Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı; konusunda uzman kişileri, yükselen deniz nedeniyle kıyı kentleri ve ülkelerin karşı karşıya kaldığı tehditlere yenilikçi çözümler üretmek için Birinci Sürdürülebilir Yüzen Şehirler Üst Düzey Yuvarlak Masa Toplantısı’nda bir araya getirdi.

Küresel iklim değişikliğinin olası olumsuz sonuçları gün geçtikçe daha çok gözler önüne seriliyor. Sert geçen kışlar, kuruyan göller, aniden oluşan seller, fırtınalar, eriyen permafrost tabakaları ve nicesi… Her yıl yenisi gelmeye ve daha da şiddetlenmeye devam edecek. Hatta uzmanlara göre 2050’ye kadar aralarında İstanbul’un da yer aldığı dünyadaki büyük kentlerin 10’undan 9’u buzulların erimesinden olumsuz etkilenecek.

Bu etkilerin bazıları deniz seviyesinin yükselmesiyle kıyı kentlerinin yüz ölçümünün azalması, içme suyu kaynaklarına deniz suyunun karışması ve daha nice sonuçlara yol açabilir. Küresel ısınmayla başa çıkmak için birçok proje, anlaşma ve protokol ortaya kondu.

Küresel ısınmayı geri sarmaya çalışırken de yükselen sularla savaşmak yerine üzerinde yaşamayı öğrenmek konusundaki çalışmasıyla Sürdürülebilir Yüzen Şehirler Üst Düzey Yuvarlak Masa Toplantısı’na konu olan BIG-Bjarke Ingels Group’un geliştirdiği Oceanix City projesine Birleşmiş Milletler oldukça sıcak bakıyor.

yüzen

Bir de bizler inceleyelim istedim. Deniz üstünde bir kent nasıl olurmuş bir görelim.

Oceanix City

Oceanix, insanların okyanusta sürdürülebilir bir şekilde yaşamalarını mümkün hale getirecek yüzen şehirler tasarlamayı ve inşa etmeyi amaçlıyor. Deniz ekosistemlerini öldürmeden insanlığın barınak, enerji, su ve gıda ihtiyaçlarını karşılayan mavi teknolojilerle yeni bir endüstriye öncülük edeceğini iddia ediyor. Bu iddiaların altı oldukça dolu. Gelin bakalım.

Oceanix City’nin ana amacı kendi kendine yeten ve dünyanın 3’te 2’sini oluşturan okyanusların üzerinde yüzen kentler oluşturmak; bu kentlerin içerisinde kendi enerjisini, suyunu, yiyeceğini üretebilen ve atıklarını geri dönüştürebilen insan topluluklarının yaşamını sürdürülebilir olarak sağlamasıdır.

Tasarımı

Bu kentlerdeki en küçük yaşam birimi mahallelerdir. 2 hektarlık üçgen şeklindeki modüler mahalleler; gün boyunca yaşamak, çalışmak ve bir araya gelmek için karma kullanım alanlarıyla 300’e yakın sakinden oluşan, gelişen, kendi kendini idame ettiren topluluklar yaratır. Üçgen şeklinde tasarlanmış bu mahallelerin her köşesi fonksiyonel bir anlam ifade ediyor. Bu köşelerden birincisi koruma (yeşil alan/orman), ikincisi sera yani üretim köşesi, üçüncüsü ise bağlantıyı yani ulaşımı sembolize ediyor.

Yüzen Bir Kent: Oceanix City 1

Üçgen formdaki mahallelerde, platformun dengesini sağlamak için üçgenin merkezini boş bırakacak şekilde kenarlar boyunca 6 adet bina yapılabilecek. Bu binaların en önemli özelliği platformu, hava koşullarına karşı korumak ve yüzeyden yukarı doğru genişlemesi ile çatıda maximum yüzey alanına ulaşarak güneş enerjisinden en yüksek faydayı sağlayabilmektir.

Her mahallenin ortasında bir çiftlik yer alacak. Böylece kent kendi kendine yetebilen bir kent haline gelmiş olacak. Binalar ise günümüzde inşa edilen rezidanslar minvalinde yaşam, alışveriş, araştırma, sağlık, ticaret ve sosyalleşme alanları olarak ortak kullanılacak. Son olarak bu mahallelerde bina yapım malzemesi olarak bambu gibi tamamen doğal ve karbon salınımına sebebiyet vermeyen çevre dostu ürünler kullanılacak.

kent

“Peki Ezgi, atıklar ne olacak, atık sular nasıl arıtılacak, toplu ulaşım olmayacak mı, araçlar nereye park edilecek?” diye soruyorsanız: Platformun denizin altına doğru genişletilmesi ile atık suların arıtılması, yağmur suyundan ve denizden elde edilen suların arıtılması, atıkların geri dönüştürülmesi, yiyeceklerin depolanması ve araçların park edilmesi için kullanılacak bölmeler yer alıyor.

Yüzen Bir Kent: Oceanix City 2

Bu tasarım, 6 mahallenin birbirine bağlanması ile 1650 kişinin yaşayacağı kasabalar  ve bu 6 kasabanın bir araya gelmesi ile 10.000 kişilik bir kent oluşturmayı planlıyor. Üçgen şeklindeki mahalleler kenarlarından birbirine bağlanarak merkezi boş bir altıgen oluşturuyor ve 6 kasaba yine benzer şekilde birbirine bağlanarak 6 halkanın birleştiği daha büyük bir fraktal desen oluşturuyor. Bu desen doğada birçok yapıyla benzerlik gösteriyor. Bu desen organik bir büyüme için doğal bir form sunuyor. İnanılmaz değil mi?

Yüzen Bir Kent: Oceanix City 3

Kişi sayılarının neden sınırlı olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Bunu da tasarımcılar şöyle açıklıyor. Her bir mahallede yaşayacak kişi sayısı, mahallede üretilebilecek yiyecek, enerji ve su miktarı ile oluşacak atık miktarının kişi sayısına oranı ile belirlenmiştir. Yani bu mükemmel tasarımın altında inanılmaz bir hesaplar düğümü yatıyor.

Ulaşım ise biz İstanbulluların hayalini cezbeder nitelikte. 😊 Eğer kendi mahalleniz içinde bir tur atacaksanız 400 m yürümeniz yeterli, eğer kasabamı turlamak istiyorum diyorsanız ise 600 m yürüyeceksiniz. Tüm kenti bile yürüyerek turlayabilirsiniz çünkü 3000 m ama daha hızlı bir ulaşım aracına ihtiyaç duyuyorsanız ideal araç, mini akıllı araçlar ya da bisiklet olacaktır.

Yüzen Bir Kent: Oceanix City 4

Taşımacılık ve uzun mesafe seyehatleri için ise elektrikli otonom taşıtlar kullanılacak. Bu bir rüya gibi gelmesin. 19. Yüzyıl İnsanlarının Gözünden 2000’li Yıllar yazımda insanlar bugünler için neler hayal etmişti hatırlatmak isterim.

Eminim ki daha önce buna benzer yüzen kent tasarımları görmüş ya da en azından duymuşsunuzdur. Hatta benim bir yazımın içinde bile vardı ancak bu tasarımı diğer tasarımlardan ayıran şey Oceanix City projesi okyanus şartlarına göre kategori 5 şiddetindeki kasırgalara dayanacak şekilde tasarlanmıştır.

Kaynakça: 1, 2, 3

Editör: Berfincan DOĞAN