Kulağınıza kulaklık takıp saatlerce yürümeyi sever misiniz? Peki ya yürürken hayallere dalar mısınız? Yürümek, psikolojik açından insanı rahatlatan bir eylemdir. Bu eylem sırasında herhangi bir çaba harcamadığımızdan beynimiz hayaller dünyasına kayar. Kendimizi başka diyarlarda düşünürüz ya da olmak istediğimiz yerde hayal ederiz. Belki de beynimizde bir ampul belirir ve dünyayı değiştirecek bir fikrin ilk adımlarını düşünürüz adımlarımızla ilerlerken…

Yürümenin Vücuda Etkisi

Peki, ya yürümeyi böyle önemli, bilhassa düşünmeye bu kadar uyumlu yapan nedir? Cevap kimyamızdaki değişikliklerle ortaya çıkıyor. Yürüyüşe çıktığımızda kalbimiz daha hızlı atar. Böylelikle sadece kaslara değil beyin de dahil olmak üzere tüm organlara kan ve oksijen daha hızlı ulaşır. Sayısız deney, insanların egzersiz sırasındaki veya sonrasındaki hafıza ve dikkat testlerinde daha iyi sonuçlar aldığını göstermiştir. Düzenli olarak yürümek beyin hücreleri arasında yeni bağlantılar geliştirerek, yaşlanmayla gelen olağan beyin dokusu daralmasını geciktirmekte, hipokampüsün (hafıza ve yön bulmada önemli rolü olan bölge) hacmini genişletmekte ve hem yeni nöronların gelişimini canlandıran hem de birbirleri arasındaki mesajları ileten moleküllerin düzeylerini yükseltmektedir.

yürümek

Bu Konuda Yapılan Araştırmalar Ne Söylüyor?

2014’ün başlarında, Stanford Üniversitesi’nden Marily Oppezzo ve Daniel Schwartz, yürümenin yaratıcılığı etkileme biçimini doğrudan ölçümleyen ilk araştırmaları yayımladılar. Araştırma fikrini bir yürüyüş esnasında bulmuşlardı. Dört deneylik bir seride, Oppezzo ve Schwartz 176 üniversite öğrencisinden birbirinden ayrı yaratıcı düşünce testlerini otururken, yürürken, koşu bandındayken ve kampüste dolanırken tamamlamalarını istediler. Örneğin, bir testte gönüllüler düğme veya araç lastiği gibi gündelik nesneler için alışılmadık kullanımlar önermek zorundaydı. Öğrencilerden yürüyenler, oturanlara kıyasla nesneler için ortalamada dört ila altıdan fazla farklı kullanımlar düşündü. Bir başka deney, gönüllülerin bir metafor düşünmelerini ve düşündüklerinin muadili bir metafor üretmelerini gerektiriyordu. Yürüyüşe çıkanların %95’i, hiç ayağa kalkmayanların ise %50’si testi geçebildi.

yol, doğa

Nerede yürüdüğümüz de önemli. South Carolina Üniversitesi’nden Marc Berman’ın önderliğinde yürütülen bir çalışmada, botanik bahçesinde yürüyen öğrenciler hafıza testi performanslarını şehrin sokaklarında gezinen öğrencilere nazaran yükselttiler. Sayıları giderek artan araştırmalar, yeşil alanlarda vakit geçirmenin yapay ortamların tükettiği zihinsel becerileri canlandırabileceğini ileri sürüyor. Psikologlar, dikkatin gün boyunca sürekli olarak azalan sınırlı bir beceri olduğunu öğrendiler. Yayalar, arabalar ve reklam panolarıyla dolu kalabalık bir kavşak dikkatimizi etrafa yöneltir. Buna karşın bir parktaki göletin yanından yürümek de zihnimizin gelişigüzel biçimde bir duyusal tecrübeden diğerine sürüklenmesine olanak tanır. Yine de doğa veya şehir yürüyüşleri zihin için benzersiz faydalar sağlamaya uygun. Şehirdeki bir yürüyüş, zihnin oynayabileceği daha geniş çeşitlilikte duygulanımlar, daha fazla anlık uyarımlar sunuyor. Ama hâlihazırda aşırı duygulanımın eşiğindeysek, şehir yerine doğaya dönebiliriz.

Bu yazıyı okuduktan sonra aklınızdan geçenleri duyuyor gibiyim. Ne duruyorsunuz haydi en yakındaki parka doğru yönlendirin adımlarınızı ve kendinizi beyninizin sihirli dünyasına bırakın.