Zeka nedir? Zeki insanların beyni diğerlerinden daha mı büyük ya da daha mı ağır? Einstein’in beyni yıllar önce incelendi, peki ne bulundu, diğer insanların beyinlerinden farkı neydi? Hadi şu sorulara bir cevap bulalım:

Zeka Nedir?

Aslında zekanın tanımı kolayca yapılabilen bir kavram değil.  Zekayı farklı farklı şekillerde tanımladık. Mesela; hızlı işlem yapabilme, hatırlayabilme, basit veya karmaşık problemleri çözebilme gibi.. Özel hazırlanmış testlerle bu bileşenleri sınadık ve puanladık. Öte yandan günümüzdeki en basit bilgisayarlar bile bu işlemleri zekasıyla nam salmış insanlardan daha hızlı ve daha kesin bir doğrulukta yapabilmekte. Zaten insanoğlu bilgisayarı bunun için icat etmemiş miydi? Önceki yazımızda “beyin bir bilgisayar değildir” demiştik. O zaman neden bilgisayarlarla aynı teste tabi tutuluyoruz? Demek ki insan zekası dendiğinde işin içine farklı bir takım bileşenler giriyor.

Mesela duygusal zeka (EQ), mantıksal zeka (IQ) dan sonra en çok bilinen zeka türüdür. Tanımı: Duyguları okuma, empati yapabilme, kendi duygularının farkında olup onları yönetebilme ve duygularının verdiği mesajları okuyabilmedir. İnsan zekası üzerine araştırmalar ilerledikçe ve beyin hakkındaki bilgilerimiz arttıkça, insan zekasının zannettiğimiz kadar basit olmadığını anlamaya başladık. Başlığımızın altı tanımsız kalmasın adet yerini bulsun diyenlere şöyle bir kağıt üstündeki tanımı yapalım:

Zeka: Deneyimlerden öğrenebilme ve değişen koşullara uyum sağlayabilmektir.

zeka, zeki, beyin

Zeki İnsanların Beyni Daha Mı Ağır?

Aslına bakarsanız ne şekil olarak ne hacim olarak ne de ağırlık olarak bütün beyinler hemen hemen aynı ölçülerde. Peki bu farkı ne oluşturuyor? Bu soruya cevap vermeden şu soruya cevap bulmamız lazım: “zeka” derken neyi kastediyoruz? Hızlı işlem yapma yeteneğini mi duygularının farkında olma ve empati gücünü mü? Aslına bakarsanız zeka bunların hepsini kapsar ve bir çok farklı değişkeni de içerisinde barındırır.

Zekanın Kaynağı Nedir?

Hemen hepimiz zekanın doğuştan geldiğini veya çoğunlukla anneden geçtiğini duymuşuzdur. Elbette bunlar tamamen yanlış değil. Aslında sadece doğrunun bir kısmını söylüyoruz. Herhalde ekonomik düzeyi yüksek bir ailede, sağlıklı bir çevrede büyüyen çocuk ile sevgisizlik ve yoksullukla dolu bir ortamda büyüyen çocuğun zeka düzeyinin aynı olmasını bekleyemeyiz. Daha önceden de dediğimiz gibi insan beyninin kapasitesinin çok azını kullanıyoruz. Aslına bakarsanız zekanın da öyle olduğu söylenebilir. Henüz elimizde yeterince veri olmasa da zekanın deneyimle arttığını ve belli çevresel koşullarda tetiklendiğini söylemek pek de yanlış olmaz. Kısaca zekanın kaynağı en fazla %50 genetiktir. Geri kalanı ise çevresel faktörlerin sonucudur. Bunları anne karnındaki hormonların doğru zamanda ve doğru miktarda salgılanmasından tutun, kişinin çocukluğunun geçtiği ortama, geçirdiği travmalara kadar farklı yerlere bağlayabiliriz. Çevresel faktörler öngörülemeyecek kadar karmaşıktır. Bu yüzden bu örneklerin çoğaltılması işten bile değil.

zeka, zeki, beyin,

Son Olarak

Hadi birlikte düşünelim; hayatlarını hayranlıkla okuduğumuz, kendimize örnek aldığımız insanların ortak noktaları nelerdir? Bilim insanları, düşünürler, sanatçılar, başarılı iş adamları… Hepsi de küçük yaşlarda ailevi ve sosyal ortamlarında bir çok sıkıntı yaşamıştır. Fakirlik, hastalıklar, bunalımlar, başarısızlıklar hatta savaşlar. Siz hiç prensler ya da prensesler gibi büyütülmüş, en iyi okullardan mezun olmuş, yüksek maaşlarla çalışmış ve çok başarılı olmuş birini tanıyor musunuz? Ben tanımıyorum. Demek ki insan beyni değişen çevresel faktörlere uyum sağlama aracı olduğu için çalkantılı bir çocukluk geçirmek kişinin zekasını tetikleyip onu bir dahi bile yapabiliyor.  Nasıl kol kasınızı geliştirmek için onu yoğun bir şekilde çalıştırıp stres altında bırakıyorsanız, beyin de aynı şekilde stres altında kalmadan gelişemez.