Zekanın Dehaya Dönüşmesi-1: Artistik Yetenek

Deha; kendini gerçekleştirme arzusu ve sınırlarını aşma motivasyonuyla ortaya çıkan, zekanın da ötesinde zihinsel bir derinliktir. Birey; çoğu zaman kendini gerçekleştirme amacıyla sanatı en uygun araç olarak kullanır. Bu bağlamda olmayan bir şeyi zihinde oluşturabilme, herkesin bildiğini herkesten farklı yollarla yapabilme, bu süreçte yeni fikirler geliştirebilme; üstelik tüm bunları yaparken “estetik” anlayışı kullanma artistik yeteneğini gerektirir. Artistik sezgi ve yetenek, sanatsal yaratıcılığın olmazsa olmazıdır.

Kendilerine özgü düşünme ve yaratıcılık süreçleriyle, dehanın vücut bulmuş hali olarak nitelendirdiğimiz birçok isim artistik yeteneğe sahiptir. Dostoyevski, Leonardo Da Vinci, Van Gogh, Michelangelo, Wolfgang Amadeus Mozart, Johann Wolfgang Von Goethe sanatsal yaratıcılıklarına varlık kazandırmış dehalardır.

Sanatsal Yaratıcılıkta Düşünme Ve Keşif Süreçleri

E. Paul Torrance ve J.P. Guilford araştırmalarında yaratıcı kişiliğe sahip insanların fikir oluşturma süreçlerini inceledi. Akıcılık, esneklik, özgünlük, düzenleme olarak dört düşünme biçimini tanımladılar. Bunların farklı kombinasyonlarda da gerçekleşebildiğini ortaya koydular.

  1. Akıcı Düşünme: Müthiş miktarda fikir üretilir. Akıcı düşünen insanların yorucu gibi görünen tartışmalardan çok sonra bile “ekleyecek bir şeyleri daha” vardır.
  2. Esnek Düşünme: Bakış açısında çeşitlilik geliştirebilmektir. Tek bir soruna, birçok yaklaşım yolu getirir. Bir tür zihin jimnastiğidir.
  3. Özgün Düşünme: Benzersiz, yüksek derecede fikirler üretebilmektir. Çoğu zaman bu fikirler alışılmadıktır. Sorunu çözme yolları sevindirir veya şaşırtır.
  4. Düzenleyici Düşünme: Fikirleri genişletme, geliştirme ve süsleme yeteneğidir. Ayrıntılarla mutlu olurlar. Çoğu zaman karmaşık ve karışık olana yönelirler.

Fromm; sanatsal yaratıcılığın kendini iki şekilde gösterdiğini ileri sürer. Birincisi şiir-roman yazma, müzik besteleme, resim yapma gibi yeteneğe bağlı olanlardır. Öğrenilebilen, geliştirilebilen ve süreç sonunda ürün ortaya koyan etkinliklerdir. İkincisini ise karakter özelliği olarak tanımlar. Bir ürün ortaya konmasa da her türlü yaratıcılığın temelinde bulunan, yaratıcı tutum ve davranış biçimini oluşturabilme becerisidir. Görme, algılama, tepki verme gibi yetilerin bilişsel süreçlerle işlenmesi; bu beceriyi geliştirecektir.

Sanatsal Yaratıcılığın Geliştirilmesi

Jung; yaratıcı fikirler kaynağını, insanın içinde derinlerde yer alan asla tüketilemeyecek üretkenlik kaynağı olarak tanımlar. Yaşantıyı yakalayıp tutabilmek; onu belleğe, belleği anlatıma bazen de gereçleri biçime dönüştürebilmek bu kaynaktan yararlanabilmeyi ve sanatsal olana yönelebilmeyi sağlar. Burada bireyin kendi zihnindekini yapabiliyor olması önemli ve değerlidir.

Özgün düşünce yapısının oluşturulabilmesi, yenilik arayışının sürekliliği, bakış açısının genişletilmesi, merakın peşinden tutkuyla gidebilme hali; zihinsel süreçleri destekler. Bu süreç donanım ve sistemli çalışma birlikteliğiyle yüksek düzey yaratıcılığın ortaya çıkmasını sağlar.

Rollo May; yaratıcılığın sadece gençlik ve çocukluğumuzun masum kendiliğindenliği olmadığını, yaratıcılık ile yetişkin insanın tutkusunun birleştirilmesi gerekliliğini vurgular. Kişisel keşif, değişim, yüksek düzey anlayışa götüren fikir ve olasılıkları oluşturabilme becerisi; hiç durmadan bir hedefe ulaşma çabasıyla kazanılabilir.

Kaynaklar:

●Popular Science®, Türkiye

●  Sanat Yaratıcılık Bağlamında İnsan ve Yaratma Güdüsü/ Art Creativity and Creation in the Context of Human Motive, Leyla AĞLUÇ

Bilgiyi Yay
Üniversite öğrencisi. Okur, çizer, düşünür, merak eder cevabını bulana kadar asla pes etmez. Çoğu zaman yazmakla meşguldür, kalemi hiç tükenmeyenlerden :)

Bir Cevap Yazın