılganlığı olarak harmanladığı bu eser; onun için bir umut arayışı mı yoksa huzura olan özlemini mi simgeliyordu, tam olarak bilinemeyecek. Fakat, gecenin masmavi karanlığında parlayan ay ve yıldızların altındaki bu kasaba manzarası tüm zamanların hafızalarda en çok yer eden görüntüsü olarak kalacaktır.

Bilgiyi Yay
Yazar Ecem Bölük
22 yaşında bir Bilgisayar Mühendisi. Okumaya, yazmaya ve kodlamaya delicesine bağlı kreatif biri.
Bu yazıyı beğendin mi?
40

Bir Cevap Yazın